logo

Patani izlenimleri!

İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) sınırları aşan çalışmalarını yerinde görmek için Tayland’ ın Patani bölgesindeydik.

Uzun bir yolculuğun ardından dilleri, tenleri, yaşayışları farklı memleketler üzerinden geçe geçe Patani’ ye ulaştık,

Patani bölgesinde havalimanı olmasına rağmen rejim kullanılmasına izin vermiyor.

Önce başkent Bangkok, ardından iç hatlarla Hat Yai’ ye uçtuk,

Burada bizi karşılayan partner kuruluşumuz refakatinde karayolu ile Patani bölgesine intikal ettik.

Güney Asya’nın nahif, saygılı, sevecen, yardımsever, mahcup ve minnettar kardeşlerimizle kucaklaştık.

Sokakları, imkanları ve evleri dar ama gönülleri zengin insanlar gördük,

Halk her yerde tacizkar ve tehditkar askeri kontrol noktaları arasında yaşamak zorunda.

Bütün coğrafyada gözün alabildiğine yeşillik var, hava ise nemli ve sıcak.

Trafik soldan akıyor. Genellikle arabaları erkekler, motorları bayanlar kullanıyor.

Arabaların büyük çoğunluğu Japon markalarından oluşuyor.

Yemeklerinde tuz ve yağ çok az, yemekleri damak-tadımıza hiç uymuyor.

İşyerleri küçük ve çoğunlukta ailece işletiliyor. Halkın büyük kısmı ağaçlardan elde ettiği kauçuk ile geçiniyor.

Dikey mimari yerine yatay mimari yaygın.

Yağış yoğun, evler çatılı, su ve bataklık ise bol.

Müslüman mezarlıkları oldukça mütevazi, Budistler ise cesetleri yaktığı için mezarlıkları yok.

Her yerde kralın resimleri var ve halk kraldan çok korkuyor.

İlk gün Patani’ ye 40 km uzaktaki Yala bölgesine hareket ettik. Burada İHH tarafından yapılan İskilipli Atıf Hoca yetimhanelerinde Ömer Halisdemir okulunda incelemelerde bulunduk.
Bazı gömlekler vardır insan giymek istemez giymek zorunda kalırsa onu saklamaya çalışır. Ama İHH’ nın gömleğini giymek insana gurur veriyor ve herkes görsün istiyorsun. Biz de İHH gömleğimizi giyerek fakir ve mazlumlara umut olduk.

Onbin km ötedeki Tayland’ ın yüz km ötesindeki Patani nin on km ötesindeki Yala nın kırsalındaki mazlumlara İHH adına ulaşıyor olmak onur verici. Kendi vatanlarında olmalarına rağmen baraka tarzı yapılarda yaşamaya mahkum edilmiş, kendi devletlerinin bile unuttuğu bu mazlumların duasını almak kadar kıymetli bir değer olmasa gerek.

Cuma namazı kılmak da nasip oldu. Vaazı farklı, hutbeyi farklı hocalar irad etti. İmam hutbeyi elindeki asa ile, Filistin, Suriye ve tüm ümmete için dua ederek irad etti.

Asker varlığını her yerde hissettiriyor, baskı çok ve mescit dışında toplanmaya izin yok. İmamları halk atayıp finanse ediyor lakin istediklerini konuşamıyorlar.

2004’ deki silahlanmadan sonra bazı haklar tanınmış fakat kimliklerini kaybetmeleri için Tayca eğitim veriliyor, müfredatı da tamamen devlet belirliyor.
Cuma namazından sonra Yala İslam Meclisi Genel Merkezi’ni ziyaret ettik. Meclis bölgedeki bütün İslami müessese ve kurumların denetim ve işleyişi ile ilgileniyor. Bölgenin tek dini otoritesi mahiyetinde.
Malezya sınırlarında 1500 öğrencinin​ eğitim gördüğü kompleks de yine bu meclisin bünyesinde.

İkinci gün, sabah saatlerinde 500 öğrencinin eğitim gördüğü 2 yetimhane, 1 cami, 1 okuldan oluşan İHH Eğitim Kompleksi Boğaziçi Okulunu ziyaret ettik.

Bizim için çok güzel ve anlamlı bir program hazırlamışlar, keyifle dinledik.

Burada 50 erkek 50 kız yetim var ve bu yetimlere İHH bakıyor, yetimhanelerin işletme ve masrafları da İHH tarafından karşılanıyor.

Üçüncü gün, Patani’ye bağlı Tambon köyünde İstanbullu itfaiyecilerin yaptırdığı yetimhaneyi ziyaret ettik.

İdareciler yetimhane hakkında brifing verdi. Öğrenciler Kur’an tilaveti gerçekleştirdi, İngilizce sunum yaptı, ezgiler okudu.

İHH adına Trabzon İHH’dan Zeki Maraba Türk halkının selamlarını iletti.
İHH burada 40 yetime bakıyor. Bu merkezde yetimler yatılı kalıyor ve Arapça, İngilizce eğitim görüyor.
İftar için yine İHH tarafından yapılan Miyase Tanış yetimhanesine intikal ettik. Buradaki yetimlere de gıda kolisi dağıttık. Ardından iftarımızı onların sofrasında açtık.
Patani’ ye bağlı 4 vilayette yarısı şehit çocuğu olan altı bin yetim var ve sadece beş yüzüne ulaşılmış. Sekiz yetimhanedeki 500 yetime İHH sponsorluk yapıyor.

Patani’nin Osmanlı ve Türkiye alakası eskiden beri var, son zamanlarda bu artış gösterdi. Bu ilişkiyi çekemeyenler antipropaganda yapıyor. Halk yardıma gidenlerin dilini bilmediği için art-niyetli çevirmenler gerçeği farklı yansıtıyor.

Oradakiler “biz balık istemiyoruz, bize balık tutmayı öğretin” diyorlar.

Kaynakçılık, marangozluk, ziraat gibi mesleklere yatkınlık var. Lakin imkanlar kısıtlı olduğu için tesis ve atölyelere ihtiyaç var. 10 bin dolar gibi ufak rakamlarla atölye kurulabiliyor.
Patani’ den ayrılıp, başkente doğru yol alırken askeri kontrol noktalarının kaldırıldığını ve binaların da şehir ve köylere yapılan yatırımların da değiştiğini gözlemledik.

 

Gözü yaşlı yetimleri, hayatın kocaman yükünü sırtlanan anneleri, yüreği yaralı nineleri geride bırakarak kardeşlerimizden ayrıldık.

Yüreğimizin bir parçasını orada bırakarak!

Selam ve dua ile.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.