Evvela mübarek Ramazan’ın bir nebzede olsa hayatımıza getirdiği diriltici nefesten ötürü hamdederek ve Ramazan’ınızı tebrik ederek başlayalım söze…

Sonrası malum. Olan bitene karşı adil bir noktada kalmak, meselenin doğrusunu öğrenerek kimse hakkında peşin hükümlü olmadan birşeyler söyleyebilmek , düşünebilmek gibi talepleri olanların daha fazla zorlandığı bir zaman dilimindeyiz. Memleket kan gölüne dönse umursamayanları ve survivorda elenenleri gündem edenleri mi istersiniz ,  yoksa iki de bilir ulusalcı/kemalist/solcu provokatif medya aktörlerinin ortaya attığı yalanlarla gündemi kanalizasyona çevirerek gerçekleştirdikleri algı oyunlarına takılıp kalanları mı ?

Hazır kemalist demişken, son zamanlarda giderek bariz bir şekilde örneklerini görmeye başladığımız iktidar / hükümet kanadından kemalizmi ya içselleştirmiş olmaktan ya da artık ciddiye almamaktan (!) ortaya çıkan garabet tablolarını da unutmayalım.

Kürt halkının geçmişte devlet tarafından uygulanmış yanlış politikalar sonucunda biriktirdiği öfkeyi kendi ideolojik kalıpları içinde tüketerek meseleyi terörize eden örgüt ve örgütçüklerin dönüp dolaşıp yine en başta Kürt halkına zarar veriyor olması da yeni bir durum değil aslında !

Suriye’de yaşanan kargaşa, muhaliflerin ilerlemesinden korkan batılı güçlerin kullanışlı ingiliz anahtarı gibi gerektikçe meydana sürdükleri “full hd” kafa kesici teröristlerinin bütün dünya tarafından “tek tehlike” olarak gösterilmesi ve bunun üzerinden pyd ye biçilen rol, içerde canımızı yakan patlamalardan çok bağımsız bir durum olarak anlaşılmamalı.  Başlarda rejimin umursamadığı sonradan bir şekilde çatışmadığı en sonunda birlikte ordu kurarak ışide karşı savaş adı altında muhalifleri hedef aldığı bol emperyalistli devrimci örgüte yaptırılmak istenen de bu bağlamda değerlendiriliyor… Yayınlanan haritalarda birbirlerine kmlerce sınırı olmasına rağmen birbirine nadiren saldıran terör örgütleri bize nasıl bir filmin ortasında olduğumuz göstermeli tabiri caizse hepimizi ayıltmalı !

Memleketin farklı noktalarında patlayan bombalar bundan iki asır önce batılılaşma denen zehirle , ruhunu zedeleyen , bir asır önce kendinden vazgeçme ile sonuçlanan “kurtuluş mücadelesi”nin halen bitmediğini hepimize gösteriyor. Batılı medyada yayınlanan yazılar , görüşler ve devletlerin aleni tavırları , bu bölgenin yönetiminin bu bölge halklarına bırakılmaması gerektiğine dair taşıdıkları inancın hala aynı duyarlılık düzeyinde olduğunu da gösteriyor.

Allah sonumuzu hayr etsin diyelim elbet ama … Yapacaklarımız da yok değil…

Burada anlatmanın sayfalar alacağı problemleri , iktidarın eksiklik ve hatalarını , muhalefetin gittikçe dibe vuran söylem ve davranışlarını aklımızın bir köşesinde tutarak, yaşadığımız zaman diliminde “hakikatin, doğrunun, iyinin ” veyahut durulması gereken yerin yakınında olmak için yapılması gereken şeyler var..  Allah bize adaleti ayakta tutan adil şahitler olmamızı emreder çünkü…  Bu bağlamda Allah adına, insanlık adına, memleket adına, bu ülkenin hayrına birşeyler yapmak adına üzerimize düşen görevler olduğunu söylemek zor değil. Peki ne yapmalı ?

Nacizane önerim , öncelikli olarak sağlıklı bir haber alma / haber iletme ağına, iletişim diline  sahip olmaktır diye düşünüyorum.

Sosyal medya hesaplarından yayılan çirkefliğin önüne geçmek, herhangi bir olay olduğunda , bir açıklama yapıldığında, bir gelişme yaşandığında meseleyi şu ya da bu yana çekmenin ötesinde ne olduğunu anlamak adına sağlıklı bilgilerle elde edilmiş ve sunulmuş haberlere ihtiyacımız var. Bu haberi bulacak, üretecek , sunacak ya da bunun için zaman harcayarak hemen her gün farklı bir konuda fitneye düşmeye yatkın “sosyal medya sakinlerini” fitnecilik tuzağından çekip alacak bir anlayışa, bir ekibe…

Problemli görülen davranış, icraat , konuşma her ne varsa ve her nereden geliyorsa (iktidar /muhalefet / hocaefendiler/gazeteciler /akademisyenler vb..) hakaret ya da aşağılama dilini değil adalet ve dürüstlük dilini kullanarak eleştirmek “yiğidi öldür ama hakkını yeme” sözüyle hayatımızda yer edinmiş o  duyguyu yeniden hatırlatacak bir anlayışa…

Eleştiriye uğrayanların da meseleyi tarafgirlik penceresinden bakmadan, niyet okumadan değerlendirme yapmalarına tabii ki…

Yukarıda bahsettiğim problemler için çözüm önerisi sadece bunlar mı demeyin ? Varsa bir imkanınınz hangi parti cemaat ya da toplumsal gruba mensup iseniz, sağlıklı haber alma ve iletme noktasında bir girişimde bulunun bakalım. Bunca zamandır yaptığınız  şeyleri , söylediğiniz cümleleri tekrarlamanız mümkün olacak mı?  Hiç sanmıyorum…

Ülke gündemindeki konuların büyük bir çoğunluğunda bilgi eksikliği kesin olmakla birlikte o bilginin yorumlanmasından kaynaklanan ve aslında gerçekte karşılığı olmayan şeyler yatıyor. Bu “şeyler” yüzünden birbirini öldürmeyi , birbirini ülkeden kovmayı düşünenler bile var . Temelinde tamamen sosyal medyadan yayılmış yalan ve algı operasyonuna hizmet eden gündemlerin bulunduğu tartışmaların bizi getirdiği nokta maalesef bu.

Ramazan’ı fırsat bilerek bu konuda radikal adımlar atmak gerekiyor. Özellikle gençlik hareketi olarak meydana çıkan dostlarımız öncelikli olarak bu konuda sağlıklı bir gençlik inşa edebilirlerse belki birkaç sene sonra daha sahih bir yolda olduğumuzu düşünebiliriz. Ancak yediden yetmişe herkesin rüzgarına kapılarak kendini kaybedebildiği bir ortamda bu konuda hiçbir adım atılmazsa , zaten çoğunlukla boşa geçirdiğimiz günlerimiz tamamen yitip gidecek.

Oysa daha yapacak çok işimiz var.  Ne yapmalı sorusunu sorduğumuzda verilmesi gereken çok fazla ve farklı cevaplar var… Ama önce temizlenmemiz arınmamız gerekiyor….

İnşallah Ramazan buna bir fırsat olur …

Allah ellerimizi bırakmasın….

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here