Değerli Basın Mensupları, muhterem katılımcılar,

Bu Ramazan ayında yağdırdığı bombalarla Gazze halkına iftar sofrasını zehir eden Siyonist işgalci güç İsrail, sayısız katliamlarına bir yenisini daha eklemiştir. Bu katliamlarda özellikle Ramazan aylarını seçen İsrail’in bütün dünyaya verdiği mesaj, müslümanların kökünü kazıma azminden ve gayretinden geri durmayacağını deklare etmesidir. Sivil insanları, kadınları, çocukları ve   yaşlıları hedef olarak seçen zalim ve işgalci güç İsrail ,bu saldırgan tavrıyla insanlığın ruhunda çok derin yaralar açmaktadır. Vadedilmiş topraklara sahip olma hırsı ile  her türlü cinayeti işlemeyi mubah sayan ve dünyanın en büyük soykırımlarına imza atan bu gözü dönmüş cani güç, Uluslar arası hukuku tanımayarak bütün insanlığa karşı topyekun bir savaş faaliyeti yürütmektedir. Seyir halindeki otomobilleri havaya uçuran, kadın, yaşlı ve çocukları öldürmekten zevk alan, Camiden çıkan müslümanları kurşunlayan, Su ve kanalizasyon gibi altyapı sistemleri ile cami, hastane ve yetimhaneleri bombalayan, rızık peşinde koşan balıkçıları katleden, esirlere işkence yaparak, cesetleri tahrip eden bu aşağılık ve cani düşünce sistemi, dünyanın bağrına saplanmış bir hançer ve insanlığın ruhuna musallat olmuş habis bir ur gibi şiddete dayalı ve yayılmacı politikaları ile bütün dünyaya kan kusturmaya devam etmektedir.

 

Buradan bütün dünyaya sesleniyoruz; bu zulmün önüne geçilmemesi halinde bugün açık bir cezaevine dönüşen Gazze’nin akıbetini yakın bir zamanda bütün dünya yaşayacak  ve insanlık vicdanların hapsedildiği büyük bir cehenneme dönüşecektir.

 

IMG_20140714_143320

Değerli Basın mensupları ve muhterem katılımcılar,

 

Şunu özellikle belirtmek gerekir ki Arzı mevud hülyası ile tüm insanlığa yönelmiş bu tehdit, en başta yahudi dinine mensup insanları büyük bir sıkıntıya sokacaktır.   Bizler yaşanan bu devlet terörüne destek vermediğine inandığımız yahudiler ile israil devletinin  ayrımını iyi yapmakla birlikte karşı olduğumuz ve asla kabullenemeyeceğimiz şeyin insanlığı büyük bir intihara sürükleyen bu hastalıklı ve kanla beslenmeyi şiar edinmiş siyonist düşünce sistemi olduğunu özellikle belirtmek isteriz. Devlet güvenliğini sağlama gibi zavallı bir gerekçe ile orantısız güç kullanarak masum sivillere yönelen bu tehlike,  gün gelecek  bütün dünya insanlığını düşman profilinde değerlendirerek insanları köleleştirmek için her türlü çirkef yollara başvuracaktır.

 

Değerli Basın mensupları ve muhterem katılımcılara;

 

Bugün Ortadoğu için için yanmaktadır. Asırlarca bu coğrafyada yaşayan ortak tarih ve kader birliği etrafında kümelenmiş halklar iç çatışmalar ve gerilimlerin kurbanı haline getirilmiştir. Siyonizmin dayattığı Irkçı emperyalizm ve faize dayalı küresel sömürü düzeni başta Irak, Mısır ve Suriye olmak üzere pek çok müslüman ülkede çatışmaları ve gerilimleri körükleyerek büyük savaşların yaşanmasına sebep olmuştur. Bu coğrafyada Irkçılık ve mezhepçilik tohumlarını ekerek müslümanların birbirlerini boğazlamalarına zemin hazırlayan bu politikalar, Siyonist İsrailin en büyük eserlerinden birisidir. Senaryoları yazarak perde arkasından kurguladığı filmi seyreden İsrail, bu filmde müslümanların  birbirlerini nasıl yediklerini büyük bir zevkle ve iştahla izleyerek büyük  haz almaktadır. Bölgede uygulamaya konulan bütün politikalar  ve rüzgârı esen baharlar, Küresel güçler tarafından Siyonist işgalci güç İsrailin güvenliğini sağlamak amacıyla şekillenmektedir. İsrail, Müslüman ülkelerle adeta kedinin fare ile oynadığı gibi oynamakta ve bunu yaparken de arkasına ABD ve Batı ülkelerinin desteğini alarak bütün cinayetlerini BM hamiliğinde işlemektedir. Bu cinayetler karşısında dünyanın tepkisizliği ve duyarsızlığı ise Onu dahada şımartmakta halkı Müslüman ülkeler, Arap birliği, İKÖ  ve Arap Birliği tüm bu olup bitenleri seyretmekten başka  hiçbir tepki ortaya koyamamaktadır. İsrailin zulmünü kınamak ve “İsrail derhal bu zulme son vermelidir” teraneleriyle meseleyi geçiştirmeye çalışmak İsrail nezdinde bir sinek vızıltısından öteye geçmemektedir.

 

Muhterem Basın mensupları değerli katılımcılar,

 

ABD ve AB’  nin stratejik ortağı olan Türkiye, İsrailin ilgi alanlarından birisidir. Arzu Mevud çerçevesinde Türkiye’ye alaka duyan İsrail, Kürt – Türk, Alevi Sünni kartlarını elinde tutarak ülkemizde Irkçılık ve mezhepçilik silahını etkili kullanmanın yollarını aramaktadır. Türkiye İsrail için son ve büyük lokma olarak gözükmekte bu coğrafyada yaşanan çatışma ve gerilimlerin ülkemize sıçraması için hedeflenen siyonist planlar adım adım uygulamaya konulmaktadır.

 

Ortadoğu büyük bir mezhep savaşına doğru sürüklenmekte, etnik, dini ve mezhebi farklılıklar kullanılarak müslümanlar kışkırtılmak suretiyle yayılan bu ateş çemberinin daha da genişlemesi için bütün yollar acımasızca denenmektedir.

 

Şu bilinen bir gerçek ki bütün bu politikaların arkasında Büyük israil hayalleri yatmaktadır. Bu gün Gazzede yaşanan savaş bütün dünyayı tehdit eden büyük bir tehlike istidadı taşımaktadır. Ancak bu gidişe  dur diyebilmek mümkündür. Bütün bu saldırganlığı durduracak  ve bitirecek yegane güç İslam Birliği ve kardeşliğinde yatmaktadır. Bu çözüme burun kıvırmak ve ciddiye almama eğilimi göstermek  yine siyonist düşünce sisteminin en büyük propagandalarından birisidir.  İslam birliğini kurarak adil bir nizama dayalı yeni bir dünya tesis etmek, İsrailin en büyük kâbusudur. İsrailin nefesini kesecek ve onu oksijensiz bırakacak  adımlardan birisi de İsrail mallarını boykot, Ticari ve askeri anlaşmaları feshederek bütün ilişkileri kesmektir. Basit gibi gösterilmeye çalışılsa da en etkili ve kesin çözüm biran evvel bu adımları hayata geçirmektir. Yoksa süslü beyanatlar vererek olayı kınamakla geçiştirmek bizlere zaman kaybettirecek ve hiçbir netice sağlamayacaktır.

filistin-guncel_013

 

Muhterem Basın mensupları, değerli katılımcılar;

 

Son olarak şunu söylemek gerekir ki insanlık serüveninde hiçbir zulüm sistemi baki olmamıştır. Elbette İsrail ve Küresel zulüm odaklarının bu zulümleri de bir gün sona erecek, bu zalimler topluluğu  mazlumların ahı ve gözyaşlarında helak olacak  kendilerini bekleyen acı sonla mutlaka yüzleşeceklerdir.

 

Şu gerçek iyi bilinmelidir ki Bizler müslümanlar olarak umudumuzu hiçbir zaman yitirmedik, sabır kılıcımızı kuşandık ve Allahın vadettiği zaferin en yakın zamanda gerçekleşeceğine iman ettik. Eğer müslamanlar İslam Birliğini kurar bütün insanlığı adil bir nizam etrafında birleşmeye mecbur ederse bu zafer çok yakın bir zamanda tecelli edecektir. İsrail korkusu ve işbirlikçiliği hiçbir kişiye ve hiçbir ülkeye huzur vermeyecektdir. Allah İnananları ve inancında sebat göstererek ümmetin derdiyle dertlenenleri muzaffer kılacak, yeryüzünü ifsad ederek ateşe vermeye yeltenenleri kahhar sıfatıyla perişan edecektir. Bu şeksiz ve şüphesiz gerçekleşeceğine inandığımız Rabbimizin vadettiği temel bir prensiptir. Herkes ona göre yerini ve yönünü Haktan yana tayin etmeli, Allahın hükmüne sımsıkı sarılarak kendisine, hesabını rahat verebileceği bir istikamet seçmelidir. Bu nedenle kurtuluşun tek adresi İslam Birliğidir. Hezimetin ve Zilletin adresi ise İsrail İşbirlikçiliğidir.

filistinafis

 

Muhterem Basın mensupları, değerli katılımcılar,

Bu nedenle bugün bütün bu yaşananların ümmetin vahdetine ve kurtuluşuna vesile olmasını diliyor, başta Siyonist İsrail olmak üzere bütün küresel zulüm odaklarına bir kez daha haykırıyoruz

 

Ey İsrail, Ey Zalimler topluluğu şunu iyi bilin ve duyun ki, Allah’ın inayeti ile zafer yakındır ve Zafer Eninde sonunda inananların olacaktır.

 

MİLKO Platformu olarak Katılımlarınızdan dolayı teşekkürlerimizi sunuyor, hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyoruz.

 

Ali YÜCEL                                                               MİLKO KOORDİNATÖRÜ