Resim_1357504123Mustafa Yıldız Kur`an`daki çok anlamlı ve eş anlamlı kelimeleri yazdı.

 

Her dilde çok anlamlı ve eş anlamlı kelimeler vardır. Yani bazı kelimelerin birden fazla anlamı olduğu gibi, bazı kelimeler de birbirinin yerine kullanılabilir. Bu tür kelimelere / fiillere binlerce örnek verilebilir. Ama biz sadece birkaç örnekle yetineceğiz. Örneğin, Türkçedeki “açık” kelimesi çok anlamlı bir kelimedir. Nitekim Türkçe herhangi bir sözlüğe baktığınızda “açık” kelimesinin yirmi civarında anlamı olduğunu görürsünüz. Hele ki başka kelimelerle yan yana geldiğinde bu sayı ikiye katlar. Aynı durum “düşmek” yahut “çalmak” kelimeleri / fiilleri için de geçerlidir. Bu tür kelimeler yahut fiiller ya geçtikleri bağlam itibarıyla ya da yan yana geldikleri diğer kelimeler dolayısıyla farklı anlamlar kazanır.
Aynı şekilde bazı kelimeler ise eş anlamlıdır. Birbirinin yerine kullanılabilirler. Ancak eş anlamlı kelimelerin anlamlarında her zaman mutlak bir denklik olmayabilir. Her ne kadar bu tür kelimeler yer yer birbirinin yerine kullanılabiliyor olsa da, her durumda birbirinin yerine kullanılmaları söz konusu olmaz. Çünkü tek başlarına birbirleriyle anlam olarak örtüşüyor gibi olsalar da, diğer kelimelerle yan yana geldiklerinde ya tamamen farklı anlamlar kazanırlar, ya da küçük de olsa diğerinden farklı bir anlama işret ederler.  Elbette bu tür kelimelere pek çok örnek verilebilir. Ancak bu bağlamda birkaç örnek vermek gerekirse;  “ak” ve “beyaz”, “şüphe” ve “kuşku”, “siyaset” ve “politika”, “şehir” ve “kent”, “kadın”, “hanım”, “bayan” ve “karı” gibi kelimeler kabaca eş anlamlı kelimelere örnek teşkil edebilir. Bu tür kelimeler her ne kadar kabaca birbirinin yerine kullanılıyor olsalar da, kullanıldıkları bağlam yahut yan yana geldikleri diğer kelimeler veya içerisinde yer aldıkları cümle itibarıyla ya farklı anlamlar kazanırlar, ya da küçük de olsa diğerinden farklı bir anlama işaret ederler.
Kuşkusuz bu durum her dil gibi Arapça için de geçerlidir. Arapçada da birden fazla anlama gelen pek çok kelime olduğu gibi, aynı şekilde birbirinin yerine kullanılan da pek çok kelime vardır. Doğal olarak Kur’an da Arapça olarak indirilmiş bir kitap / hitap olduğu için aynı durum Kur’an için de söz konusudur. Hatta bazı kelimeler Arap dilindeki anlamlarının dışında Kur’an semantiği içerisinde yeni anlamlar kazanmışlardır. Kur’an ilimlerinde yahut Tefsir ilminde çok anlamlı ve eş anlamlı kelimelere “Vücuh” ve “Nezair”  adı verilir. Diğer bir ifade ile söyleyecek olursak, birden çok anlamı olan kelimelere “Vücuh” denilir. Buna karşın birden fazla kelime tek bir şeyi ifade eden bir anlama sahipse buna “Nezair” adı verilir.
Vücuh” ve “Nezair” konusu Kur’an ilimlerinin ve Tefsir ilminin en önemli konularından biridir. Çünkü Kur’an’ın anlaşılmasında Kur’an’da yer alan kelimelerinin anlamlarının doğru olarak bilinmesi büyük önem arz etmektedir. Bu ise ancak, kelimenin, geçtiği bağlam yahut içerisinde yahut içerisinde yer aldığı cümle içerisinde hangi anlama geldiğinin bilinmesiyle, ya da diğer kelimenin değil de o kelimenin kullanılmış olmasının ne tür bir inceliğe işaret ettiğinin bilinmesi ile mümkün olur.
Nitekim “Vücuh” ve “Nezair”in önemi ta baştan beri bilindiği için İslam’ın ilk asırlarından itibaren bu konuda müstakil kitaplar yazılmaya başlanmıştır. Katip Çelebi bu alanda ilk kitap telif edenlerin İkrime (Ö: h. 105 – m. 723) ve Ali b. Ebi Talha (Ö: h. 143 – m. 760) olduğunu söyler. Her ne kadar diğer kaynaklar bu bilgiyi doğrulamasalar da, bize kadar ulaşan Mukatil b. Süleyman’ın (Ö: h. 150 – m. 767) “el-Eşbah ve’Nezair” isimli kitabı bu konunun çok erken dönemlerde öneminin fark edildiğinin göstergesidir. Aynı şekilde daha sonraki asırlarda da bu alanda müstakil pek çok kitap telif edilmiş, bunların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır.  “Vücuh” ve “Nezair” konusu sadece müstakil telif edilmiş eserlerde yer almaz. Bunların yanı sıra Tefsir Usulü ve Kur’an İlimleri ile ilgili kitaplarda da bu konuya ele alan bölümler yer almıştır. Bunun dışında Tefsir kitaplarında da “Vücuh” ve “Nezair”e materyal oluşturacak pek çok veriye rastlamak mümkündür.
Bu konu tefsir açısından önem arz ettiği kadar Kur’an çevirileri (meal) açısından da büyük önem arz etmektedir. Bu yüzden özellikle Kur’an mütercimlerinin çok büyük hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. Zira bir kelimenin, geçtiği bağlam içerisinde kazandığı yeni anlamı göz ardı ederek o cümleyi / o ayeti anlamaya çalışırsak o cümleyi / o ayeti doğru anlamamız mümkün olmaz.
Bu bağlamda “Secde”, “Salat”, “Ruh”, “Din”, “ vb. kelimeler çok anlamlı kelimelere örnek olarak verilebilir. Örneğin “Secde” kelimesi, kullanıldığı yere göre “namazda yere kapanma (secde etme)”, “boyun eğme”, “emre amade olma”, “alçakgönüllülük”, “saygıyla selamlama”, “itaat” vb. anlamlara gelir. Yine aynı şekilde “Salat” kelimesi “namaz”, “dua”, “mağfiret”, “rahmet”, “din”, “ibadet”, “destekleme”, “Kur’an okuma” vb. anlamlarda kullanılmıştır. Benzer durumlar diğer çok anlamlı kelimeler için de söz konusudur.
Buna karşın Türkçeye kabaca “şüphe” veya “kuşku” olarak çevrilebilecek olan “Rayb”, “Şekk” ve “Şüphe” kelimeleri eş anlamlı kelimelere örnek olarak verilebilir. Bu kelimeler her tür belirsizlik, şüphe ve kuşkuyu ifade etmek için kullanılır. Ama aralarında bazı nüanslar vardır. Örneğin, “Rayb” kelimesi endişe, korku, tasa, ihtimal, şüphe, zan, kaygı, vesvese vs. gibi her tür belirsizliği ifade etmek için kullanılır. Bu açıdan “yakin” (kesin gerçek) kelimesinin tam zıddını ifade eder. “Şekk” kelimesi “Ş-K-K” kökünden gelir ve “iki şeyin birbirine yapışması, birbirinden ayırt edilememesi” anlamına gelir. Genellikle iki ihtimalden biri olduğu durumlar için “Şekk” kelimesi kullanılır. “Şübhe” kelimesi ise “Ş-B-H” (benzedi) kökünden gelir ve belirsizlik ihtimalinin ikiden fazla olduğu durumlarda kullanılır. Aynı şekilde benzer durumlar Kur’an’da geçen diğer eş anlamlı kelimeler için de geçerlidir.
Netice itibarıyla, Kur’an’ın doğru anlaşılabilmesi, hatta inceliklerinin fark edilebilmesi için “Vücuh” ve “Nezair”in, yani çok anlamlı ve eş anlamlı kelimelerin bilinmesi gerekir. Çok anlamlı kelimeler kullanıldıkları bağlama yahut içerisinde yer aldıkları cümleye göre farklı anlamlar kazanabilir. Bir kelimenin birden çok anlamı var diye, o kelimenin her yerde birden çok anlama gelmesi söz konusu olmaz. Yine aynı şekilde, Kur’an’daki eş anlamlı kelimeler arasındaki nüansların fark edilmesi lazım. Yoksa Kur’an’ın farklı durumlarda – görünüşte bu kelimeler eş anlamlı gibi görünse de – farklı kelimeler kullanmasındaki inceliği anlayamayız.

Kaynak: Özgün İrade Dergisi