Fuat Türker Yazdı…

 

“…O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir.” (Hud Suresi, 61)

 

Gördüğümüz tüm güzellikler, tüm nimetler Allah’a aittir. Bu, kalpte Allah’a karşı derin bir saygı ve sevgi hissetme sebebidir. Bunun bilincindeki insan, tüm sevgisini, kendisini yaratan, Kendi ruhundan üfleyen, yarattığı tüm nimetleri hizmetine veren, onu her an gözeten ve koruyan Allah’a yöneltir. Tüm varlıklar ancak O’nun dilemesiyle hayat bulmuştur ve yine O’nun emriyle bir gün mutlaka yok olacaktır. Kuran’da, “Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır.” (Rahman Suresi, 27) ayetiyle haber verildiği üzere her şey yok olucudur, kalacak olan yalnızca Allah’tır.


“… O, ne güzel mevladır (sahip) ve ne güzel yardımcıdır”
(Enfal Suresi, 40) … Şöyle dua eder Hz. İbrahim(as);

“Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur; Bana yediren ve içiren O’dur; Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur; Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur; Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur; Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat.” (Şuara Suresi, 78-83)
Varlığı, yarattıklarının bütün ihtiyaçlarına yeten Allah insanlara en yakın olandır. ‘Karib’dir; güzel isimlerinden biri ‘yakın olan’dır.

Kalbinde Allah’a karşı derin bir saygı ve sevgi duyan samimi mümin, aynı zamanda içini titreten bir korku da hisseder. İmanının artmasına, üstün bir ahlâka sahip olabilmesine ve daha da önemlisi Allah’a olan yakınlığının artmasına, duyduğu bu içli korku vesile olur.

Allah’a yakınlaşmanın önündeki en önemli engel, şeytanın sözcüsü olan ve ömrü boyunca kişiye kötülüğü emreden nefsin fücurudur. Nefsini kötülüklerle örtüp saran yıkıma uğrar, onu arındırıp temizleyen ise Allah’a yakınlaşır:

“Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’, sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems Suresi, 7-10)
Hasta hayvan gibidir insanın nefsi. Sürekli insandan yer, insandan çalar. Bundan kurtulmanın tek yolu Allah’a sığınmak ve O’na yakın olmaktır.

Allah, kuluna hep nefsi arındırmanın yollarını gösterir. İnsan, Allah’ı anarken, nefsini ve tutkularını düşünmez. Kendisini nefse yaklaştıracak her şeyden ve onun tutkularından uzak durduğunda, sevdiği şeylerden verdiğinde, nefsi zaten çıplak kalacak ve donacaktır.

Rabbine karşı hissettiği korku da insanı nefsinin bencil tutkularına esir olmaktan ve Allah Katında beğenilmeyen davranışlar sergilemekten korur. Yaratılmış canlı-cansız her şey üzerinde derin düşünen, hepsinin en küçük detayındaki benzersiz sanatı görebilen ve Allah’ın kudretini kavrayabilen samimi mümin, korkusunu ve sevgisini artırarak Rabbine daha yakınlaşmayı umut eder.

Bir Kuran ayetinde, “…yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah’a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O’na ibadet etmeye ‘karşı çekimser’ davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. (Nisa Suresi, 172) ifadesiyle Allah’ın yakınındaki meleklerin O’na kul olmaktan çekinmedikleri ve emredileni itaatle yerine getirdikleri haber verilir. İnsan imanını ve aklını geliştirir, Allah’a yakın olmak için çaba harcarsa –Allah’ın dilemesiyle- meleklerin üstün özelliklerine sahip olabilir. Vefa, sadakat, sabır, şefkat, merhamet ve güç gibi birçok özelliği kazanarak, melekler gibi itaatli ve Rabbine teslim olmuş bir kul haline gelebilir.

O’ndan uzak olmak mutsuzluktur, azaptır. Çünkü kıyamet saati ve diriliş yaklaşarak gelmektedir:

“Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir.” (Hac Suresi, 7)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here