“bu Suriyelilerin hepsi çapulcu”

“hırsızlık bunlardan sonra arttı”

“mahallemizde güvenle gezemez olduk”

“parklarımızı da işgal ettiler”

“kiralık ev bulamıyoruz”

“iş bulamıyoruz”

“bunlar, bizim verdiğimiz vergilerle besleniyor”

“geldiklerinden beri her şeye  zam geldi”

“hepsini kamplara taşısınlar”

“hatta mahallerlerden çıkarılsınlar”

“yok yok ülkelerine göndersinler”

Son zamanlarda Türkiye’ ye sığınan Suriyeli’lerle  ilgili sık sık böyle “rahatsız edici”sesler duymaya başladık.

Önce, Karayılan Mahallesi’nde meydana gelen linç ve provakasyon, sonra en yetkililerin ağzından tahrikkar açıklamalar, şimdi de gösteri yapılacağına dair anonslar.

Oysa onlara (istemeyerek de olsa)  kapımızı açmamız, belki de ülkemizi de aynı akıbete düşmekten kurtarmak için yaptığımız en büyük duaydı.

Neden derseniz:

“Türkiye’ye sığınan Suriyeli bir alime; “bu başınıza neden geldi?” diye, sorarlar. Maddi gereçleri açıklamaya bile gerek duymadan,” çünkü biz Irak ve Filistin’de öldürülen kardeşlerimize sahip çıkmadık.” der ve sonra orada bulunan Türklere dönerek: “siz siz olun ayağınıza kadar gelmiş bu fırsatı tepmeyin.” der. “Hangi fırsatı?” diye sorarlar. “Tabi ki size sığınan mülteciler fırsatını. Sizin onlara iyi davranmanız bir kefalettir, aynı şeyin başınıza gelmemesi için milletinizin ve hükümetinizin bir sigortası, alim ve şehitlerinizin bir duasıdır” der.

Ayet ve hadislerde de, alimi doğrular nitelikte mesajlar var.

…sizin mallarınızda isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardır… ( 51/19)

… o halde akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. bu, Allah’ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır,  kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır…  ( 30/38)

… yolda kalanlara iyilik edin, Allah, kibirlenen ve övünenleri sevmez …   (4/36)

“Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız.”  (Ebû Dâvud,Edeb:123)

“Yetimi kendine yakın tut, başını okşa ve onu sofrana oturt. Böyle yaparsan kalbin yumuşar ve hacetin görülür.”  (Ramûz,c.1/22-7)

“En hayırlı olan ev yetime iyilik edilen evdir, en şerli ev ise yetime kötülük yapılan evdir” (Tergib&Terhib,c.5/170-10)

 

Yani;

Suriyeli Mültecileri ve genel anlamda yoksulları hayatımıza dahil etmemiz bir kayıp değil, aksine bir kazançtır.

Mazluma, mağdura kol kanat germemiz, bizim için bir hayat sigortasıdır.

Bu uğurdaki kayıplar ve eksilmeler ise büyük bir berekettir.

 

Ya Rabbi!  Biliyoruz ki;  “bizi yetim bulup barındıran ve her şeyimizi borçlu olduğumuz yegane varlık Sen” sin.

Cahillik, nankörlük ve şımarıklık kokan sözlerimizi mazur gör.

Bu süreci kendisi için nimete dönüştürenlerden eyle.

Kalplerimizi yumuşat.

Ve içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme.

Amin…