Nahl Suresinin 33. Ayetinde “Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlar” der. İslam dünyasının bugünkü durumu aslında bu ayetin ifade ettiği bir gerçekliktir. Allah (cc) doğaya ve topluma bazı yasalar koymuştur. Allah`ın yardımı da bu yasalara uygun bir şekilde gelmektedir. Yani gereğini yaptığında yardımı alırsın.


 Nahl Suresinin 33. Ayetinde “Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlar” der. İslam dünyasının bugünkü durumu aslında bu ayetin ifade ettiği bir gerçekliktir. Allah (cc) doğaya ve topluma bazı yasalar koymuştur. Allah’ın yardımı da bu yasalara uygun bir şekilde gelmektedir. Yani gereğini yaptığında yardımı alırsın.

Müslümanların bugünü durumuna baktığımızda neden bu halde olduklarına ilişkin bir fikir yürütürsek, sanırım ilk saymamız gereken madde birbirlerine sevgi ve şefkat beslememeleri, hatta nefret beslemeleridir. Maide Suresi 54. Ayette Allah’ın övdüğü müminler topluluğunun özelliği “müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu” olmaktır. “Birbirinizi sevmedikçe tam iman etmiş sayılmazsınız, tam iman etmedikçe cennete giremezsiniz” hadisi de bu konuda Müslümanların birbiri ile olması gereken ilişkisini ifade eden ve bugünlerde bilmemizin daha önem arz ettiği bir hadistir. Bir başka hadiste Allah Resulu (as) “Müminler duvarları birbirine sımsıkı bağlı bina gibidirler” diyor. Başka bir hadiste ise “kendisi için istediğini kardeşi için de istemeyen tam iman etmiş olmaz” diyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Buna ilişkin ayet ve hadisler çok sayıda mevcuttur. İslam dini hiçbirimizin kişisel davası değildir, bu davaya hizmet için birçok kişi, grup, topluluk, cemaat vs vardır. Herkes bu davaya hizmet için çabalamaktadır. Ancak birbirimizi sevmeden bu çabalarımız (maalesef) boşa çıkacaktır. Bir hedefe giden birden farklı yol vardır. Kimisi kısa, kimisi uzun, kimisi gitmesi kolay, kimisi oldukça çetin. Her mezhep, grup, cemaat bu yollardan birisine tekabül etmektedir. Önemli olan bizim yolumuzun tek gerçek yol olduğunu ileri sürüp, diğerlerini yolun dışına çıkmakla itham etmemektir. Sorunların, farklılıkların, farklı anlamaların olmadığı, yolun tek olduğu noktalarda birbirimizi sevmek önemli değildir, önemli olan ayrışma ve farklılıklarda bile birbirimizi sevebilmek ve başarımız için dua edebilmektir.

Kendi açımdan baktığımda ve geriye dönük eleştiri yaptığımda gördüğüm şu ki; ben islama davet ediyorum diye aslında kendi görüşüme, bakışıma, mezhebime ve cemaatime davet etmişim. Çünkü bana göre doğru tekti ve bu doğrunun tek bir yorumu vardı: benim yorumum… oysa böyle olsa mezheplerin olmaması gerekirdi. Allah bizi imtihan ederken samimiyetimizle sınamaktadır. Hangi mezhep, hangi cemaatten olursak olalım, samimi miyiz? Kalpleri bilen Allah, bizim samimiyetimizi de bilecektir elbet.

Şimdi diyorum ki;

Allahım kalbimde Müslümanlara karşı sevgi ve şefkat ver. Nefreti ve ayrışmayı uzak tut.

Ey Müslümanlar, sizleri hatalarınız ile seviyorum, beni de hatalarımla sever misiniz?

Ey Müslümanlar, hangi cemaatteyseniz orada kalın ve islama hizmet etmeye devam edin. Ancak Müslümanları sevin. Müslümanları hataları ile sevin. Hatasız olan herkes sever.

Yolunuzun tek yol olduğunu iddia ederek, daireyi daralmayın. Unutmayın bizler hakikat karşısında körlerin fili tarifi gibi bir konumdayız. Allah gibi varlık hiyerarşisinin en üstünde yer alan mükemmel varlığın muradını, insan gibi eksik ve zaman-mekanla kayıtlı bir varlık olarak bütünüyle kuşatamayız. Bulunduğumuz noktadan bize doğru gelen şeyi söyleyelim ve bizim kapasitemiz (sınırlılıklarımız) içinde anladıklarımızı ifade edelim. Farklı olanlara da saygı duyalım. Yakın zamanda Hayrettin Karaman hocanın “ilim ahlakı budur” dediği, “bu konuda farklı fikirler var, benim fikrim budur, diğerlerine katılmıyorum ama saygı duyuyorum” ifadesini kendimize şiar edinelim.

Kendimize ettiğimiz zulmü, Allah’a nispet etmeyelim. Allah başta Müslüman kanaat önderleri ve hoca efendiler olmak üzere tüm ümmete iman, izan, idrak, basiret, firaset, sabır, sebat, ilim, irfan ve hidayet versin….

29.08.2013