Yazarımız Mustafa Yıldız İstanbul (Üsküdar) Altunizade Kültür Merkezinde `Kuran`ın Anlaşılması Konferansları` kapsamında bir konferans verdi. Özgün Duruş Gazetesinden Yaşar Yeşil`in haberi…

 

Yaşar Yeşil / Özgün Duruş
Anadolu Platformu bünyesinde faaliyet gösteren derneklerden biri olan ENDER (Erdemli Nesil Eğitim Kültür Sanat Derneği), isminden de anlaşılacağı gibi erdemli nesillerin oluşması için çaba sarfetmeyi kendisine şiar edinmiş bir dernektir. Geçtiğimiz yıl Üsküdar’da kurulan ENDER, eğitim, sosyal, kültürel ve sanatsal alanlarda bereketli faaliyet yapmaktadır.
ENDER tarafından organize edilen Kur’an-ı Kerim’in indirilişinin 1400. yılı etkinliklerinin ilki İstanbul’da Altunizade Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yıl boyunca düzenlenecekKur’an’ı Anlama konferansının ilk konuşmacısı İlahiyatçı Yazar Mustafa Yıldız’dı. Yaklaşık iki saat süren programı katılımcılar büyük bir ilgiyle dinlediler. “Kur’an’ı Anlama Konferansları” önümüzdeki günlerde, Anadolu Platformu tarafından yurdun çeşitli illerinde düzenlenecek programlarla devam edecek.
Program Saat 20:30’da ENDER başkanı Ahmet Kurt’un selamlama konuşması ve dernek faaliyetleri hakkında kısa bilgi vermesiyle başladı. Ardından Ney dinletisi yapıldı, sonra da Kur’an-ı Kerim okundu. Kur’an tilavetinin ardından ENDER başkan yardımcısı Davut Özgül sahneye geldi ve Kur’an Meallerinin dünyasına ilişkin kısa bir konuşma yaptı. Özgül, konuşmasında “Hikmetin ara sokaklarda aranması gerektiğini” söyleyen Dücane Cündioğlu’na atıfta bulunarak “Biz de bu yüzden Kur’an’ın anlaşılması konferanslarının ilk konuşmacısı olarak Gaziantep İslahiye’den Mustafa Yıldız hocamızı davet ettik.” dedi. Ardından Mustafa Yıldız hocanın 8 yılda hazırlamış olduğu “Son Mesaj” mealinin inceliklerine değinerek çeviriden ilgi çekici bazı örnekler verdi.
ENDER başkan yardımcısı Davut Özgül, meallerin dünyasına ilişkin kısa konuşmasından sonra tebliğini sunmak üzere “Son Mesaj / Kur’an-ı Kerim ve Gerekçeli Türkçe Meali”nin mütercimi Mustafa Yıldız’ı kürsüye davet etti.
Mustafa Yıldız “Kur’an’ın Kendine Özgü Yapısı” başlıklı konferansında “Her kitap için olmasa da bazı özellikli kitaplar hakkında bir ön bilgiye sahip olmanın zaruri olduğunu” söyleyerek, “Kur’an türünün tek örneği bir metindir” dedi. Kur’an’ın dili, üslubu ve yapısı hakkında bilgi veren Mustafa Yıldız, daha sonra, “Kur’an’ın hitabi bir metin olduğunu” söyleyerek hitabi metinlerin özellikleri üzerinde durdu. “Hitabi metinlerde cümlenin sınırı anlamın sınırını belirlemez” diyen Yıldız, Kur’an ayetlerinin doğru anlaşılabilmesi ve doğru çevrilebilmesi için ayetin bağlamının bilinmesinin ve bu bağlamın çeviriye yansıtılmasının önemine değindi. Son olarak da, Kur’an’ın anlaşılması üzerinde duran Mustafa Yıldız, “Sözün ne dediğini anlamak fehim düzeyinde bir anlamayı, ne demek istediğini anlamak ise fıkıh düzeyinde bir anlamayı ifade eder.” dedi. “Bir sözün ne dediğini anlamanın dil ile ilgili olduğunu” belirten Yıldız, “Kur’an Arapça olarak nazil olduğu için Müslüman olsun müşrik olsun herkesin Kur’an’ın ne dediğini anladığını” söyledi. “Ancak ne demek istediğini anlamak kalple dolayısıyla niyet ile ilgilidir” diyen Mustafa Yıldız, Müslümanlar Kur’an’ın ne demek istediğini anladılar ve gereğini yerine getirdiler, ama müşrikler işlerine gelmediği için ne demek istediğini anlamaya yanaşmadılar, anlamazlıktan geldiler” dedi.
İlahiyatçı yazar Mustafa Yıldız’ın konuşmasından bazı pasajlar:
·        Kur`an, insan ürünü olan herhangi bir metinden orijini ve amacı itibarıyla tamamen farklıdır. O, Allah`ın kelamı olan bir metindir. Allah, Kur`an aracılığıyla beşere hitab etmiş, onunla konuşmuştur. Onun asıl amacı, insana, fıtraten sahip olduğu değerleri hatırlatmak, Allah`a karşı sorumluluklarının farkına vardırmak ve onu hidayete yöneltmektir.
·        O, ne bir felsefe, ne bir hukuk, ne bir tarih, ne bir astronomi ne de herhangi başka bir bilim dalına ait bir kitaptır. Her ne kadar Kur`an`da pek çok ilim dalını ilgilendiren birçok konu direkt ya da dolaylı olarak yer alsa da, Kur`an`ın bunlardan söz ediş amacı ve yöntemi o ilim dallarının amacı ve yönteminden bütünüyle farklıdır. O, “insan olma”nın kitabıdır. O, insanı dosdoğru yola ileten bir “rehber”dir. O, “mutlak hakikat”tir. O, “gerçeğin ta kendisi”dir. O, insanlığın manevi hastalıkları için bir “şifa”dır. O, “hayatın nuru”dur. (…) Vesselam, o bir “kurtuluş kitabı”dır. Dolayısıyla onu başka bir amaçla okumak Kur`an`ın asıl amacını kavrayamamak anlamına gelir.
·        Kur`an, “kitabi” (yazımsal) bir metin değil, “hitabi” (sözel) bir metindir. Hitabi (sözel) bir metinde anlam sadece hitabın içeriğinde tebarüz etmez; bilakis anlama dâhil olan ve anlamı oluşturan metin dışı pek çok unsur vardır ki, bunlar en genel anlamıyla “bağlam”ı ifade eder. Çünkü bağlamı bilen ve aynı zamanda kendisi de bağlamın bir parçası olan “dinleyici”nin rahatlıkla anladığı bir konuşma, yazıya aktarıldığında, bağlamın dışında olan “okur” tarafından anlaşılmayabilir ya da yanlış anlaşılabilir.
·        Kur`an, statik (ölü) bir metin değil, dinamik (canlı) bir metindir. Okur ile interaktif (karşılıklı) bir bağ kurar. Onun anlamını muhatabına açması için her şeyden önce okuyanın kalbini ona açması gerekir. Kur`an kendisine tevazu ile yaklaşana anlamını açar; kibirle yaklaşana kapatır. Okurun, Kur`an`a, kendisine ilimden az bir şey verildiği gerçeğini unutmadan, öğüt almak ve hidayete ermek amacıyla tevazu içerisinde yaklaşması gerekir. Onu, kendisine her tür anlamı dayatabileceği eli kolu bağlı bir metin olarak görmemelidir. Onu anlamaya çalışırken, sürekli olarak “Rabbim, ilmimi artır” diye dua etmelidir.
·        Kitabi (yazımsal) bir metinde anlam genellikle “okuyucu”dan bağımsızdır. Dolayısıyla anlam cümlenin sınırları içerisinde teşekkül etmek durumundadır. Anlatılmak istenilen şey belli bir mantıksal dizge içerisinde, bir bütünlük gözetilerek, giriş, gelişme ve sonuçtan oluşan bir kurgu içerisinde, mümkün olduğu ölçüde anlam boşluğu bırakılmadan anlatılır. Çünkü “okuyucu” sadece bir metinle karşı karşıyadır. Her şeyi metnin sınırları içerisinde anlamak durumundadır. Bu yüzden “kitabi” (yazımsal) metinlerde anlamın belirlenmesinde metin dışı unsurlara pek fazla ihtiyaç bırakılmaz, ihtiyaç duyulmaz, ihtiyaç kalmaz. Diğer bir ifadeyle söyleyecek olursak anlamın bütün yükü metnin omuzlarındadır. Cümlenin sınırı önemli ölçüde anlamın sınırını da belirler.
·        Oysa “hitabi” (sözel) bir metinde muhatap “okuyucu” değil, “dinleyici”dir. Anlam “dinleyici”yi hesaba katmadan şekillenmez. Bu tür metinlerde anlam genellikle ibarenin sınırlarını aşar. O sözü “kimin” söylediği, “kime” söylediği, “nerede” söylediği, “ne zaman” söylediği, “ne için” söylediği, “ne” söylediği ve “nasıl” söylediği anlamın belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Hatta bunun yanı sıra “konumacı”nın ses tonu ile jest ve mimikleri bile anlamın belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Aynı kelimenin normal bir yüz ifadesi ile telaffuz edilmesiyle, istihzai (alaycı) bir yüz ifadesi ile telaffuz edilmesi anlamı yüzde yüz değiştirir. Yahut, nazik bir ses tonuyla söylenilmesi ile öfkeli bir ses tonuyla söylenilmesi arasında da anlam açsısından yüzde yüz fark oluşur.
·        Biz bu gün her iki düzeyde de anlama sorunu yaşıyoruz. Kitab’ın sadece “ne demek istediğini” değil, aynı zamanda “ne dediğini” de anlamakta zorluk çekiyoruz. Zira Kur`an`ın nüzulüyle aramıza 1400 yıllık bir zaman dilimi girmiş. Ayrıca Arapça konuşan bir toplum olmadığımız için bir dil engeliyle karşı karşıyayız. Ve yine bu gün içerisinde yaşadığımız “modern” kültürle anlamamızın hayli zor olduğu farklı bir kültürle karşı karşıyayız. Bir kuyumcu titizliğiyle inceleyip, içerisinden bizi Kur`an`ın nazil olduğu bağlama ulaştıracak materyali ayıklayıp, devşireceğimiz devasa bir kültürel miras var önümüzde. Dolayısıyla işimiz çok zor!
·        Kur`an`ın “ne dediğini” anlamak sahih bir bilgiyi, selim bir aklı ve sabırlı bir çabayı gerekli kılar. Onun “ne dediğini anlamak” ise selim bir kalbi, sahih bir niyeti ve salih bir ameli gerekli kılar.
İlahiyatçı yazar Mustafa Yıldız’a konuşmasının sonunda ENDER başkanı Ahmet Kurt ve başkan yardımcısı Davut Özgül tarafından bir plaket verildi. Ayrıca konferans bitiminde katılımcılara Mustafa Yıldız hocanın “Son Mesaj” isimli meali hediye edildi. Önümüzdeki günlerde yine ENDER’in organize edeceği programlara Ramazan Kayan, Abdulaziz Bayındır, Ali Ünal ve Hayrettin Karaman gibi isimlerin konuk olacağı öğrenildi. Faaliyetler hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler ENDER’in www.erdemlinesil.org isimli sitesine bakabilirler.

 

``

 

KAYNAK: ÖZGÜN DURUŞ GAZETESİ