Resim_1315857700Mustafa Yıldız `Kur`an`daki hitapların özellikleri`ni yazdı…

 

KUR`AN`DAKİ HİTAPLARIN ÖZELLİKLERİ
Mustafa Yıldız
Konuşma dilinin özelliklerinden birisi de zaman zaman hitap cümlelerine başvurulmasıdır. Hitap cümleleri sözün etkisini artırmanın yanı sıra, aynı zamanda muhatabının bilinmesi (belirlenmesi) açısından da önemli bir rol oynar. Hitap, deyim yerindeyse bir “gösterme” yahut bir “işaret” eylemidir. Bir anlamda sözün muhatabı işaret edilmiş olur. Böylece, söylenilen sözün kime söylendiği belirgin kılınır ve sözün etkisi artırılmış olur.
Hitap ile muhatap arasında mutlak bir özdeşlik olması gerekmeyebilir. “Hitap kime ise o hitabın muhatabı sadece odur” gibi bir önkoşul yoktur. Bazı durumlarda “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” durumu söz konusu olabilir. Yani, hitap bir kişiye (yahut gruba) yapılırken gerçek muhatap bir başka kişi (yahut grup) olabilir. Bu yüzden hitabın gerçekte kime yönelik olduğunu anlamak için hitabın lâfzî anlamın ötesinde başka karinelere ihtiyaç duyulabilir.
Bu bağlamda, konuşma diliyle nazil olmuş (hitabi) bir metin olması hasebiyle Kur’an’ın pek çok ayetinde hitap cümleleriyle karşılaşmak mümkündür. Herhangi bir Kur’an okuyucusu için bu hitapların gerçek muhatabının / muhataplarının bilinmesi Kur’an’ı sağlıklı olarak anlayabilmesi için önem arz etmektedir. Bu yüzden konunun önemine binaen “Kur’an’daki hitaplar” konusu ulema tarafından Tefsir Usulü içerisinde ele alınmıştır.
Genellikle Kur’an’ın, Hz. Peygamber (as)’ın şahsında bütün insanlığa yapılmış bir hitap olduğu; dolayısıyla muhatabının bütün insanlık olduğu kabul edilir. Kuşkusuz bu kabul bütünüyle yanlış bir kabul değildir. Şayet bir bütün olarak Kur’an’ın kendisinden söz ediyorsak, bu hitabın muhatabının bütün insanlık olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak bunun böyle olması, Kur’an’ın herhangi bir ayetinde yer alan her hitabın herkesi kapsadığı anlamına gelmez. Hitabın mahiyetine bakmaksızın her hitabı bütün insanlığa teşmil etmeye yönelik bir anlama ve okuma biçimi Kur’an ayetlerinin doğru olarak anlaşılmasını olumsuz etkiler.
Bir bütün olarak Kur’an’ın kendisi – tabir caiz ise – “Ey İnsanlık! Bu sözleri sana söylüyorum!” der. Ancak münferit olarak herhangi bir Kur’an ayeti her zaman “bütün insanlığı” işaret etmez, bütün insanlığı göstermez. Bazen insanlık ailesinin bir kısmını yahut bir ferdini işaret eder, doğrudan ona hitap eder. Her ne kadar hitabın hususi olması (herhangi bir kişi ya da gruba yönelik olması) kastedilen asıl muhatabın umumi (bütün insanlık) olmasına engel değilse de, bu durum, bunun her zaman böyle olması gerektiği anlamına gelmez. Bazen tersi de olur.
                Hitap ile muhatap arasındaki ilişki beş farklı düzeyde ele alınabilir:
1.                  Hitap umumadır ve yine umum kastedilmektedir.
 Bazı ayetlerde hitap genele yapılır ve bu hitapların muhatabı herkestir.
Örnek:
Ey insanlar! Peygamber size bir hakikat getirdi. O halde kendi iyiliğiniz için ona inanın. Onu kim inkar ederse, bilsin ki, inkarının Allah`a bir zararı olmaz. Çünkü göklerde ve yerde olan her şey Allah`ındır. Allah her şeyi bilir, yerli yerince yapar. (Nisa: 170)
Bu ayette hitap bütün insanlığa yapılıyor ve aynı şekilde bütün insanlık kastediliyor.
2.                  Hitap umumidir, ama hususilik kastedilir.
Bazı ayetlerde hitap genele yapılır ama özel biri / birileri kastedilir.
Örnek:
Ey Ehli Kitap! Dininiz konusunda aşırıya gitmeyin ve Allah hakkında sadece doğru olanı söyleyin. Bilin ki Meryem oğlu İsa ancak Allah`ın peygamberi, Onun Meryem`e ilettiği kelimesi ve Kendisinin yarattığı bir candır. Allah`a ve peygambere iman edin ve “Allah üç tanedir” demeyin. Kendi iyiliğiniz için bu inancı terk edin. Çünkü Allah bir tek İlah`tır. Ona, çocuk sahibi olmak yakışmaz. Göklerde ve yerde olan her şey Allah`ındır. Güvenilecek birisi olarak Allah yeter. (Nisa: 171)
Ehli Kitap ifadesi Yahudileri ve Hıristiyanları birlikte ifade eden bir kavramdır. Bu ayette hitap “Ehli Kitab”ın tümüne yapılıyor ama sadece Hıristiyanlar kastediliyor. Çünkü ayetin devamında söz konusu edilen inanç Hıristiyanların inancıdır.
3.                  Hitap hususidir ve aynı şekilde hususilik kastedilmektedir.
Bazen hitap özel bir kişiye (ya da gruba) yapılır ve aynı şekilde bu kişi (ya da grup) kastedilir.
Örnek:
        Allah, “Ey Âdem!” dedi, “Bunlara onların isimlerini söyle!” Adem meleklere onların isimlerini söyleyince, Allah meleklere şöyle dedi: Ben size demedim mi, Ben kesinlikle göklerin ve yerin gaybını sizden daha iyi bilirim; sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilirim, diye?! (Bakara: 33)
Bu ayette hitap Hz. Âdem’e yapılmakta ve yine bizzat Hz. Adem’in kendisi kastedilmektedir.
4.                  Hitap hususidir, ama bununla umum kastedilmektedir.
Bazı ayetlerde hitap özel bir kişiye (ya da gruba) yapılmaktadır, ama bununla genel kastedilmektedir.
Örnek:
Ey Peygamber! Hanımlarınızdan birisini boşamayı düşündüğünüzde, onları belli bir süre içerisinde boşayın ve bu süreyi hesaplayın; ve her zaman Rabbiniz olan Allah`a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Bu süre zarfında çok belirgin bir hayâsızlık yapmadıkları sürece onları evlerinden kovmayın; onlar da evi terk edip gitmesinler. Bunlar Allah`ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah`ın koyduğu sınırları çiğnerse, sadece kendi kendisine yazık etmiş olur. Sen önceden bunu kestiremezsin ama, belki de Allah bu olanlardan sonra o ikisi arasında yeniden güzel bir ilişkinin kurulmasını sağlayacaktır. (Talak: 1)
5.                  Hitap kişiyedir, ama başka birileri kastedilir.
Bazı ayetlerde hitap belli bir kişiye yapılır, ama o kişinin şahsından ziyade başka birileri kast edilir.
Örnek:
Ey Peygamber! Sen Allah`a samimiyetle kulluk etmeyi sürdür! Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Unutma ki, Allah her şeyi bilir, her şeyi yerli yerince yapar(Ahzab: 1)
Bu ayette hitap her ne kadar Hz. Peygamber (as)’a yapılıyor olsa da burada hitabın asıl muhatabı müminlerdir. Tabir caiz ise “Ey Peygamber sana söylüyorum, ama ey müminler siz anlayın” tarzı bir hitap söz konusudur.
* * *
Kur’an’daki hitaplar çok farklı özellikler taşır.
Bazı hitaplar bir cinse yapılırken, bazıları bir türe yahut bir şahsa yapılır. Bu bağlamda, “Ey insanlar” şeklindeki hitaplar bir cinse yapılmış hitaplara örnek teşkil ederken; “Ey Ehl-i Kitap” şeklindeki hitaplar bir türe yapılmış hitaplara örnek teşkil eder. Aynı şekilde, “Ey Musa!”, “Ey İbrahim!” vb. hitaplar bir şahsa yapılmış hitaplara örnek teşkil ederler.
Bazıları övgü amacıyla, bazıları yergi amacıyla, bazıları ise istihza (alay) amacıyla yapılır. Bu bağlamda, “Ey iman edenler” şeklindeki hitaplar övgü amaçlı hitaplara örnek teşkil ederken, “Ey kafirler!” şeklindeki hitaplar yergi amacı taşır. Yine aynı şekilde “Allah cehennemin bekçilerine “Tutun şunu, atın ateşin ortasına! Sonra da başının üzerine kaynar sudan boşaltın!” diye emredecek. Sonra da ona, “Şimdi bak bakalım tadına! Hani sen eşi benzeri olmayan çok yüce biriydin(!) Hani çok saygıdeğerdin(!) İşte kendisinden şüphe edip durduğunuz şey budur!” diyecek.” (Duhan: 47-50) ayeti istihza amaçlı hitaplara örnek teşkil eder.
Bazen hitap ile muhatap arasında bir aynilik olurken, bazen hitap ile muhatap arasında hiçbir aynilik olmaz. Bazen hitap umumi kasıt hususi olurken, bazen tam tersi olur. Bazen hitapta değişmeler yaşanır. Bunlarla ilgili örneklere yukarıda değinmiştik.
Vesselam Kur’an’ın bizatihi kendisinin bütün insanlığa bir hitap olması, onun muhatabının bütün insanlık olması ayrı bir şeydir; Kur’an’daki herhangi bir ayetteki hitabın asıl muhatabının / muhataplarının kim olduğu ayrı bir şeydir. Dolayısıyla Kur’an’ın sağlıklı olarak anlaşılabilmesi için hitapların gerçek muhataplarının doğru bir şekilde tespit edilmesi önem arz etmektedir.
Ama bir şeyi birbirine karıştırmamak gerekir: Bir hitabın gerçek muhatabını tespit etmek, o ayeti ne kadar doğru anlamamızı sağlıyorsa, aynı şekilde o ayetten hiçbir ders çıkarmamak, hiçbir ibret almamak da Kur’an’ın mesajını kavrayamamak demektir.
Hitap başkalarına bile olsa, biz o ayetten hiçbir ders çıkarmayacak, hiçbir ibret almayacaksak Allah o ayeti bize niçin inzal etsin ki?
Kaynak: ÖZGÜN İRADE Dergisi