logo

23 Ağustos 2017

Samimiyet Kurtuluştur

Fuat Türker yazdı.

 

Samimiyet, insanın gerçek düşüncelerini saklamadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan açıkça ortaya koymasıdır. Samimi insan içinden geldiği gibidir, yapaylıktan uzaktır ve bu nedenle etrafındaki kişileri de olumlu etkiler.

 

Samimiyet, ağzın söylediğini, kalbin ve beynin onaylamasıdır. Allah aşkından kaynak bulur. Ancak belli bir sınırı yoktur. Allah, katıksızca hoşnutluğunu amaçlayan, yaptığı işlerde, söylediği sözlerde, ibadetlerinde ve günlük yaşamında gönülden Kendisine yönelen insanın imanını artırır ve onun ‘takva’ sahibi bir kul olmasına yardımcı olur.

 

Allah, Kur’an’ın ve Kendi derin sırlarını açarak,  samimi kullarının kavrayışlarını artırır. Kalp gözü derinlemesine açılan insan da, –Allah’ın dilemesiyle- çok güçlü bir imana kavuşur.

 

Bediüzzaman’ın “mühim bir esas, en büyük kuvvet, en önemli dayanak noktası, en yüksek karakter ve en safi kulluk”tur. (Lemalar, s. 152) ifadelerinde gördüğümüz üzere, samimiyet insanın en büyük gücü ve dayanağıdır.

 

İçten Allah’a yönelen insanın tevekküllü ve huzurlu bir yaşamı vardır. Çünkü bilir ki Allah samimi kulları için hayırlar ve iyilikler diler. Geçmiş gibi, geleceği de yaratan O’dur; bu nedenle geleceğe dair endişe ve korku da taşımaz. Ve hiçbir konuda asla umudunu yitirmez.

 

Bugün yapmacık, sahte ve sevgisiz, şeytanî bir kilitlenme içinde adeta boğuluyor insanlar. Bu samimiyetsiz, sevgisiz ve soğuk hayattan, insanların birbirine selam vermediği, gülümsemediği dünyadan hiç kimse memnun değil.

 

Oysa Allah kolayın en kolayını bize nimet olarak vermiştir; samimi olmayı. Allah ne yapacağını, nasıl davranması gerektiğini samimi insanın vicdanına zaten ilham eder.  Rabbimiz sonsuz rahmetiyle imkânları önümüze getiriyor. Biz sadece ısrarlı ve kararlı olup Allah’tan yana olmakla sorumluyuz. Eğer samimi olursak sürekli yolumuz açılır. İnsan tarafsız düşündü mü sevgiyi, şefkati, muhabbeti kalbinde öldürmüş demektir.

 

Dolayısıyla Müslüman bir an dahi tarafsız düşünme gafletine düşmez. Bu büyük bir yanılgı olur. Mutlaka sabır, samimiyet, vicdan ve candanlıkla hep Allah’tan yana, tavrını Allah’tan yana koyarak yaşamalıdır.

 

Samimiyetsizlik zoru seçmektir. Oysa samimiyeti kazanmak oldukça kolaydır. Her insan dünyada henüz yaşarken, niyetini bir kez daha gözden geçirmeli ve yaşamında hiçbir durumda ve şartta samimiyetsizliğe düşmemeye özen göstermelidir.

 

Yüce Allah sonsuz ahiret nimetlerinden önce, dünya hayatında da samimi müminlere çok güzel bir karşılık verir ve “…Kendisine katıksızca yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir.” (Ra’d Suresi, 27)

 

Bize düşen; Rabbimizin bize dünya hayatında verdiği sürenin ne zaman dolacağını bilmediğimiz için her günümüzü adeta son günümüzmüş gibi yaşamak, imanımızın artması için dua etmek ve üstün ahlâk özelliklerine sahip olmak için elimizden gelen çabayı göstermektir.

 

Allah samimiyeti kurtuluş vesilesi olarak gösterirken, bu konu göz ardı edilmemeli. İnsan samimiyse zaten dinin gereğini en güzeliyle yapar. Samimiyetle yapılan işler, yalnızca Allah’ın hoşnutluğu gözetildiği ve dünyevi çıkarlar amaçlanmadığı için her zaman güzel sonuçlanır. Rabbimiz, yalnızca Kendisine ibadet eden ve şirkten kaçınan, nefsinin bencil tutkularından sakınan samimi kullarını kesin olarak başarıya ulaştırır.

 

Bu, Allah’ın dünya hayatındaki vaadidir. Ahirette ise samimi kullar için cennet yakınlaştırılır. Müminler cennete selamla girerler, samimiyetlerinin ve gerçek anlamda temiz kalpli olmalarının karşılığı olarak sonsuz yaşamlarına başlarlar:

 

Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.

Bu, size vaad olunandır; (gönülden Allah’a) yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan,

Görmediği halde Rahman’a karşı ‘içi titreyerek korku duyan’ ve ‘içten Allah’a yönelmiş’ bir kalb ile gelen içindir.

“Ona ‘esenlik ve barış (selam)la’ girin. Bu, ebedilik günüdür.” (Kaf Suresi, 31-32-33-34)

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.