Tayyip spora karışmasın,

Tayyip sanata karışmasın,

Tayyip basına karışmasın,

Tayip eğitime karışmasın,

Tayyip yargıya karışmasın,

Tayyip Merkez Bankası’na karışmasın,

Tayyip üniversitelere karışmasın,

Tayip STK’lara karışmasın,

Tayyip her şeye karışmasın,

Hatta Tayyip hiçbir şeye karışmasın…

Böyle uzayıp giden sersenişleri siz de sık sık duyuyorsunuzdur.

 

Bana sorarsanız bence de Tayyip her şeye karışmamalı!..

Ama dönüp de eline yetki ve makam verilenlerin inisiyatif almayıp; statükoya uyduğunu, mevcut durumun devamını sağlamaktan başka bir şey yapmadıklarını görünce, kendi kendime “yok yok Tayyip bunlara karışsa iyi olur” demekten kendimi alamıyorum.

Malum asıl sağlıklı olan sivil olanın, devletin önünden gidip devleti ve kamuyu peşinden sürüklemesidir.

Şimdilerde ne yazık ki devlet hep halkın önünden gidiyor, devlet düşünüyor, devlet üretiyor, devlet ufuk açıyor, toplumsal talepleri bile devlet gündeme getiriyor…

 

Son zamanlarda çok kullandığım ve sizin de işinize yarayacağını tahmin ettiğim bir anekdot aktarayım.

Bizim de yönetiminde olduğumuz bağımlılıklarla mücadele eden bir derneğin toplantısını yapıyoruz.

Misafirimiz, İstanbul’da derneğin aile içi bir davet kokteylinde kadehlerle servis yapıldığını görünce; “kadeh, içki algısı oluşturuyor, bu kadehleri kaldırın. Neticede içine ayran, meyve suyu koyuyoruz. bardağa koysak derneğimizin amacına daha uygun düşer vs” gibi bir şeyler söyledim.

Bir süre sonra değişen bir şey olmadığını görünce kızdım “Tayyip gelseydi ve bu kadehlerin ne işi var, siz bağımlılıkla ve içki ile mücadele eden bir derneksiniz” deseydi daha kapıdan çıkmadan bütün kadehleri çöpe atardınız, sonra da; “bu Tayyip her şeye karışıyor” diye şikayet ederdiniz. Adam karışmayıp ne yapsın, biz kendimiz başında bulunduğumuz kurumu düzeltmiyoruz ki!

 

Benim için bu anekdot, bir çok şeyi açıklığa kavuşturan, hantal yapı ve kurumların şifresini çözmeme sebep olan bir anekdot oldu.

Kendi tasarruf alanına giren sorunları düzeltmeyen birinin devletin, hatta dünyanın gidişatıyla ilgili yaptığı analiz ve tespitlerin hiçbir anlamı yoktur.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözü onun için çok çok kıymetlidir.

Sevgili aziz ve azizeler; bizim küçük düşünme, köşemize çekilme, dünyadaki gelişmeleri bir seyirci edasıyla izleme lüksümüz yok.

Biz Osmanlının torunlarıyız ve dünya mazlumları bizden çok şey bekliyor.

Şimdi titre ve kendine gel!..

Rabbim hayırlı işler yapmayı ve yaptığı işlerin hakkını vermeyi nasip eylesin.

 

 

Selam ve dua ile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here