Savaşı ne zaman kaybettik?

Biz savaşı;

ne sayıca az kaldığımızda,

ne fakir düştüğümüzde,

ne teknolojik olarak geride kaldığımızda,

ne modern savaş hilelerine hile yetiştiremediğimizde,

ne binalarımız ve yollarımız bozuk olduğunda,

ne de savaş teknolojisini geliştiremediğimiz de kaybetmedik!

Biz savaşı, düşmanlarımıza benzediğimiz anda kaybettik!

Biz savaşı birbirimizin hatalarını araştırmaya başladığımızda kaybettik!

Biz savaşı ayrıntı sayılacak farklılıklarımızı gözümüzde büyüttüğümüz ve tefrikaya dönüştürdüğümüz zaman kaybettik!

Biz savaşı birbirimizle uğraşmaya başladığımız zaman kaybettik!

Biz savaşı “sen şucusun, sen bucusun” tanımlamalarını yapmaya başladıktan sonra kaybettik!

Biz Savaşı hoşgörünün zirvesi olan islam öğretilerinden uzaklaştığımızda kaybettik!

 

Öküzler, aslanların saldırısı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış. Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:

“Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz”de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.”

Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz”ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk”u istemişler:

“Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim.”

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk”u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle tabi.

Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, “Verin bize şunu, yoksa karışmayız” demeye başlamışlardı.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, “Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük” diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz”ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli “Biz” demiş, “Sarı Öküz”ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı.”

 

İmdi;

Bizim feda edilecek ne sarı ne de başka herhangi bir şeyimiz yok.

Bizim feda edecek tek bir ülkemiz yok.

Bizim feda edecek tek bir beldemiz yok.

Bizim feda edecek tek bir insanımız yok.

Bizim feda edecek tek bir farisimiz , arabımız, türkümüz, azerimiz, kürdümüz yok.

Bu savaşı kaybetmeye de hiç mi hiç niyetimiz yok.

 

Selam ve dua ile.