timthumbNe diyorduk: bidayeti olan her şeyin nihayeti vardır.

Bitmesin diye ekran başında beklediğimiz Meksika Sınırı programının her kapanışında İsmail Kılıçarslan ağabeyin bu kapanış sözlerini duymayı bir o kadar çok istemekteydik.  Çünkü duydukça hatırlattığı manayı düşünme fırsatını bir kez daha ele geçirmiş oluyorduk.

Başlayan her süreç gibi seçimler de bitti ve bunca algı operasyonu ve kirletilmiş algı arasında , bu sonucun sağlıklı değerlendirilmesi gerekiyor. Gerçi halen itiraz edenler yok değil haklı ya da haksız ama sonuçların büyük oranda değişmesi gibi birşey ancak seçime ve sonuçlarına  paranoyakça yaklaşmış olanların hayallerinde gezinen bir durum.

İslami camianın yaşça bizlere yakın kalemlerine bir göz attığımızda, ortak bir çağrıyı görmek zor değil.  İsmini zikrettiğim İsmail ağabey ile birlikte Mücahit Gültekin’in de “küçük cihad bitti şimdi büyük cihad zamanı” vurgusuyla yazdığı yazı, sosyal medyada seçim sonuçlarına sevinen ama bununla birlikte “artık bundan sonra ….” diye başlayan cümleler kuran çok fazla insan var.

Ne söylüyorlar peki?

Ak parti bugüne kadar her nasılsa farklı zihinlerde farklı bir yerde bulunuyor idiyse de, karşı tarafın saldırganlığı ve yaptıkları, bu hareketi kendi diliyle ikrar etmese bile İslami camianın tam ortasına konumlandırmıştır. Siyasi bir parti ile toplumsal değişimi talep etmek meselesi başlı başına bir soru ya da sorun iken  ve yaşananların hepimizi bu noktaya sürüklemesi ayrı bir tartışmaya ihtiyaç duyarken, pratik durumu tespit etmekten ve buna dair birşeyler söylemekten geri duramayacağımız da kesin.

Ak parti bu seçimlere ümmete yönelik bir saldırı olduğu vurgusunu da özellikle belirterek girmiştir. Bizzat Gaziantep adaylarından biri , medeniyetimizin değerlerini şehre yansıtmaktan bahsederek geçmişte yapılmış hataların yapılmayacağına dair işaretler vermiştir. Yaşananların uluslararası bağlantıları olan bir operasyon olduğu bilgisi artık herkesin kanıksadığı bir durumdur.

Öyleyse yapılan ithamların kabul edilmemesi üzerine şunu söylemek zor değil:  Ak parti şu sonuçlardan sonra geçmişte parti içinde şu veya bu şekilde kabul edilemez olarak belirtilen davranış ve pratiklerin sahiplerinin (yolsuzluk, adam kayırma, rant oluşturma, lüks düşkünlüğü vb.) parti içerisinden temizlenmesi durumuyla karşı karşıyadır.

Yine Mücahit Gültekin ağabey’e göre de madem bu yaşananlar uluslararası bir operasyonun parçasıydı o zaman maşaya (cemaat) yönelik yapılacakların ötesinde maşayı tutan ele de gerekeni yapmak lazım gelir. 

Şundan eminiz ki , Ak parti karşısında öbeklenenlerin 150-200 yıldır bu ülkede baştan ayağa  farklılaşmamızı isteyen zihniyetten uzak bir yanları yok. Eğer Akparti gerçekten bir istiklal savaşından bahsediyorsa kendi iç dinamiklerini bu minval üzere yeniden inşa etmelidir. Bunu yapmaz ya da yapamaz ise bir sonraki seçim ya da referandumda , bu kadar net bir desteği arkasında bulamayacaktır.

Bir yandan da Akif Emre’nin belirttiği üzere “finans kapitalizme” ve yerleşik dünya düzenine karşı Müslümanların durması gereken noktanın gözardı edilmemesi uyarısına dikkat çekersek , Ak parti ciddi bir tercihle karşı karşıyadır. Geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te konuşmalar yapan Mustafa Özel’in dediği gibi : Başarı felakettir !

Ya Türkiye’de iç siyasetin konjoktürel olarak da değişen, yönlenen geçici gündemlerinde kaybolan bir yapı olmak, ya da söylem-eylem bütünlüğünü koruyacak adımlar atarak, gerçekten ümmet coğrafyası için varolan umut algısını boşa çıkarmamak arasında tercih yapılmalıdır. Burdaki umuttan kastım siyaseten pratik karşılığı olan bir durumu ifade eder. Bir kurtarıcı rol yüklemesi olarak algılanmamasını da belirtmek de fayda var.

Bu tercihe gere Ak parti 2023 vizyonunu da ayağı yere basar hale getirebilir. Bu noktada İslami camia, siyasi partiye tamamen angaje olmak, tarafgirlik göstermenin ötesinde eleştirel dilini sağlıklı zeminlere oturtarak yön verici bir pozisyonda olmalıdır. Aksi halde Akparti karşıtlığı üzerinden dine ve dindarlara aşağılayıcı gözle bakanların geldiği noktaya ters taraftan gelmek de mümkündür…

İktidar tehlikelidir ama tehlikesini atlatmanın yolu da bizzat o iktidarı “nasip edenin” çizdiği rotaya sahip çıkmakla mümkündür. Aksi durumda kimse farklı beklentilere girmesin. Hele yerel yönetimler bu noktada çok daha önem arzediyor ki bu da başka bir yazıya kalsın…

Ne diyorduk ? Korka durun ölümden cümle doğan ölmüştür. Ve ekliyorduk kim ki aşka müşteri, kim ki derde müşteri , canına od vurmuşlar…

 

* Egemen Bağış ile ilgili kimse ses çıkarmıyor diyenlere.. Şahsım kendisiyle ilgili bugüne kadar herhangi bir konuda tek bir kelime etmişmiyim hatırlamıyorum. Nedense hiç gündemime girmemiş. Eğer tape doğruysa ve hakaret varsa, o da , dine hakaret ediyor diye üzerimize çullanan ama bizzat kendisi aynı kötülüğün içinde bocalayanlar da öfkemizi ziyadesiyle haketmiştir !

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here