Türkiye farklı duygu ve anlamlar yüklenerek bir halk oylamasını daha bitirdi. Tartışması da bitmez bir süre daha… Arkasına gavurları da almış bir muhalefetin geçmişten bugüne yaptığı gibi uzunca bir süre oluşan sonucu gündemimizde bırakacağı muhakkak..

Elbette bunun da sebepleri var. Özellikle CHP kanadının ülkenin asli fonksiyonu olarak kendini görme eğilimli cümleleriyle bezenmiş ifadeleri niyetlerini ortaya koyuyor. Bir kere de çıkan sonuca saygı gösterip  nerde hata yaptık moduna girseler kurban kesmek vacip olacak…

Sonuçları değerlendirirken oy veren büyük bir çoğunluğun maddelerden çok yaşananlara bakarak oy verdiğini anlamak mümkün. Okuduğumuz, dinlediğimiz kadarıyla bu maddelerin bir kısmına gönül rahatlığıyla evet denebileceği gibi bir kısmına da – kimi zaman şüpheleri abartılı bulsam da – hayır denilebilir gözüküyordu. Ancak kağıdın ortasına basmak geçersiz olduğu için ve anlamsız olacağı için böyle bir şansınız yoktu. Ya evet diyecektiniz ya hayır !

Kolay olan bu zamanlarda yazmak olsa gerek deyip genel anlamda her seçim gibi çok büyük olaylardan olmadan geçen bu referanduma dair gözlemlerimi paylaşmak isterim sırasıyla..

  1.  Oylamada maddelerden çok herkesin kendi bulunduğu pozisyon etkili oldu sanırım. Madde içerikleriyle ilgili oy verme sürecine katılan toplamda %10 u geçer mi emin değilim.
  2. 18 madde içerisinde karşı çıkılmayacak olanlar muhalefet tarafından önceden mecliste geçirilse ve mesele bir maça çevrilmeseydi hayır kazanabilirdi. Ama yeni anayasa tartışması bugüne ait değil daha önceki komisyonları kim dağıttı bakmak lazım. Bu yazı yazılırken ekranda Kılıçdaroğlunun yeni anayasa ihtiyacı sözleri de karşıma gelmişti bir fıkra tadında !
  3. Akparti evet cephesinin en önemli aktörüydü. Ancak ciddi bir hata yaptı ve söylemini milliyetçiliğe evirdi. Bunun nasıl bir kötülük olabileceğini düşünmedi. Bozkurt işareti yapma noktasına kadar gidildi. Sonuçta en büyük oy katkısı da anormal bir şekilde bu söylemin yaraladığı insanlardan Doğu’daki vatandaşlardan geldi !
  4. Doğu’dan gelen yüksek oy başka bir mesajı içeriyor. Pkkyı bitti ama Kürt halkının ve bölgenin sorunlarını da oturup yeniden konuşmayı gerektiren bir süreç var. Bu iş daha fazla uzarsa abd destekli pydnin başka fitneler çıkarma olasılığı hep aktif. Hızlı davranmak gerekiyor artık !
  5. MHP den beklendiği gibi bir oy desteği gelmedi. MHP tabanının belli bir kısmı destekledi elbet. Bahçelinin tavrı bugüne gelmemizde en büyük öneme sahip olaylardan biri. Ancak sonuçlar bariz bir şekilde evet vermemiş bir seçmen kitlesi gösteriyor. Tabii ki bu tek sebep değil sonucu etkileyen.
  6. Esasında MHP’nin son dönemlerde belirgin olarak karşı durduğu konu terör ve bölünmezlik idi.  Hükümetle ilgili operasyonlarda net tavır alma konusunda Bahçeli’nin duruşunu saymazsak MHP tabanı çok fazla kaygan hale geldi. Erdoğan’ı yabancı ülkelerin baskıları karşısında koruma içgüdüsüyle davrananlardan daha çok reddedenlerin olduğu bu oylamada bariz bir şekilde ortaya çıktı. Burda özellikle MHP nin seküler ve muhafazakar kanatlarının olabileceği vurgusu de seçim sonrası konuşmalarda kendine yer buldu. Mesela deniz kıyısındaki bir milliyetçi vatandaş ile orta anadoludakinin fikri aynı zeminde buluşamıyor.
  7. Avrupa ülkelerinin gösterdiği faşist tavrın oralardaki pkk ve fetö unsurlarının ne kadar etkili olduğunu göstermesi açısından önem arzettiğini düşünüyorum. Seçim sonuçları ile ilgili de sunulan raporun adeta müstemleke ülkesi mesabesinde anlaşılabilir olması Türkiye hakkındaki izlenimlerinin ne durumda olduğunu göstermesi açısından önemli bir gösterge. Gözlemcilerin hayır cephesiyle olan ilişkileri de raporu daha bir adil(!) kılıyor doğrusu. Asıl büyük problem bu ülkelerin tavrına karşı Türkiye muhalefetinin gösterdiği duruş. Maalesef ortada böyle bir kriz var son yıllarda artarak devam eden.
  8. Akparti cephesi hem fetö operasyonlarındaki dokunulmayanlar, yanlışlar  hem de yerelde kendisine oy verenlerin giderek artan memnuniyetsizlikleri noktasında duyarsızlığının bedelini ödedi. 15 Temmuz gibi bir büyük direnişin arkasından çok daha dikkat ve özen isteyen meselelerde aynı hatalar tekrarlandı. Özellikle yerel teşkilatların milletin derdinden uzak giden etkinlikleri ve uygulamaları, rant ve adam kayırmanın ciddi anlamda yeniden toplum gündemine oturması, reisci denen bir tayfanın her eleştiri yapanı her konuşanı yaftalayarak uzaklaştırması üzerinde durulması gereken hususlar. Akparti bilmeli ki oy verenlerin çoğunluğu kahrederek veriyor artık. Kendisine oy veren çoğunluğun dertleriyle dertlenmeyen ve oy vermemiş olsa bile vatandaşın ortak derdine sağlam , kabul edilebilir ve sindirilebilir çözümler üretmeyen bir yapıya destek vermek giderek zorlaşmaktadır.
  9. Bizzat Erdoğan’ın danışmanlar diye önümüze getirdiği kişilerin kabullenilmesinin zor olması ve toplumda karşılığının pek olmaması , süreç içinde yapılan açıklamalar da sonuca etki eden faktörlerden diyebiliriz. Bu hususta özellikle destek verme noktasında olan stkların Erdoğan’ı yönlendirici uyarılarda bulunması elzem. Bu uyarıların zaman zaman yapıldığını biliyoruz ancak etkisi ve uygulamadaki karşılığı sorgulanmaya muhtaç.
  10. Yine Erdoğan’ın şahsının ifade ettiği bir anlam olduğunu ve bunun yüzdelik olarak bu toplum tarafından çok önemsendiğini bilelim. Fakat böyle devam eder mi bu durum? Yani eğer Erdoğan kayda değer şeyler söylüyorsa, söyledikleri milleti ve  alem-i İslam’ı rahatlatacak şeyler ise bu yükün sadece onda kalması /bırakılması ondan başkasının bunu yüklenmemesi ne kadar mantıklı? Her şehirde bu minval üzere insanlar olması gerekmez mi ? Birçok konuda kendi partisinden ve teşkilatından daha duyarlı olan Erdoğan tek başına deniyor.  Peki onu tek başına bırakanların sorumluluğu ne olacak? Evet Erdoğan’ı yalnız bırakma ama bu tek başına tüm yükü ona yüklemekle, eleştirmemekle, yanlışları görmemekle, ya da seçimden seçime görmekle olmayacak. Bu hususta duyarlı insanların Stkların gerekli tavrı ortaya koyması gerekiyor.
  11. Son olarak mühürsüz oy meselesi de klasik CHP mantığının sonucu. 2.5 milyon oydan ciddi ciddi bahsediyorlar. Peki bu kadar oy atılırken hiçbir müşahid tutanak tutmamış mı? Tutmuşsa kaydı nerdedir? 2.5 milyon blok evet oyu varmışcasına davranmanın mantığı nedir? Ayrıca oy veren vatandaşın oy hakkı gaspedilmiş olur bu tutumla. Yasa yanlış  ve suç uygulayamayan kurula aittir hesap ondan sorulur. Ösym’nin astımlı öğrenciye uygulamaya çalıştığı kural gibi, paşa paşa sınavı kabul ettiler . Çünkü eğitim hakkı sınavdaki kuraldan önce gelir. Seçme hakkı oy pusulasının mühründen önce gelmelidir…

Hasılı tartışmalarımız bitmiyor, bitmeyecek amma öncelikle herşeyin ötesinde talebim de bu seçimlerde belki de bazı dikkatli çalışmaların yapılmasıyla engellenen algı operasyonu yalan haberlerin son bulması. En azından kirli bilgi ile değil herkes kendi bakış açısıyla yorumlama yapabilir. Sürekli belirli bir seçmene koyun diyenlerin kendilerinin böyle haberlerle nasıl koyun gibi davrandıklarını görmekten bıktık. İnşallah daha sakin , gavurların topa girmediği, algı operasyonlarının olmadığı seçimlere de kavuşuruz bir gün… (Ümit işte… !)

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here