ramazan-deveci-dunya-sevgisini-ve-dunyevilesmeyi-yazdi1c4cbc3e47e6be63cea0Ramazan Deveci Kuran`ın kadın suretindeki yaşanmış görüntüsü Hz.Fatıma`yı yazdı

 

 

İSLAMIN ÖRNEK KADINI Hz. FATIMA -2-

Hz. Fatıma engin bir ilmi derinliğe sahipti. O eğitimini vahiy evinde vahyi birinci elden dinleyerek almıştı.

Hz. Fâtıma  sevgili babasının sohbetlerinden çok istifade etmişti. Allah resulünün terbiyesinde yetiştiği için onun feyziyle gönlünü doldurmuş, ilim, edeb, haya gibi üstün ahlaki meziyetlerle kendini yetiştirmişti. Geniş bir ilmi birikime sahipti. Bu ilmini Müslüman kadınlarla paylaşır, onları eğitmek için onlara sohbetler eder Kuran’ı anlatırdı.  Hz. Fatıma öyle bir ilmi derinliğe sahipti ki Resulün ifadesi ile İlim şehrinin kapısı olan İmam Ali bir konuda takıldığı zaman gelir eşi Hz. Fatıma’ya sorardı.    Bir gün peygamberimiz  İmam Ali`ye: “-Ya Ali, Allah Teâlâ`yı sever misin?” diye sordu. O da: “Evet! Ya Rasülallah severim.” dedi. Efendimiz: “Onun Resulünü de sever misin?” dedi. İmam Ali heyecanlanarak: “Evet ya Rasülallah!” dedi. Efendimiz tekrar: “Kızım Fâtıma`yı da sever misin?” diye sordu. İmam Ali hiç tereddüt etmeden. “Evet” dedi Efendimiz: “Hasan ve Hüseyin`i sever misin?” dedi. O da: “Evet ya Resülallah severim.” diye cevap verdi. peygamberimiz “Ya Ali, gönül bir tane, sevgi ise dört. Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor? buyurdu. Hz Ali bu suale bir türlü cevap veremedi. Düşünceli bir vaziyette evine döndü.

Onu düşünceli ve durgun görünce Hz. Fâtıma  üzüldü. Ne olduğunu ve onun zihninden geçirdiklerini öğrenebilmek için şefkatle: “Ya Ali sizi durgun görüyorum. Üzücü bir şey mi oldu diye söze girdi ve; Eğer bu dünya ile ilgili ise kederlenmeğe değmez. Ahiret ile ilgili bir husus ise nedir sizi üzen şey?” dedi. Muhterem eşinin sorusunu cevapsız bırakmak istemeyen İmam Ali  başından geçen olayı anlattı ve Efendimizin sorduğu soruya cevap veremediğini söyledi. Hz. Fatıma  soruyu öğrenince gülümsedi ve “Ya Ali! Babamın yanına var ve bu suali şöyle cevaplandır.” diyerek açıklamalarda bulundu. İmam Ali bu izahtan  memnun oldu. Gönlüne hoş geldi ve Efendimizin huzuruna koştu: “Ya Rasülallah! Sağ, sol, ön, arka diye insanın yönleri vardır. Kalbin de böyle. Ben Allah`ı aklım ve imanımla, sizi ruhum ve imanımla, Fâtıma`yı, insani nefsim ile, Hasan ve Hüseyini de babalığın tabii icabı ile seviyorum.” dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz bu cevaba tebessüm etti ve: “Ya Ali! Bu sözler ancak Peygamber ağacının dalından alınmış meyvelerdir.” buyurdu.

Yine bir gün Peygamberimiz İmam Ali’nin ve ashabından bazılarının bulunduğu bir toplulukta “Kadın için en üstün sıfat nedir bilir misiniz” diye sormuştu. İmam Ali’de dahil kimse cevap verememişti. İmam Ali eve gelip Peygamberimizin sorduğu bu soruyu Hz. Fatıma’ya sormuş Fatıma şöyle cevaplamıştı. “Bir kadın için en üstün sıfat onun hiçbir namahrem erkeğe görmemesi, namahrem erkeğinde onu görmemesidir.” İmam Ali Peygamberimize bu cevabı verdiğinde, Peygamberimiz bunun Fatıma’nın cevabı olduğunu bilerek gülmüştü.

Vahiy evinde resulün terbiyesi ile yetişen Fatıma sanki sürekli ihramda bulunuyormuş gibi kimi helallerden bile sakınarak yaşıyordu. Bu cevapta onun bu halinin kendine kazandırdığı bir düşünce idi. Fatıma nasıl böyle yetişmesin ki Peygamberimiz bir gün seferden döndüğü zaman adeti üzere evine gitmeden yine önce Fatıma’yı ziyaret etmişti. Peygamberimiz kapıya kadar geldi ve içeri girmeden geri döndü. Hz. Fatıma buna çok üzüldü. İmam Ali eve geldiğinde hanımını üzüntülü gördü. Sebebini sordu. O da: “Ya Ali: Rasulullah geldi kapıdan içeri girmeden geri döndü, gitti” dedi. Buna İmam Ali  da çok üzüldü. Derhal sebebini öğrenmek üzere Peygamberimize koştu, Fatıma`nın üzüntüsünü söyledi. Eve niçin girmediğini sordu. İki Cihan Güneşi Efendimiz birazcık sitemle: “Benim dünya ile ne işim var? Benim işlemeli perde ile ne işim var?” buyurdu. İmam Ali  meseleyi anladı ve hemen ailesine döndü ve Efendimizin hoşnutsuzluğunu haber verdi. Bunun üzerine Hz. Fatıma  “O perdeyi ne yapmamı emrediyor” dedi. Yine peygamberimizin huzuruna varan  İmam Ali`ye Peygamberimiz “Fâtıma`ya söyle; O perdeyi filan oğullarına göndersin” buyurdu. Bunun üzerine o perde yerinden indirilip ihtiyaç sahiplerine gönderildi. Peygamberimizin  istemediği bir şeyi onlar hiç istemezlerdi. Allah Resulünü babacığını memnun etmek onların en büyük arzusuydu. Bunun için sevgide kusur etmemeğe son derece dikkat ederlerdi. Efendimiz de damadı ve kızını çok severdi, fırsat buldukça onları ziyaret ederdi. İşlemeli bir perde kullanmak elbette haram değildi. Ama Peygamberimiz Fatıma’yı terbiye ederken onu kimi helallerden de sakındırıyor, Fatıma’nın gönlünde dünyaya meyil olsun istemiyordu.

Bir başka olayda Peygamberimiz Hz. Fatıma’daki zinnet eşyalarına tavır almıştı. Bunlar ümmetin kadınlarına helal olan ama yüce resulün Fatıama’ya yakıştıramadığı şeylerdi. Oda hiç itiraz etmeden babasının işaretlerinden gerekli dersi alıyor zühde ve takvaya yönelerek, Müslüman  kadınlar için ideal bir örnek oluyordu. Dünyanın çekici süslerine arkasını dönmüştü. Dünya hayatının aldatıcı güzelliklerine eğilim göstermiyordu ve dünyaya meyletmenin ne büyük felâketlere yol açtığını çok iyi biliyordu. Dünya hayatının zorluklarına sabrederken, dilinden Rabbinin zikrini eksik etmeden sorumluluğunu yerine getirme hususunda muazzam bir sabır örneği sergiliyordu.

Fatıma, yüksek bir ahlakı, onurlu bir karakteri ile Müslüman kadın olmanın ufuk noktası olmuştu. O, hoşgörü, sükûnet , geniş ufuklu vakarıyla, öz güven ve yumuşaklığıyla, fedakarlığı, ağırlığı ve temkinliliğiyle, sağlam karakteri ve iffetiyle, onurunu korumasıyla bir ahlâk abidesiydi. Gıybet etmez, kimseyi arkadan çekiştirmezdi. Kimseyi küçümsemez kaş göz işareti yapmazdı. Başkalarının sırrını saklar, verdiği sözü tutardı. İstişarede doğruyu söyler, onların gerçek hayrını isterdi, başkalarının mazeretlerini kabul ederdi. Yanlışlıkları hoş görürdü. Onda kibrin zerresi bulunmaz, kimseye yüksekten bakmazdı. O tam bir ahlak abidesi idi. Değimli ki babası güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmişti. Oda bir kadın olarak güzel ahlakı tamamlayacak ondan İslam ahlakına ters bir şey zuhur etmeyecekti. Kimse Fatıma’nın söz verdiği halde sözünde durmadığına şahit olmayacaktı, yada yalan söylediğini görmeyeceklerdi. O babası gibi özü sözü dosdoğru olan biri idi.

Fedakarlığı o kadar üst seviyede idi ki kendisinden daha fazla başka Müslümanları düşünürdü. Kendi ihtiyacı varken infakta bulunduğu gibi, kendisinden önce komşularına dua ederdi. İmam Hasan anlatır “Annem Fatıma’yı bir Cuma gecesi mihrabında ibadet ederken gördüm şafak sökünceye kadar sürekli rükua gitti. Hep mümin erkeklere ve mümin kadınlara isim vererek dua ettiğini duydum. Uzun uzun dua ediyordu. Kendisi için hiç dua etmiyordu. Dedim ki “Anneciğim niçin başkaları için dua ettiğin gibi, kendin içinde dua etmiyorsun.” Dedi ki “yavrucuğum önce komşu sonra ev” Hz. Fatıma Cuma günün son saatlerini duaya ayırırdı. Ve Müslümanlar için dua ederdi. Ramazan’ın son on gecesinde hiç uyumaz dua ve ibadetle meşgul olurdu. Ev halkını da gece ibadet yapmaya teşvik ederdi.

Dilinden haktan başka bir söz dökülmezdi, sadece doğruyu konuşurdu. Kimsenin kötülüğünden söz etmezdi. İnsanlara hep hüsnü zanla yaklaşır, gönül kırmamaya özen gösterirdi.

Ahlaki yozlaşmanın her geçen gün daha da arttığını görüyoruz. Bir taraftan toplumun dindarlaştığı konuşulurken, diğer taraftan ahlaki yozlaşma artıyorsa bir yanlışlık var demektir. Ya dindarlık yanlış anlaşılıyor, doğru İslam öğrenilmiyor yada toplum sanıldığı gibi dindarlaşmıyor demektir. Çünkü İslam güzel ahlaktır. Doğruluktur, dürüstlüktür, güvenilirliktir, emin insanların artmasıdır. İslam’ın örnek insanları güzel ahlakları ile örnektir.  Bediüzzaman, “İslâmiyet, insaniyet-i kübradır.” der. Bir insanın İslâm`dan nasibi ölçüsünde insanlıktan nasibi vardır. Buda insanlığın ortak değeri ahlaki değerlerdir. Ahlaki değerlerden nasibi olmayanın İslam’dan da nasibi yoktur. İman ile ilgili ayetlerde imandan sonra mutlaka Salih amel gelir. Salih amel bir anlamda güzel ahlaktır.

Peygamber Efendimiz  bu gerçeği, “Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” şeklinde ifade eder. Peygamberimizi örnek almak, Hz. Fatıma’yı örnek almak gerçek anlamda onların ahlakı ile ahlaklanmakla mümkün olur. Yoksa şekilsel olarak onlara benzemeye çalışmak onları örnek almak demek değildir. Şekilsel olarak benzemeye çalışmanın da mutlaka bir anlamı vardır ama esas olan ahlaken benzemektir.

Hz Fatıma’yı örnek almak onun ceyizlerini bu güne taşımak demek değildir. Modern zamanlarda teknolojiye bigane kalamayız dolayısı ile Müslüman kadınlara sizlerde Fatıma’nın ceyizi kadar ceyiz edinin demek gerçekçi olmaz. Burada önemli olan dünya malına değer vermemeyi öğrenmek  ihtiyaçtan fazlasını zarar olarak göre bilmektir. Hz. Fatma’nın bulaşık ve çamaşır makinesi mi vardı diyerek Onu eliyle yaptığı işlerle ön plana koymak isteyen insanlara şunu söylemek gerekiyor. Hz. Fatma’da örnek alınacak şey Onu günümüze taşımaktır. Hz. Fatıma’nın neleri öncelediğine, nelere daha çok değer verdiğine, hangi işini neyin önüne koyduğuna, dikkat etmemiz gerektiğini bilmektir. Hz. Fatıma’yı günümüze taşıyarak onun ahlakı ile ahlaklanarak onu gerçek anlamda örnek alabiliriz. Yapılması gerekende budur.

Hz. Fatıma yirmi sekiz yıllık ömrünün tamamında bir ihramlı hassasiyeti ile yaşamış, nefsini sadece haramlardan değil kimi helallerden de sakındığı için onun günah işlediğine hiçbir kul şahid olmamıştır. Ömrü boyunca tam bir ihram hassasiyeti içerisinde, bir gönül kırmamış, bir canı incitmemiştir. Hayatından verdiğimiz örneklerde de görüldüğü gibi hayatı boyunca başkalarını hep nefsine tercih etmiştir. Onun haksızlıklar karşısında tepkileri bile kırıcı olmaktan uzaktır. Bu ufuk insanın varlığı insanlık tarihinin kadın sorununa İslam’ın getirdiği somut çözümdür.

Onun yaşamı ideal insan ve ideal kadın tipidir. Herkes hepimiz bu ideal hayata yaklaşa bildiğimiz ölçüde kendimizi başarılı görebiliriz. Sözün özü ölçüde, örnekte  Hz. Fatıma’dır.

 

YAZARIN KONU İLE İLGİLİ DİĞER YAZILARI

http://www.anteppress.com/Haber/Makaleler/10122009/Islamda-aile-ve-esler-arasindaki-iliski.php

http://www.anteppress.com/Haber/Makaleler/04032010/Baba-Kiz-Iliskisinin-Ufuk-Noktasi-Hz-Muhammed-ve-Hz-Fatima-1.php

http://www.anteppress.com/Haber/Makaleler/23032010/Baba-Kiz-Iliskisinin-Ufuk-Noktasi-Hz-Muhammed-ve-Hz-Fatima-2.php

http://www.anteppress.com/Haber/Makaleler/09042010/ISLAMIN-ORNEK-KADINI-HZFATIMA-1.php