Resim_1324503867Dr. Seda Güçlü TYB Gaziantep Şubesini ve şube başkanı Hanifi Akın`ı yazdı.

ANTEP PRESS / Makale

Örneği Kendinden Bir Rezalet: TYB Gaziantep
Dr. Seda Güçlü

Yazarım, yazarsın, yazarlar…

Dert etme! Yazamasan da TYB Gaziantep’e üye yaparlar!
Yıl 2009 Nisan ayı Gaziantep’te yeni bir dernek kuruluyor. Merkezi Ankara’da olan Türkiye Yazarlar Birliği Gaziantep Şubesi…
Zekeriyya Efiloğlu başkanlığında kurulan dernek birkaç ay sonra planlandığı gibi Hanifi Akın ismindeki şahsa devrediliyor. Dernek için koşturduğu halde kurucu başkan olamamasının sebebi ise Prof. Dr. Bünyamin Erul’un “Sünneti Anlama’da Yöntem” isimli çevirisini intihal iddiası… Genel merkez intihalci yazara kurucu başkanlık vasfını layık görmüyor…
Sonra nasılsa işler yoluna giriyor bir anda. Hanifi akın TYB Gaziantep başkanı olarak boy salmaya başlıyor… Bir haber metni hazırlayacak kadar yazma özelliği bile yokken!
Nitekim TYB Gaziantep’in websitesinde yer alan köşesinde Virginia Wolf’ten alıntılar haricinde Başkan’ın özgün hiçbir yazısına rastlanamamıştır!
İşin garibi proje ve etkinlikler bile o dönemde dernekte aktif olan bazı yazarların kaleminden çıkıyor.
Üstelik çok geçmeden de bu gidişi içine sindiremeyen birkaç yazar dernekten istifa edip ayrılıyor. Ne var ki istifalar sonuçlanmadığı gibi bu kişiler hala derneğin üyesiymiş gibi gösteriliyor. Galiba itibar kaybından korkuluyor!
Türkiye Yazarlar Birliği gibi ciddi bir kurumun Şube Başkanlığı görevini yürüten bir şahıs; olduğu yerin ciddiyetini kavrayamamış olacak ki tiyatro sahnesindeymiş gibi hareket ediyor. Bunun adına pişkinlik diyorlar bizim oralarda!
Edebiyat, edepten gelen bir kelimedir. Yani edebin çoğulu: edepler…
Edebiyatın olduğu yerde edepsizlik olmaz dolayısıyla… Olursa, bu ancak şarlatanlık olur!
İnsanlara; hele bu insanlar yazar, şair, sanatçı cinsindense nasıl davranılacağını bilmeyen, işi terbiyesizlik boyutuna getirip sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranan bir insanın ne derece edebi bir kişiliğe sahip olduğunu varın siz düşünün!
Birkaç gazete haberinde yer almak, birkaç kurumdan proje geçirmek, edebiyatı paraya çevirmek gibi düşünceler doğrultusunda hareket eden bir şahsın Gaziantep’in kültürel hayatına ne gibi katkıları olabilir bu da düşünülecek bir mesele?
Neden olmasın ki, diyebilirsiniz!
Kasaplara, bakkallara, mahalle muhtarlarına, okul hademelerine bile ödül verilebilir mesela!
E buna birşey diyemem! Bu kadarlık özgünlüğü de kutlarım tabii ki!
Yazarlar Birliği denen kurum…
Üye olan yazarları için bugüne kadar ne gibi gayretler sarfetmiş acaba?
Kaç yazarın ödenmeyen telif ücreti, gasp edilen hakkı için mücadele etmiş…
Kaç genç yazara edebiyatın kapılarını açmış?
Kaç yazar yetiştirmiş; ülkeye kaç eser armağan etmiş?
Yapmayın Allah aşkına, ne mücadelesi, ne eseri?..
Yayınevlerinin sömürdüğü yazarlara fakirin ekmeği olan umudu aşılayarak onları biraz da kendileri sömürmekten başka…
Hem de devlet desteği alarak!
Edebiyatın kaypak zemininde ayakta durmaya çalışan yazarların bu kadar da sömürü malzemesi yapılması edebiyat dünyası adına tiksinilecek bir durumdur!
 Zaten Türkiye geneline bir bakın! Yazarlar Birliği’ne gidenlerin sayısı bellidir ve hep aynı kişilerdir. Yani oradan nemalananlar belki de!
Gazinatep’te de çok iyi uygulanıyor bu!
Gerçekten yazan, birçok konuda fikir sahibi olan yazarlar dernek faaliyetlerinin dışında tutuluyor. Üstelik edebi birikim yoksulluğuyla pençeleşen birkaç kişinin adını duyurma çabasından ibaret çalışmalar…
E gerçek edebiyat ehli ise bu çalışmalardan uzak durmaya devam ediyor. Nitekim bu yapılanları, yapanlarla aynı düşüncedeki fikir fukaralarından başka kim hazmedebilir ki?!
Hanifi Akın; nev-i şahsına münhasır bir yazar!!!
Tyb Gaziantep Şubesi; örneği kendinden bir rezalet!
Edebiyata daha büyük bir darbeyi başka hangi kurum indirebilir acaba?!

Anteppress

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here