Rojava nedir, neresidir, nerden çıktı? Son gelişmelerle birlikte buna benzerTrue Religion Outlet UK   birçok soru zihinleri meşgul etmeye başladı. Toplum geçmişinden bu kadar koparılırsa olacağı buydu.
Resmi İdeoloji, yüzyıldır insanların beynini ırkçı söylemlerle yıkadı. Türk ve Türkiye’nin evrenin merkezi olduğu ve her şeyin ona göre şekillendiği algısını beyinlere kazıdılar. Diğer toplumlar nezdinde bir kıymeti harbiyesi olmasa da, içeridekiler böyle görmesiydi önemli olan. Onların öğrettiklerine göre, elli devlete bölünecek bir büyüklüğe sahip olsa da Osmanlı ilkel ve güçsüz bir devletti. Hâlbuki Türkiye dünyanın en önemli, itibarlı ve her zaman zirvede olan ülkesidir(!)
Bu boş efelenmelerle, ikiyüzlülük ve yalanlarla ülke yönetimini elinde tutanlar bundan hem beslendiler; hem de toplumu, sürekli yaptıklarının doğruluğuna inandırarak aldattılar.
Irkçılık gözleri kör, kulakları sağır, beyinleri iğfal eden; âlemi sersem gösteren böylesine mikenet    amansız, müzmin ve salgın bir hastalıktır.
Rojava, benim doğduğum ve yaşadığım toprakların adıdır.
Bir kısmı Suriye’de, bir kısmı Türkiye’de kalan toprakların ortak semasına bakarak, havasını soluyarak, uçsuz bucaksız ovasına bakarak büyüdüm.
Aynı anneden doğanların tel örgülerin ardında birbirlerini görmek için can havliyle nasıl çabaladıklarına bir kez değil, binlerce kez şahit oldum.
Uçurtmaları, balonları karşı tarafa düştüğü için hayıflanan çocuklar benim arkadaşlarım.  Türkiye’de yasak, Fransız yönetimi altındaki Suriye’de serbest olan Medrese ’de okumak için mayınlara takılmadan veya bir asker kurşununa hedef olmadan Babamın nasıl gidip geldiğini çok dinledim.
Mayınlı bölgede vücudu parçalanan, yaz sıcağında şişen, kokan, buna rağmen cesedi verilmeyen dayısının oğluna ağlayan annemin gözyaşları içimi hala dağlıyor.
Anlatılacak o kadar şey ver ki, ancak kitaplara sığar.
Peki nasıl bir şeydir, nerden çıktı bu melanet sınır?
Bir tarlanız olduğunu hayal edin. Birileri gelip bu tarlanın ortasına iki sıra demir çubuk bırakıyor ve size bunları geçmeyeceksiniz diyor. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz, ama zorlanıyorsunuz. Şaşkınlık içinde orta yerde kala kalıyorsunuz. Bir hayal gördüğünüzü sanıyorsunuz. Ama bir gerçekle karşı karşıya bulunduğunuzu neden sonra anlıyorsunuz. Çaresizlik içinde duruma alışıyor ve kabulleniyorsunuz. Zaten başka çare de yok.
Döşenen bu demirler; yeni kurulan Türkiye ve Suriye’yi birbirinden ayıran sınırı gösteren işaretlerdir.
Artık Suriye tarafı bın xet (hattın altı), Türkiye tarafı ser xet’tir(hattın üstü). Bu hattı kimse geçmeyecek.
Karşı tarafta kalan annesi, babası, oğlu, kızı, amcası, halası, teyzesi de olsa kimse onları görmeye gitmeyecek. Buna yeltenirse,  demirlerin Türkiye tarafına boydan boya döşenen mayınlara takılıp ölecek.
x x x x x
Önümüzdeki dönemde İslam Coğrafyasında oldubittilerle oluşturulan sınırlar, yönetimler ve ilişkiler çokça tartışılacak gibi görünüyor. Hem işgalci sömürgeciler açısından, hem de bölge halkları açısından bu kaçınılmaz bir hal aldı.
Zira yapay sınırların yol açtığı büyük kitlesel sorunlar ve toplumsal baskılar artık dayanma sınırını aştı.
Görünen o ki; bir yandan İşgalci egemen güçler; diğer yandan, Din’in/Müslümanların oluşturduğu iki ana dinamik belirleyici olacak ve Bölge buna uygun olarak yeni baştan şekillenecektir.
Önemli tartışma konularından biri olacağı kesin olan Suriye Sınırının geleceğini öngörmek ve öneride bulunabilmek için geçmişte nasıl oluşturulduğunu, arka planında nelerin yattığını anlamak şarttır.
Birinci Dünya(Paylaşım) Savaşının devam ettiği 1916’da İngiltere ve Fransa, Rusya’nın da onayladığı “Sykes-Picot Anlaşması`nı imzaladılar. Buna göre Suriye, Fransa’ya bırakıldı.  1920’deki San-Remo Konferansında da teyit edilen bu karara göre Fransa Suriye’de bir manda yönetimi oluşturacaktı. Bundan dolayı, İngilizler işgal altında tuttukları Suriye’yi Fransa’ya devrettiler.
İngiltere;  bir devlet çatısı altında birleştirme vadiyle Arapları yanına çekmişti. Bununla, Osmanlı’ya karşı durmalarını önemli ölçüde sağlamıştı. Osmanlı bölgeyi terk edince, Birleşik Arap Devleti fikri de ortadan kalktı. İngiltere’nin; Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ın başında olacağı Birleşik Arap Devleti kurma sözü de geçerliliğini kaybetti.
Bunun yerine, anılan anlaşmalarda kararlaştırıldığı üzere, irili ufaklı birçok Arap devletinin kurulması ile ilgili planlama uygulamaya alındı. Petrol bölgelerine göre sınırları masa başında belirlenen birçok ülke kuruldu. Osmanlı’ya bağlı topraklar üzerinde elli devlet kurulduğunu hatırlamakta yarar var.   (devam edecek)
16.08.2013