Sakallı İmamlar İstiyoruz!

Namazı camiden uzaklarda; derneklerde, örgenci evlerinde ve dergâhlarda kılmaya alışmış; Camiye ve ortamına yetişme tarzından vs sebeplerden dolayı uzak kalmış birisi olarak bu Ramazan ayında,  teravih namazlarını şehrimizin farklı camilerinde kılmaya çalıştım.
Teravihten teravihe giydiğim şalvarımla ve bir hacı ziyaretinde verilen takkemle, manevi huzmelerin oluk oluk damladığı ancak bunları hissedecek yüreğimizin olmadığı bir haleti ruhiyeyle dolaşmaya başladım camilerimizi… Garip bir buluşmaydı benim için. Sılay-ı rahim gibi geldi biraz. Bir özür gibiydi… Biraz da “ben geldim” tadındaydı şimdiye dek ilk kez gittiğim şehrim camilerinden girişim.
Yeni bir yere giden yabancıların etrafına bakan meraklı bakışları vardı aslında gizlemeye çalıştığım. Tanıdık yüzler, “buda namaz kılıyor muymuş” diye içimden geçirdiğim isimler,  ilginç ve bir o kadar da uyduruk mimarisiyle dikkat çeken camiler vardı baktığım yerlerde.
Kimisi dardı camilerimizin kimisi bakımsız. Kimisi yeni boyanmıştı kimisi İnşirah saçıyordu, içine gülüyordu gözlerimin “neredeydin bunca zamandır ” dercesine.
“İşte” diyordum bende “biliyorsun işte…”
Biliyordum oralar Allah’ın eviydi. Hepimiz onun misafiriydik. Hepimizin gözleri onun rızasındaydı. Ama insan yine de O’nun evinde, O’nun evinin bekleyenlerince hoş karşılanmak istiyordu. Gülmesini bilen, yüzü tebessümlü beyaz cübbeli ağabeyler görmek istiyordu tesbihat için yönlerini döndüklerinde…
Aslında biliyordum; ihmal edilmek, ihmali gerektirmiyordu. Dinin merkezine oturtulmuş “dâr”ların, yüreklerimizin baş kösesine oturtulmamasının hiçbir mazereti yoktu.
Birçok ülkede, İslami cemaatlerin tebliğ faaliyetlerinin buluşma noktası olan camiler, maalesef bizim gündemlerimizin hep gerisinde kaldı, bırakıldı. Ama son zamanlarda daha bir sahiplenme, bir “öze dönüş” söz konusu. Buda içimizi heyecanlandırıyor doğrusu. Sarılmaya hazır, kucaklaşmaya dönük yönümüzle ve dua ile bekliyoruz gerçek manada kapılarını bizlere açmasını.
Bir ay boyunca hoş izlenimlerim oldu dolaştığım camilerimizde. İftarı yapıp, minaresindeki ışıklarını hep uzaklardan gördüğümüz camilerin avlusuna gitmek, tanımadığım, değişik Müslümanlar ile omuz omuza kıyama durmak “huşu”nun girişini kolaylaştırıyordu yüreğimize.
Ve biliyor musunuz, her caminin ayrı kokusu vardı, her camiinin ayrı huşusu…
Ve Hacı amcalar vardı… Sert bakışlarından caminin müdavimi oldukları belli olan! yaramazlık yapan çocuklara en sert tepkiyi vermelerinden camiye her zaman geldikleri anlaşılan! Yaşlı hacı amcalar vardı camilerin ilk safında…
Ve çocuklar vardı… Söylerken bile insanın içine iyi gelen bir cümle. “Cami’de çocuklar vardı”.Secdeye gidildiğinde ayağa kalkan! Kıyamdayken oturan !, Fatiha’mızı yanıltan, zamlı suremizi karıştıran tam da selam verecekken hiçbir şey olmamış gibi de oturan çocuklar vardı camilerimizde.
İmam ve cami tamamen ayrılmaz bir ikili oluşturuyordu gittiğim teravihlerde. Kimi zaman cami toparlıyordu cemaati kimi zaman ise İmam.
Yüreğe iyi gelen tok sesi ve seri kıldırdığı namazı ile Hasan Hoca’nın cemaati baya kalabalıktı.
Yeni yapılan evren cami’sinin yarım kalmış sur duvarları yanına park ettiğim aracımdan inip parke taşları örülü alanına girdiğimde doğrusu hoşuma gitmişti,”ne güzel” diye mırıldanmıştım sonra, tâki cami kapısını açıp tam kıble yönündeki duvarı süsleyen! Siyah mermeri görüp ürperene kadar…
Hürriyet mahallesinin dağ yamacına yaslanmış yeni camisinden, tam ezan biterken girmiştim. Cami avlusunun hemen sol yanında sünnete durmuş teyzeleri görünce şaşırdım acayip! Bu şaşkınlık kadın erkek aynı kapıdan camiye girmek zorunda kalınan Merkez Camiini getirdi aklıma ve Hacı Veli Camii’nde, cami bahçesindeki banklarda oturan erkek cemaatin önünden geçerek camiye giren teyzelerin sıkıntılı yürüyüşlerini… Bu konuda ne yapılmalıydı da bu sorunlar çözülmeliydi orasını ben bilmem büyükler bilir artık…!
Köse Cami in’de Ahmet Hocamın rahatsızlığından dolayı teravihleri kıldıramamış olması benim kadar diğer cemaati de üzmüştü. Ama rekât araların da okuduğu güzel ilahiler bu eksikliği biraz olsun gideriyordu.
Tüm camilerimizi dolaşamasam da edindiğim izlenimler hoştu,güzeldi..Dostlara tavsiye edilesi,değişik bir Ramazan oldu benimkisi.
Ama küçük bir istirhamım olacak, bizzat hocalarımızın kendilerinden:
Hepside değerli, ilmi birikimi hoş insanlar.
Ama mümkünse camilerimizde,  “sakallı imamlar” istiyoruz …Mümkünse…

13.09.2011