Şeytanın bacağını kırmak” diye bir deyim vardır Türkçe’de.
Deyim genellikle “bir türlü başarılamayan” bir şeyin ardından gelen ve devam edecek olan bir başarı durumunda kullanılır.
Kanaatimce, deyimin ortaya çıkışı, “herhangi bir şey“den ziyade, “hayırlı şeyler”le ilgili.
Zira, “hayırlı şeyler”in gerçekleşmesini engelleyen şey “Şeytan’ın ta kendisi”dir.
Ne zaman ki “Şeytan’ın bacağı”nı kırarsınız, işte o vakit Şeytan artık o hayırlı şeyi yeniden engellemek için koşturamaz.
İşin doğrusu Gaziantep’e İlahiyat Fakültesi açılacağına dair haberi okuyunca bu deyim geldi aklıma.
Demek ki nihayet, uzun yıllardır Gaziantep’e İlahiyat Fakültesi açılmasını engelleyen güçler bertaraf edilmişti.
Bu gerçekten çok sevindirici bir haberdi.
Bir çoklarımız belki bilmiyordur ama, Gaziantep’e İlahiyat fakültesi açılması hiç de kolay olmamıştır.
Bu zamana kadar, ne zaman Gaziantep’e bir İlahiyat Fakültesi açılması gündeme gelse birileri devreye girerek bu fakültenin Gaziantep’e açılmasını engellemişlerdir.
Yoksa nasıl oluyor da, bölgedeki nüfusu ve önemi Gaziantep ile kıyaslanmayacak şehirlere İlahiyat fakülteleri açılırken, bölgenin en önemli şehirlerinden biri olan Gaziantep’e bir türlü İlahiyat açılmıyor sanıyordunuz, hiç düşündünüz mü?
Elbette ki, bundan rahatsız olan bir takım güçler devrede olduğu için…
* * *
Önceki yıllarda Gaziantep’e İlahiyat Fakültesi açılması için yeninden birtakım girişimlerde bulunuldu.
Bu konuda katkısının olacağı düşünülen kimselerle görüşüldü.
Daha sonra – geçen yıl – Gaziantep’e bir İlahiyat Fakültesi açılacağı müjdesini aldık.
Bu haber bizi ziyadesiyle sevindirmişti.
Ancak, daha önceki hayal kırıklıkları dolayısıyla haberi ihtiyatla karşıladık.
Kararın resmileşmesini bekledik.
Nihayet 30 Ekim’de Sayın Cumhurbaşkanı Gaziantep Üniversitesine üç yeni Fakülte (ilahiyat, Hukuk ve İletişim) açılmasını onayladı.
Kısacası 30 Ekim itibarıyla “Şeytan’ın bacağı kırılmıştır
Hem İlahiyat Fakültesi hem de Hukuk ve İletişim Fakülteleri şehrimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olsun.
Bu fakültelerin, Gaziantep gibi sosyal bilimler alanında ciddi bir zafiyet yaşayan bir şehir için ne kadar önemli olduğunu ileriki yıllarda daha iyi anlayacağız.
Bu yüzden başta sayın rektör M. Yavuz Coşkun olmak üzere bu konuda emeği geçen herkese teşekkür etmek gerek.
Bu millet onları hayırla anacaktır.
Son olarak bir hususu yetkililerin dikkatine arz etmek istiyorum:
Şehrimize bu kadar geç gelen bu İlahiyat’ın “uluslararası” niteliğe sahip bir İlahiyat fakültesi olması gerektiği kanaatindeyiz.
Zira, Türkiye’nin, başta Arap ülkeleri olmak üzere İslam Dünyasından gelecek öğrencilerin de eğitim göreceği bir İlahiyat Fakültesi’ne ihtiyacı var.
Gaziantep sosyo-kültürel yapısı ve coğrafi konumu itibarıyla bunun için uygun bir şehirdir.
Böyle bir fakülte, dünyaya açılan Gaziantep’in vizyonuyla birebir örtüşecektir.
Ne dersiniz?
Hazır Şeytan’ın bacağını kırmışken…
Güzel olmaz mı?

03.11.2010