Resim_1368571693 Alkış’ın sorularını cevaplandıran Melle Nevzat, önemli tespitlerde bulundu. Çözüm sürecini değerlendiren Melle Nevzat, “Barış aydınlıktır, insana mutluluk veren bir şeydir. Her toplum barışı ister, çünkü kan dökmeyi, zulmü, haksızlığı ortadan kaldırır. Herkes buna çok sevindi, özellikle biz Kürtler buna çok sevindik” dedi.

İşte o söyleşi:

-Kürtlerin Araplar, İran ve Türklerle olan sorunu devam ediyor. Türkiye’de Kürtlerle çatışma devam ediyor. Bugünlerde Türkiye ve PKK arasında barış için bir süreç başlatıldı. Kürdistan’ın diğer parçalarını da göz önünde bulundurarak bu meseleyi nasıl değerlendirmek gerekir?
-Bismillahirrahmanirrahim.
Doğrusu barış aydınlıktır, insana mutluluk veren bir şeydir. Her toplum barışı ister, çünkü kan dökmeyi, zulmü, haksızlığı ortadan kaldırır. Herkes buna çok sevindi, özellikle biz Kürtler buna çok sevindik. Kürtlerin haklarına kavuşması, zulüm ve baskıdan kurtulması önemlidir. Onlar da insandır ve her insan hakları, talepleri ve ihtiyaçları vardır. Onların da Allah nezdinde yemeye içmeye, dillerini konuşmaya, özgür olmaya hakları vardır. Türkler için de iyidir. Çünkü ‘acı çektiren de acı çeker.’ Onlar öldürdüğü gibi onlardan da ölenler oluyor. Barış hayırlıdır. Alah, Peygamber ve Akıl barıştan yanadır. Adetler, Şeriat ve Kanun da barış için arabulucudurlar. Verilen, söylenen sözlerin konuşmada kalmayıp uygulamaya geçmesini diliyoruz. Halkın da barışın geleceğine inandırılması gerekir. Allah barıştan yana olanları muvaffak eylesin. Biz Kürtler; Araplar, Farslar ve Türklerle ortak bir inanca sahibiz. Aynı Allah’a, Peygambere ve Kitaba inanıyoruz. Kardeş olmayı istiyoruz birbirimizi öldürmeyi değil. Aynı topraklarda yaşıyoruz, niye birbirimizi öldürelim? Komşu ve kardeş olmalıyız, düşman olmamalıyız.

DİNDAR KÜRTLERE BASKI
-PKK gibi Kürtlerin haklarını savunanlar genellikle seküler bir çizgidedirler. Barzani ve Talabani’nin de aynı çizgide olduklarını görüyoruz. Müslümanların bu konuyla ilgili olmaları gerekmez mi?
-Doğru! Kürtler adına hareket edenler çoğunlukla modern değerlere bağlıdırlar. Ama halk Müslümandır, Dinine bağlıdır, bir çok toplumdan önce İslam’ı benimsemişlerdir. Kürtler Zulüm ve baskı altında kaldıkları dönemlerde İslam’dan uzaklaştılar. Böyle bir görüntü çıktı ortaya. Aslında bu doğru değildir. Kürtlere özgürlük verilsin ve seçimlere gidilsin, İslam’dan yana olanlara baskı yapılmazsa Kürtlerin hangi fikirden yana oldukları o zaman anlaşılır.
-Kürt Meselesine Türkiye’de Şeyh Said gibi Müslümanlar herkesten önce sahip çıktılar. Sonra bu meseleden uzaklaştılar ve seküler Kürtler işe sahip çıktı. Bunun için kavga verdiler, mücadele ettiler, işkence, hapis, ölüm gibi bedeller ödediler. Müslümanlar onları sadece Dine bağlılıkları çerçevesinde değerlendirdiler ve onlara Din düşmanı olmaları nedeniyle karşı oldular. Kürtlerin hakları ile ilgili mücadelelerine değer vermediler. Müslüman cemaatler onlara düşmanlık yaptılar. Bu durumda Müslümanlar nasıl davranmalıdırlar? Şimdiye kadar yaptıklarına devam mı etmelidirler? Yoksa farklı bir hareket tarzı mı benimsemelidirler?

KÜRTLER İSLAM’I BIRAKMADI
– Bence Kürtler İslam’ı bırakmadılar. Yalnız kültürel olarak değil, siyasi olarak da İslamı bırakmadılar. Devletler Kürtlere zulüm ve haksızlık yaptıkları için İslam adına konuşamadılar. Şeyh Said gibiler Din adına hareket ettikleri için öldürüldüler, bazıları hayatını hapislerde geçirdiler. Bu baskılar onların Din adına hareket etmelerini engelledi. Kürtler öncelikle yaşam mücadelesi verdiler, hayatlarını sürdürmek için içine düştükleri denizde onları boğmak isteyenlerin değil, onları boğulmaktan kurtaracakların elini tuttular doğal olarak. Seni boğulmaktan kurtarmak için elini uzatana senin dinin nedir diye sormazsın. Şeytan bile elini tutsa o an onu bırakmazsın boğulmamak için. Kürtlerin İslam’ı isteyip istemediklerini özgür bir ortamda denesinler, o zaman belli olur. Baskı, zulüm olmadan topluma seslerini duyursunlar, kendilerini özgürce ifade edebilsinler İslama bağlılıkları o zaman anlaşılır. Dindışı fikirleri benimseyenler Kürtlerin adına sadece konuştular, onları temsil etmeye çalıştılar. Ama yapılan zulme direnenler, sıkıntı ve eziyet çekenler, bu uğurda ölenler Müslüman Kürt halkı olmuştur.
Bedel ödeyenler, otuz yıldır dağlarda mücadele verenlerin, hapislerde çürüyen ve işkence görenlerin dindar olmadıklarını, daha çok sol fikirli Kürtler olduğunu biliyoruz…

DİN DIŞI PARADİGMA
Tüm Dünya Devletleri, Dindışı paradigmayı benimsediklerinden bu gurupları öne çıkardılar, onlara yardım ettiler, tanınmalarını sağladılar. Müslüman Kürtlere kimse arka çıkmadı, herkes onlara düşmanlık yaptı, onları geriletmek için her yola başvurdular. Türkiye’de mücadele edenler sıkıştıklarında Irak’a gelip sığındılar. Irak Devleti de aynı fikir çizgisinde olduğundan onlara yardım etti. Ama Müslümanların sığınacağı bir yer yoktu. Eğer Irak’a sığınanlar İslami bir düşünceye sahip olsalardı hemen Türkiye Devletine iade edilirlerdi. Irak Kürtleri de Türkiye’ye sığınsalardı onlar da derhal iade edilirdi. Çünkü ulus devletler benzer reflekslerle hareket ederler. Örneğin PKK aynı ideolojiye sahip olduğu için Sovyet Rusya ve diğer sosyalist ülkeler tarafından desteklendi. Müslümanları kim destekleyecekti. Bütün devletler İslam’a karşıdırlar. Türkiye’de olduğu gibi, İslami hareketlere herkes düşmanlık yaptı.
Peygambere(as) vahiy geldiğinde o tek başına bir insandı ve bütün dünya ona karşıydı. Diğer peygamberler de öyle. Buna rağmen görevlerinde en küçük bir ihmale yer vermediler, mücadeleden geri durmadılar. Güçlerinin yettiğini yerine getirdiler.
Türkiye’deki Müslümanları ele alalım. İyice bakalım, birçok Müslüman aynı yoldan giderek görevini yaptığı için idam edildi, hapislerde çürüdü, işkence gördü, baskı ve şiddete uğradı, sürgün edildi. Tabi peygamberimiz Allah’ın koruması altında olduğundan tehlikelerden kendini koruyabildi.

BİR DÖNEM KÜRTLER DİNDIŞI FİKİRLERE YÖNELDİ
-Kürt hareketlerinin bütün Kürdistan parçalarındaki temsilciliğini modern düşünceye ve dindışı fikirlere sahip olanlar yapıyor. Türkiye’de, Irak’ta ve Suriye’de bunu görebiliyoruz. Sebepleri ne olabilir? Dünyaya egemen olan sekülerlik mi bunun nedenidir, yoksa başka nedenler de var mıdır?
Din adına Kürtlere çok zulüm ve haksızlık yapıldığı için de Kürtler dindışı fikirlere yöneldiler ve kurtuluşu orada aradılar. Devletlerin uyguladığı baskılar Kürtleri buna zorladı. Kürtler İslam’a bağlı kalarak hareket etselerdi bu devletler onların gözünün yaşına bakmadan öldürürlerdi. Bir bakıma devletler ile seküler guruplar arasında zımni bir mutabakat bulunmaktadır.
-Türkiye’de başlatılan Barış sürecini hepimiz, bütün Kürtler destekliyor. Şayet bu süreç başarılı olmaz ve yeniden bir çatışma ortamına dönülürse Kürtler ne yapmalı?
Yalnız Kürtler değil, Türkler de aynı durumda olsa haklarını talep etmeye devam etmelidirler. Mücadeleden geri durmamalıdırlar.
-Şiddete dayalı yöntemlerle mi şiddet dışı yöntemlerle mi bu mücadeleyi sürdürmelidirler?
-Şiddet dışı yöntemler tercih edilmeli. Çatışma, şiddet ve savaşa başvurmamak için bütün yollar sonuna kadar zorlanmalıdır.

DİN HERKESE ULAŞTIRILMALI
Türkiye Müslümanlarına bu süreçte ne tavsiye edersiniz? Bundan böyle nasıl davranmalıdırlar?
– Müslümanlar için en önemli ve öncelikli olan Din/İslam’a bağlılıklarını arttırmalarıdır. Yalnız Kürtlere değil, herkese Din’i ulaştırmalıdırlar. İhlasla hareket ettikleri taktirde ‘Kim yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışırsa, her işinde ona bir çıkış imkanı sağlar’ ayetinin hükmüne mazhar olurlar. Allah işlerini kolaylaştırır.
Yalnız Kürtler değil, Türkler de, Araplar da Dinlerine bağlı olmaya çalışırlarsa aradaki sorunlar kolayca çözülür.