Resim_1315304043Eğitimci Remzi Yılmaz yeni eğitim ve öğretim yılı başlarken hatırlatma mahiyetinde bir yazı kaleme aldı…

Remzi YILMAZ / Eğitimci 

2011/2012 Eğitim-Öğretim yılı 01 Eylül 2011 itibarı ile başlamış oldu. Yeni bir eğitim-öğretim yılının ilk günlerindeyiz. Ailelerin bir çoğunda bir şekilde okula yeni başlayacak olan çocuklar nedeniyle tatlı bir telaş yaşanıyordur. Daha önceki yıllarda yaşanan ders kitaplarını nasıl bulacağım veya nasıl alacağım ya da çocuğumu hangi okula kaydettireceğim gibi sıkıntı ve sorunlar büyük oranda geçmişte kaldı diyebiliriz. Eğitimin altyapı, teknik anlamdaki alanlarında son yıllarda gerçekten takdir edilebilecek gelişmeler olmuştur. Eğitimin içerisinde yer alan birisi olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yine okula yeni başlayacak çocukların halet-i ruhiyeleri çeşitlilik arz edebilir. Kimisi sabırsızlıkla bekliyordur, kimisi biraz korku biraz heyecan, kimisi de yeni oyun arkadaşları bulacak olmanın mutluluğu içerisinde…

Ancak bu yazıda esas itibarı ile tüm bu durumların yanında eğitim camiasının vefakar çalışanları ve bizatihi öğretmenler üzerinden cümleler kuracağım. Eğitim sistemimizin ana unsurlarından birisi hiç şüphesiz öğretmenlerdir.  Sistemin diğer unsurları ne kadar ileri bir seviyede olursa olsun eğer öğretmen olması gereken noktada değilse özet olarak istenilen düzeyde eğitim ve de öğretim yapabilmemiz çok zordur. Şöyle bir soru ile bu konuya giriş yapılabilir. Kendi çocuğumuzu nasıl bir öğretmenin okutmasını isterdik? Bu soruya her bir insan kendi durduğu yerden çok farklı cevaplar verebilir. Ama her insanın verdiği cevaplar içerisinde ortak paydalardan oluşan bir standartlar listesi çıkartılabilir. İşte bu standartlar neler olabilir bu soruya cevap arayalım.

Nasıl Bir Öğretmen ?

Öncelikle mesleki anlamda kendisini iyi yetiştirmiş ve aynı zamanda kendisini yenileyebilen günün teknolojileri başta olmak üzere yaklaşımlarını ve algılarını iyi okuyabilen, statik değil dinamik bir yapıya sahip olmalıdır. 

Vizyon sahibi olmalıdır ki öğrencilerine de bu yaklaşımı kazandırabilsin.

Öğretmen ufuk sahibi olmalıdır. Ufuksuz, hedefsiz ve idealsiz bir öğretmenin çocuklara öğretimin dışında olumlu anlamda verebileceği pek bir şey olamaz. Hayatın gayesini, insan olmanın gayesine vakıf olamayan bir öğretmen, insan evladına hayata dair ne verebilir ki?

Sonuçta öğretmen insan evladını eğitmek ve öğretmek üzere okulda görevlidir.

Öğretmen vicdanlı ve merhametli olmalıdır. Eğer bu iki hususta bir zafiyet varsa, o öğretmenin yetiştirdiği çocukların vay haline. Çünkü şu zamanın en büyük hastalıklarından birisi de merhametsizliğin, vicdansızlığın(vicdani durağanlığın) yükselen trend olmasıdır.

Oysa taze dimağlara belki de bugünkü eğitim sistemimizin vermesi gereken en önemli konu başlıklarından birisi de merhamet eğitimidir. Merhametsizliğin ve vicdansızlığın akılcılık olarak gösterilmeye çalışıldığı bir zaman diliminde bu iki değere sahip çıkabilecek merhamet sahibi ve vicdani duruşunu yitirmemiş öğretmenler gerçekten eli öpülesi kişilerdir.

Öğretmen adil olmalıdır. Yine adaletsizliğin işini bilmek olarak algılandığı bir süreçte başta kendisi sınıf yönetiminde adaleti temin eden, öğrencilerine daha ilk günlerden itibaren adalet duygusunu aşılayabilecek bir öğretmene selamımız vardır.

Öğretmen sosyal ve toplumsal anlamda sorumluluk sahibi olmalıdır. Ki öğrencilerinde bu yetiyi davranış haline getirebilsin. Sadece son dönemlerde moda olan evden okula, okuldan eve darlığını aşamayan, insan evladı olması hasebiyle insan evladına karşı olan uyarıcılık sorumluluğundan uzak bir öğretmen öğrencilerimize ne verebilir ki. Yorulmadan, emek vermeden, terlemeden, çalışmadan kazanmanın, ele geçirmenin tüm iletişim araçları vasıtasıyla özellikle genç ve taze dimağlara pompalandığı dönemlerde bu şahsiyeti silikleştirici taarruzlara karşı, kişilikli duruşuyla örnek olabilecek bir öğretmen elbette bir nebzede olsa  derde derman olabilir.

Öğretmen ilkeli ve sabiteli olmalıdır. İlkeleri ve sabiteleri olmayan yani davası olmayan bir öğretmen benim çocuğuma ancak ilkesizliği davranış olarak kazandırabilir, bu ise gençlik bağlamında düşünülürse çağımızın vebası olarak algılanabilir.


Öğretmen iyi bir iletişim kabiliyetine sahip olmalıdır. Çünkü bizatihi sınıfta öğrencileri ile sürekli iletişim içerisinde olacaktır. Yine okul idaresi ve ailelerle iletişim içerisinde olacaktır. Bu bağlamdaki kabiliyet düzeyi öğretmenin eğitim sürecini verimli ve ideale yakın kullanmasında kendisine en büyük yardımcı unsurdur. Aksi halde hem sınıf içerisinde öğrencilerle hem de okul idaresi ve ailelerle iletişim kazalarına neden olabilecektir. Bu durum verimliliği ve karşılıklı güveni zedeleyebilecektir.


Öğretmen ve özellikle ilköğretim sınıf öğretmenleri daha da ziyadesiyle güler yüzlü olmalıdır. Hele de birinci sınıf öğretmenlerinin özellikle ilk günlerde yüzlerinde güller açmalı, güler yüzden ve tebessümden o yavruları mahrum bırakmamalıdırlar.  Daha işin başında sıkı tutmalıyım, disiplini sağlamalıyım endişesi ile özellikle ilk günlerde o birinci sınıf çocukların dan tebessüm ve güler yüz esirgenirse inanın vebale girilmiş olur kanaatindeyim.Bu konuda Doğan Cüceloğlu’nun anlattığı bir anekdot  önemlidir. “İlkokula yeni başlamışım, heyecanlıyım…ilk gün öğretmen içeri girdi, öyle bir hışımla bağırdı, azarladı, tehditler savurdu disiplin adına!, o gün okuldan kaçtım diyor, ertesi gün okula gitmemek için bahaneler ürettim, ayağıma ağrılar girdi hakikaten bir yıl kaydım ertelendi,… ertesi yıl yine ilk gün ama bu defa müthiş bir korku içindeyim diyor, fakat içeri bir öğretmen girdi, yüzünde güller açıyordu, o kadar sıcak ilgilendi ki hepimizle, onun sayesinde okulumu ve okumayı çok sevdim…” 

Yukarıdakine benzer olayları bizlerde yaşamışız veya tanık olmuşuzdur. Onun içindir ki özellikle sınıf öğretmeni güler yüzlü olmalıdır. Gülmeyi bilmeyen birisine tavsiyem aman ne olursanız olun ama öğretmen olmayın olacaktır.


Öğretmen sabırlı olmalıdır. Sabır öğretmenlik mesleğinin son gününe kadar olmazsa olmaz hasletlerden birisidir. Aksi halde sonu psikolojik rahatsızlıklardır.

Son cümle öğretmenlik özü itibarı ile bilene peygamberlik mesleğidir. İnsan evladını eğitme ve ona faydalı bilgiler öğretme sanatıdır. İnsanı tanıma sanatıdır. İnsanın cevherini gün yüzüne çıkarma meşgalesidir. Böylesine değerli bir mesleği icra eden öğretmen durup düşünmelidir. Yukarıdaki vasıfları taşıyan veya taşıma gayretinde olan tüm vefakar öğretmenlere selam ola!

Anteppress