Hafta sonu sevgili eşim ve kızımla birlikte Osmaniye ve Adana’daki dostları ziyarete gittik.
Cumartesi günü ikindiden sonra Osmaniye’de bir çarşı turu attıktan sonra, eşim ve kızım öncelikle teyzesine gitmek istediler. Oraya gittik. Akşam yemeği ve namazından sonra Osmaniye’deki sevgili dostlarım Cuma hoca, Mehmet Ali abi ve Dr. Harun beyi aradım. Cuma bey Nurdağı’nda olduğunu gece döneceğini söyledi. Umreye gidecekti ve akrabalarını ziyarete gitmişti. Mehmet Ali abi ve Dr. Harun Osmaniye’de idiler. Mehmet Ali abi ile buluşarak Dr Harun beyin evine gittik.
Uzun zamandır görüşemediğimiz dostlarımız için güzel bir sürpriz olmuştu. Hasretle kucaklaştık ve koyu bir muhabbete daldık. Biraz Suriye değerlendirmesinden sonra Harun beyin Ramazan ayı içerisinde umreye gideceğini öğrendikten sonra, Mehmet Ali abi ile de hacı arkadaşı olmamızdan dolayı, sohbet güzel bir hac muhabbetine dönüştü. Saat 23:30 civarlarında Harun beyden kutsal mekanlarda bize de dua etmesini isteyerek ayrıldık.
Yolda Cuma hocamı aradık geldiğini öğrenince bu kutsal topraklar yolcusunu ziyaret etmemek olmazdı. Cuma hocam ilk defa umreye gidiyordu ve çok heyecanlıydı. Burada da saat 01:00 ‘e kadar hac muhabbeti yaptık. Rabbim heyecanını daim umresini makbul ve mebrur eylesin. Rabbim o kutsal mekanları yeniden görmeyi bizlere de nasip etsin inşaallah. Cuma hocamdan da kutsal mekanlarda bize de dua etmesini isteyerek ayrıldık.
Eve gelip yatsı namazını kıldıktan sonra yattım. Gece saat 03:00 civarları telefonun sesi ile uyandım. Karşıdaki ses Arapça kelimelerle başlıyor, kalk diyordu Ramazan Deveci “şu anda Mescidi Nebevi’de selam kapının önündeyim birlikte teeccüt kılacağız ve birlikte dua edeceğiz” diyordu. Büyük bir heyecanla kalkıyorum “Ahmet Öksüz Allah senden razı olsun, bana dua edeceksin ha” deyip abdestimi almaya gidiyorum. Abdestimi alıp teccüt namazını, Mescidi nebevi’de Peygamberimizin yanında, sevgili Ahmet Öksüz’le birlikte kıldığımı, hissetmeye çalışarak kılıyorum. Namazın sonunda rabbime uzun uzun dua ediyorum. Ve duamı Mescidi nebevide yapılmış dualarla birleştirmesini, dualarımı kabul etmesini diliyorum rabbimden. Son günlerde böyle huşu ile bir namaz kılmamıştım. Sevgili Ahmet Öksüz’e dua ediyor teşekkür ediyorum. Rabbimin umreye gidecek dostlarımdan yaptığım dua taleplerini, sanki kabul etmişçesine bu gece Ahmet Öksüz’ün duasını benimle buluşturduğunu düşünüyorum.
Bu güzel gecenin sabahında Osmaniye’den ayrılarak Adana’ya hareket ettik. Öncelikle sitemiz yazarlarından ve yıllarca görüşmediğimiz, sevgili dostlarımız Hatice Atasoy Durmuş ve Nedim Durmuş çiftinin evlerine gidiyoruz. Görüşmeyeli sekiz belki de on yıl oldu. Hatice bacı, Hz. Fatıma çehreli bir Müslüman kadın. Evini Kuran okuluna dönüştürmüş. Kırk öğrencisi var bu yıl. Beş altı yıldır bu işi yaptığını öğreniyoruz. Bu öğrencilere Allah’ın kitabını ve Peygamberini öğretmeye çalışıyor ve öğretiyor. Günümüz şartlarında mütevazi sayılabilecek lüks ve konforun girmediği bir ev. Yaz tatilleri çocuklara, kimi zaman büyüklere Kuran öğretmekle geçerken, diğer zamanlar dernek faaliyetleri, dersler, sohbetler ve kitap okuma çabaları ile geçiyor. Bir insan daha Allah’ın dinini öğrensin, yaşasın diye sevgili eşi Nedim bey ile birlikte Salih amellerle dolu güzel bir ömür. Haya timsali iki güzel çocuk. Rüveyda sekizinci sınıfta, sanıyorum bu yıl kapanmış. Babası ile elle tutuşup okula başörtüsü ile gitmekten büyük mutluluk duyuyor. Ahmet Şamil sanıyorum beşinci sınıfta, öğretmeninin kızların yanına bir türlü oturtamadığı, büyük, küçük fark etmez bayanların olduğu odaya girmeyen haya timsali bir çocuk. Rabbim bu güzel aileyi ehli beyt ailesine komşu kılıp cennet birlikteliği nasip etsin.
Sevgili kızlarımın yüzleri bana hep Hz. Fatımıa’nın yüzünü hatırlatmıştır. Onlara bakarken Peygamberimizin Fatıma’nın yüzünde hissettiklerini hissetmeye çalışmışımdır. Bir yazımda “İslam’da kadının adı: Hz. Fatıma” demiştim, onun için her Müslüman kadın Fatıma gibidir, daha doğrusu Fatıma gibi olmalıdır diye düşünürüm. Ve her Müslüman kadında Hz. Fatıma’dan izler ararım. Hatice bacım, Hz. Fatıma’dan izleri daha yoğun taşıyan, işte Fatıma timsali bir kadın diyebileceğiniz biri. Tabiî ki söz Hz. Fatıma’ya geliyor, ve Hz. Fatıma üzerine konuşuyoruz.
Durmuş ailesinden müsaade alarak Sabancı camiine sevgili dostlarım Ebuzer ve Ali Aygün’le görüşmek üzere gidiyoruz. Ebuzer ismi gibi Ebuzerce yaşayan bir Müslüman Adana’da iyilik adına, güzellik adına, İslam adına, mazlumlarla dayanışma adına bir şeyler yapılıyorsa Ebuzer’i orada mutlaka görürsünüz. Göremiyorsanız, yine Allah adına bazı çekinceleri olduğu için göremezsiniz. Genç yaşta eşini de kaybedince iyice ebuzerleşti. Eşini kaybedeli uzun zaman olmasına rağmen hala evlenmemiş olmasını eşim eski eşine duyduğu sevgi ve vefaya bağlıyor. Bende, rabbim onun için hayırlı olan ne ise onu nasip etsin diyorum. Ebuzer için dua ediyorum. Ali Aygün bir güzel insanda o. “Adyar ; Adana insani yardım derneği” nin yükü omuzlarında. Rabbim çalışmalarını berketlendirsin.
Sabancı camiinde avlusunda biz Ebuzer ve Ali kardeşimle hasret giderip sohbet ederken, eşim ve kızım Ali kardeşimin eşi ve kızı ile tanışıp muhabbet etmeye başladılar.
Suriye olaylarının ve bu olaylara Türkiyeli Müslümanlarının tepkilerinin daha yoğun olarak konuşulduğu bir sohbet oldu. Dostları ne kadarda çok özlemişiz.
Akşam memlekete geri dönmeyi düşündüğümüz için Ali kardeşim ailesi ve Ebuzer ile vedalaşıyoruz. Adana’ın baraj sahilinde bir tur atarken, Adana’ya deniz gelmiş bizim haberimiz yokmuş diye düşünüyoruz. Sahil turunu bitirdikten sonra memlekete doğru yola çıkıyoruz. Doğrusu güzel bir hafta sonu geçirdiğimi düşünüyorum.