Resim_130233181824 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle Şuurlu Öğretmenler Derneği (Öğder) Gaziantep Şube Başkanı Cemil ÇİÇEK`in kaleme aldığı makalesi:

Anteppress – Gaziantep

Ülkemizde her yıl 24 Kasım günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu günde öğretmenin toplum içindeki yeri, sorunları dile getirilir. Eğitime hizmet etmiş ve çevresinde saygınlık kazanmış öğretmenler taltif edilir. Ancak bu yılki kutlamalara Van depreminde hayatını kaybeden 76 şehit öğretmenin acısını yüreklerimizde duyarak giriyoruz. Allah mekânlarını Cennet eylesin. Asrı Saadette Maune´de hunharca şehit edilen İslam´ın ilk şehit eğitimcileri 70 öğretmenin şefaatine nail eylesin.

Öğretmenlik peygamberlerin mesleğidir. Kuranı Kerim Peygamberimiz (s.a.v)´in gönderiliş hikmetini açıklarken O´nun öğretmenliğine de vurgu yapar. “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah´ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan)kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Ali İmran:164)

Peygamberimiz (s.a.v) ayette açıklanan konumunu teyiden “Ben muallim olarak gönderildim” buyurmuştur. Müslüman bir kimseye en hayırlı olma özelliği kazandıran en hayırlı iş öğretmenlik mesleğidir. “Sizin en hayırlınız Kur´an-ı Kerim´i öğrenen ve onu başkalarına öğretenlerinizdir.” (RSalihin: 995)

 

Bu bakımdan öğretmenler öğrencileri ıslah etmek, marufu ve münkeri, hayrı ve şerri, helali ve haramı öğretmek, faydalı olan şeyleri yaptırmak, zararlı olan şeylerden sakındırmak, eğitim ve öğretimlerine öncülük etmek, kendilerini dünya ve ahirette mutlu edecek saadet yolunu göstermek ve salih nesiller olarak yetişmelerini sağlamak için var gücüyle çalışan kimselerdir. Aynı zamanda öğretmenler sevginin, barışın ve kardeşliğin, özgürlüğün, adaletin, saygınlığın, hoşgörünün, refah ve bereketin, güvenin, izzet ve onurun olduğu; “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya”nın kurulması mücadelesinin de öncüleri olmak durumundadırlar.

 

Öğretmenler, bu mesleğin öncüleri olan peygamberlerin varisidirler. Onlar bu sorumluluğun şuurunda olarak öğrencilerini Hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyatçı kimseler olması için, doğruyu, iyi ve güzeli, faydalıyı ve adaleti öğretirler. Allah´tan korkan, Allah rızası için iş yapan salih kimseler olarak yetişmeleri yolunda bütün hünerlerini ortaya koyarlar. Öğretmenler bu görevlerini, madden ve manen güçlü oldukları zaman eksiksiz yapabilirler.
Bu gün öğretmenlerimiz bu anlayışla görevlerini yapma imkânından mahrumdurlar.

Öğretmenlerimiz temel insan hakları, mesleki pozisyonları, özlük hakları, maddi ve manevi durumları bakımından biri eğitimin muhtevasından diğeri özlük haklarından kaynaklanan sorunlarla karşı karşıyadırlar.

 

Öğretmenlerin muhtevadan kaynaklanan problemleri:

 

 

 

 

2. Bizim öğretmenlerimiz Müslüman insanlardır. Faizi, kumarı, zinayı, yalan söylemeyi, küfürlü konuşmayı, içkiyi, helal sayan bir tek öğretmen bulmak nerede ise imkânsızdır. Hal böyle iken İslam´ın amentüsüne inanan öğretmenler, inanmadıkları batı fikriyatını öğrencilerine okutma zulmü ve dayatması ile karşı karşıyadır.

3. Öğretmenlerimiz inandığı gibi yaşama hakkından mahrumdur. Cuma saatinde öğretmen ve öğrenciler derse girmek zorunda bırakılarak ibadet hürriyetleri engellenmektedir. İnancından dolayı başını örten öğretmenler başörtüleri ile derslere girememektedirler. Sakal bırakmak isteyen erkek öğretmenler bu temel insan hakkından mahrumdurlar. Bu yasak sadece bizim ülkemizde uygulanmaktadır. Okullarda ibadetini yapmak isteyen öğretmen ve öğrenciler için ibadet yeri açmak hala yasak kapsamındadır.

4. Bu eğitim nizamında öğretmenler manevi bir zulümle karşı karşıyadırlar. Bir matematik öğretmenine öğrencisi “öğretmenim sen bu bilgileri daha önce bana verse idin oynadığım İDDAA oyununu daha mükemmel oynayabilirdim” dediğinde kahrolduğunu söylemiştir.

 

Öğretmenlerin özlük haklarından kaynaklanan problemleri:
1. Eğitim mevzuatındaki yapılan çeşitli menfi değişiklikler yüzünden öğretmenler hâkim öğretmen olmaktan çıkarılmış, mahkûm öğretmen durumuna düşürülmüştür. Öğretmen sadece bilgi aktaran vasıtalar haline gelmiştir. Öğretmenlere yönelik şiddet olaylarında ciddi artışlar gözlemlenmektedir,

2.  “OECD Bir Bakışta Eğitim 2011 Raporu´na” baktığımız zaman öğretmenlerin toplam zorunlu çalışma saatleri OECD ülkelerinde ortalama 1663 saat iken, Türkiye´de 1808 saattir. Türk eğitimcileri batılı meslektaşlarına göre daha fazla çalışmaktadır. Sayın Bakanın ´artık öğretmenler 3 ay tatil yapmayacak´ sözleri, öğretmenlerde derin üzüntülere sebep olmuş ve bu sözler kamuoyunda öğretmenlerle ilgili yanlış kanaatler vücuda getirmiştir,

3. Türkiye, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı en yüksek ülkeler arasında. OECD ortalamasında en fazla sapma ilkokul düzeyinde görülüyor. İlkokulda OECD ortalaması 17 öğrenci iken Türkiye´de 26 öğrenciye çıkıyor.

4. Öğretmenlerin bugün aldıkları maaş ve ücretle yetersizdir. Ayrıca, birçok meslektaşımız öğretmenlik mesleği yanında ikinci bir iş yapmak durumunda kalmaktadır.TBMM Araştırma Merkezi, yaptığı değerlendirmede, Türkiye´deki öğretmenler yıllık 21 bin dolarlık gelir düzeyiyle OECD ortalamasının yarısına bile yaklaşamamaktadırlar. 15 yıllık öğretmenler için yıllık gelir ABD, Kore ve İsviçre gibi ülkelerde 51 bin doların üzerindedir. Almanya´da en üst derecede ilköğretim öğretmeninin toplam geliri 52 bin dolardır. Türkiye´de satın alma gücü paritesine göre 21 bin 623 dolarda kalıyor. Lise öğretmenlerinin maaşı OECD ortalamasında 51 bin dolar iken Türkiye´de 21 bin dolardır.

5. Eğitim fakültelerinin kaliteli öğretmen yetiştirmemesi ve ihtiyaç fazlası öğrenci alması.

6. Emekliye ayrılan öğretmenlerin emekli maaşlarının (1272 TL) düşük olması.

7. Eğitim tazminatının azlığı.

8. Eğitimde yeni teknoloji kullanımlarının öğretmenlere seminerlerle yeterince tanıtılmaması.

9. Verilen ders ücretlerinin gidiş-dönüş masraflarının bile altında olması.

10.Aile ve çocuk yardımlarının komik denilecek durumda olması.

 

Bir 24 Kasım Öğretmenler gününü daha birlikte yaşıyoruz. Yetkililerin ve o kadar insanın beyanatlarını dinleyeceğiz. Bilelim ki bunlar bir usulün yerine getirilmesinden başka bir şey olmayacaktır. Meseleler çözülmeyecektir. Bizler öğretmenler olarak bulunduğumuz mekânlarda bağırıp çağırmaya, yağıp gürlemeye devam edeceğiz, ama konular yinede çözülmeyecektir.

 

Öğretmen camiası olarak sorunlarımızın çözülmesi için yapmamız gerekenler var. Yapmamız gereken en önemli konu oluşturduğumuz dernek ve sendikalar gibi tüzel kişiliklerimizi ıslah ederek güçlendirmeli,  fikir ve etkinlik bakımından kuvvetli yapılar haline getirmeliyiz. Bu yapıları yöneticiler ve siyasiler nezdinde yaptırım gücücü olan etkili kuruluşlar haline dönüştürmeliyiz. “Bilmeliyiz ki mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmez.”

 

ÖĞDER Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak yapmak istediğimiz şey, öğretmenler için böyle güçlü bir yapıyı inşa etmektir. Bu çatı altıda bizler güçlü bir fikri alt yapı oluşturmak, etkili ve muktedir olmak, edilgen değil etken ve dirayet sahibi kimseler olmak istiyoruz. Önce Ahlak ve Maneviyat diyen bütün eğitimcilerimizle, diğer müspet kuruluşlarla bu ülkeyi yeniden imar ve ıslah etme azmi ve inancına sahibiz.

 

Yukarıdaki temel görüş ve tespitlerin asla değişmeyeceği muhakkaktır. Ancak bu kadar önemli görevi ifa eden öğretmenlerimizin maddi ve manevi durumları ve sosyal statüleri itibariyle güçlü hale getirilmesi kaçınılmazdır. Aklı, maddi ve manevi çaresizliklerle dolu öğretmenimiz; her şeye rağmen vazifesini yapmaktadır. Vatanın en ücra köşelerinde bile bunu sürdürmektedir. Bu ülkenin tekrar öncü ve lider ülke haline gelmesi, eğitim ve öğretimin kaliteli ve “Önce Ahlak ve Maneviyat” esas alınarak yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Öğretmenin statüsü ve maddi ve manevi konumu Dünya standartlarının da üzerine çıkarılmalıdır.

 

Nesillerimizin sağlıklı ve salih nesiller olması için öğretmenlerimizin de milli ve manevi şuur içinde yetiştirilmesi gerekmektedir.

 

Basınımız, öğretmen ve öğretmenliği aşağılayan, toplumun gözünde küçük düşürücü haber ve yorumlardan derhal vazgeçmelidir.

 

Bütün öğretmenlerimize iki cihanda da saadetler dileriz.

 

 

1. Ülkemizde yürütülmekte olan eğitim nizamı materyalizme yani batı medeniyetinin üstünlüğünü kabul eden bir anlayışa dayanmaktadır. Batı temelinde Siyonizm ve Protestanlık inanışı bulunan bir medeniyettir. Bu medeniyetin özünde ise, İslam ve Müslümanlara kin ve düşmanlık bulunmaktadır. AB bu anlayışla kurulan bir birliktir. Ülkemizde eğitimin muhtevası, bu AB kıstaslarına göre şekillenmiştir. Programlar, müfredatlar ve ders kitapları materyalizmin temel ilkelerine güre yazılmaktadır. Bu durum öğretmenlerin karşılaştığı en önemli problemdir.

Anteppress