Ramazan Çetin Yazdı…

Ey İnsan! Durmadan şikâyet etmedesin. Her dem feryad-u figan içindesin. Hayatında bin bir elem ve keder. Söyle bu hayat nereye gider? Oysa tek şikâyetin kendinden olmalıydı. Nefsinden olmalıydı. Sevgili seni kendisiyle bulmalıydı. Şöyle hele bir dur ve dinlen. Dinlen ve durul. Önce biraz durulan ki ayırt edebilesin kendini kendinden! kurtar kendini bulanmalardan bulandırmalardan. Diyorum ki bir nazar etsen, iç/in ne âlemde. Gittikçe tükenmektesin haberin var mı, sen böyle gafilken “Sevgili” seni duyar mı? Duy/mak ve duyur/mak için kaç gülü kokladın, kaç çiçeğe el vurdun kaç kez kalbini yokladın. Hele bir dinle can kulağıyla, hayat ve memat(ölüm) kulağına neler fısıldar. Ne anlatır saf/ça bakan gözler, Dikkat et, Âlem külli bir sevginin akışında. Zerreler küreler bir tek Leyla’nın bakışında. Aşk vadisine gir de bak her şey nasıl bir cezbe ve zikir içinde. Her şey nasıl da kendisi her şey nasıl da olduğu gibi yerinde, kendine döner. Ya sen nerde nerede kiminle dönmektesin şimdi?  Sen ki canı sevgiliden ayırdın. Sen ki aslından bihaber yürüdün, söyledin konuştun. Derinden bir ses gelir içinden  “Bizi terk ettin” Sahi biz sevgiliyi neden terk ettik. Gerçekten bizi kimin peşinden gittik. Ağla haline ağla ağla da kalbi can güzeline bağla. Feryadım, candan ayrılığa işaret olsun. Sen ki ey insan herkese dost olmaya çalıştın, bir tek sevgiliye dost olmayı denemedin. Bir tek ona dönmedin. Döndüğün tüm kapılar kapandı yüzüne kimse itibar etmedi sözüne. Ah eyle, ah eyle de ah etmeyen günah eder, Her nefeste karanlığa yürür gider. Ağla içindeki saf madene erene kadar, durma yürü sevgiliyi görene kadar. Allah’a kul olursan her şey sana yar olur. Ondan gayrisine yar olmaya çalışırsan, her şeye kul olursun. Ey İnsan kaf dağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün. Şems-i Tebrizi

KULLUK SADE BİR SEVGİYLE YAŞAMAKTIR. KULLUK HER NEFESTE SEVGİLİYE VARMAKTIR.

Gel “emanet”e yeniden sahip olmayı dene. Gel yakın ol kalbine, ruhuna, yüreğine. Sen seni duymadıkça seni kim duyar ki. Unutma her canda gören göz bulunmaz, her gözün gören canı olmaz. Kaldır perdeleri de hakkın ve hakikatin ışığı parıldasın. Sevgilinin nuru içinde yansın sönmesin. Bitmesin içinde aşka, canana, Leyla’ya, sevdan hasretin özlemin. Günlerin dolu ve mübarek olsun.    Zamanın kutlu ve değerli olsun.

 

Derman bildiğin ilaçlar canına zehir oldu, kurtuluş zannettiğin yollar bataklığa döndü. Gam yüklü kervanlar içinde hep düştün kalktın. Ne hal kaldı ne ahval yaşadığın her an oldu izmihlal! Gel dönelim artık aslımıza, gel dönelim gül yüzlü baharımıza. Adımıza, bırak mecnun desinler ne çıkar bize sevgilinin aşkı ve sevgisi yeter. Aşksız hayaller sevgiliye götürmedi, sevgisiz tohumlar ektik yeşermedi. Yeşermez de. Bin sene geçse de aşksız ekilen yeşermez. Onsuz yaşayan gülemez.

Ey güzel! Âşık olan nasıl yanmaz, mecnun olan nasıl uyanmaz. Gel aşk suyuna dal gitsin, gel içindeki ve dışındaki bütün engeller bitsin. Yeter artık zulumat bizi terk etsin. Bırakalım Sevgiliye aksın gitsin özümüz ve sözümüz, dönelim güzeller güzeline gülsün yüzümüz. Söyle ey can söyle hele neyiz, biz kimiz?