Ramazan Çetin yazdı…

 

 

İncil’de şöyle yazar“İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz.Peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam, dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim. Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam, bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir,yararı olmaz.  Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut,eder,her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Çünkü bilgimiz de peygamberliğimiz de sınırlıdır. Ne var ki, yetkin olan geldiğinde sınırlı olan ortadan kalkacaktır. Çocukken çocuk gibi konuşur, çocuk gibi anlar, çocuk gibi düşünürdüm. Yetişkin biri olunca çocukça davranışları bıraktım.Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim. İşte kalıcı olan üç şey vardır: İman, umut, sevgi. Bunların en üstünü de sevgidir”[1]

İsa(as)der: “Sizi yaratan Allah kutsal olduğu gibi, sizde kutsal yaşayın.” Size kesinlikle şunu ifade ederim ki, kendini sevmeyenler başkasını sevemezler. Başkasını sevmeyenler, sevgiyle dolamazlar. Sevgiyle dolmayanlar, hayata, insana, sevgiyle muhabbetle bakamazlar. Herkese tepeden bakanlar, Allah’a kul olmayı beceremeyenler, kendini beğenenler,âlemin ölçüsü, merkezi benim diyenler, elbette huzurun vadisinde su bulamazlar. Sevgiden ve insanlıktan başka her şeyin yok olacağını, fani olduğunu unutmamak lazım. Önce temiz bir niyete sahip olmalı. Bencilliğin girdabında kalanlar, bunlar hep yalnız kalmış ve yüzleri gülmemiştir. İnsan kendisinden uzak kaldıkça hakka yakın olabilir mi? Tebessümü sadaka, iyiliği erdem, ahlakı fazilet bilen bir inancın çocuklarıyız. Bir medeniyetin insanlarıyız. Yüzümüz gülecek özümüz gülecek. Bizler güldükçe, tebessümle çevremize ışık oldukça, şevk verdikçe göreceksiniz, ruhunuz inşirah bulacaktır. Bir Çin atasözünde  “Yüzü gülmeyen dükkân açmasın” denir. Yüzümüze tebessümü konduran Mevlamız kalbimizden sevgiyi eksik etmemeyi ve yüzümüzde de tebessümü görmek ister. İnsan yüzü gülücüklerle güzelleşir. Halkın içinde, halkla beraber olabilmek için, önce iyi bir niyet, gülen bir yüz ve doğruluk ve sadakat gerekir.Yüz gülünce, güller açar, gül açınca, hayat sevgiyle yeşillenir budaklanır.böylece yaşamı,hayatımızı cennete çevirme imkanını  daha kolay bulabiliriz…

 

[1] Korintliler,13

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here