18

Seyyahlar yorulur, ama Yörükler yorulmazlar…

Yol olsun da ulusal veya uluslararası hiç fark etmez!

Yollar, dünyanın her yerinde yoldur ve iyisi – kötüsü yoktur.

Dünyanın çok ‘küçük’ olduğunu söyleyenler, seyahat etmeyenlerdir!

Şimdi var ya… Güneşin gölgesine sığınıp, bulutların arasında kaybolmak vardı.

Burnuna ‘yol kokusu’ gelen var mı? Varsa eğer, ne mutlu burunları sağlıklı koku alanlara…

Bugün yollarda, yolları sordum yollara… Bilmediklerini söylediler. Sonra da ‘SEYYAH bilir’ dediler…

Hani, yollarla el ele tutuşup, göz- göze yollara çıkmanın, günlerce birlikte olmanın zevki de bir başka oluyormuş, bazıları için…

Yollar, yolculukları sırasında yolcu ve seyyahlarla hiç ‘konuşmazlar’, ama bilirler ki sadeceSEYYAHLAR onları dinler ve anlarlar…

Yol kokusu kışın bir başka güzeldir. Her mevsimin bir kokusu olduğu gibi her mevsim, yolların dakendine has güzel kokuları vardır… Tabii almak isteyene…

Bu yollar var ya bu yollar… Bazılarını şair, bazılarını mütefekkir, bazılarını filozof ve bazılarını daşair yapacak diye korkuyorum. Zararı yok ama yine de… Ne olur ne olmaz…

Vakit akşam oldu. Hani diyorum; şimdi kalkıp gideceksin gecenin ruhuna, meçhulün kalbine… Bir süre oralarda ruh olup, sonra sabaha karşı geri döneceksin bir süre misafir olduğun diyara…

İki gündür birlikteyim… Yeni öğrendim: Meğer SEYYAH gibi, YOLLAR da ‘Mihriban’ı ve ‘Sevda Linka’yı çok seviyorlarmış… Yollara bir ara ‘otoban’ları sordum, araları hiç iyi değilmiş. ‘Robot’ gibi dediler…

Bu yollar yok mu, bu yollar! Bunlar o kadar mübarektirler ki, yıllarca kendilerini kullanan, sonra ‘yoldan çıkan’, uzun süre ‘yolsuz ve yolaksız’ vaziyeti idare eden, sonra da kürkü deldirip, saha dışına şutlanan ve gidecek başka yer bulamadıkları veya başka hiçbir yer kabul etmediği için,kürkçü dükkânı misali kendilerine sığınan, nankörlere ve yüzsüzlere bile müsamaha ile bakarlar.

Şimdi var ya… Kalkıp gideceksin Tanrı Dağları’nın kardeşleri Altaylar’a… Oranın bakir topraklarındaderin derin nefes alacaksın. Ciğerlerin patlama noktasına gelinceye kadar oksijen toplayacaksın. Yeşillikler içine ruhunu gönderip dolaşmasını sağlayacak ve ömrünün unutulamayacak hâtıralarını toplayacaksın. Hayal, ama olsun. Bu sıcak havalarda, o diyarların rüyasını görmek bile serinletir insanın ruhunu…

Hani diyorum; vakit orada gece yarısı, ama kalk git şimdi KAZAKİSTAN‘ın ÇİMKENT şehrine, şehir merkezindeki estetik yapılı dondurma büfesinden dondurma al gel… Hayal ama olsun. Dünyanın her yerinde, katliamlardan, cinayetlerden, açlık ve sefaletten, insan kasaplarının palalarından çok sayıda insan ölmüştür, ama ‘hayal kurmak’tan, bildiğim kadarıyla, şimdiye kadar ölen olmamıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here