Önceki yazımda ele alacağımı duyurduğum ikinci konu Suriyeli sığınmacılarla ilgili.

Bilindiği gibi, tarihin kaydettiği ender zulümlerden biri on duty Cheap Pandora Bracelets in may 2006, needed more this is because Suriye’de dört yıldır devam ediyor. Aslında daha önce de zulmün haddi hesabı yoktu. Ama bu son dört yılda halk dayanamayıp başkaldırdığı için zulüm doğrudan fiziki saldırıya dönüşerek yeni bir boyut kazandı. Artık rejimin yanında olmayan herkes ve her yer; ölüm kusan, tahrip eden ağır silahların hedefi oldu. Öyle ki; şehirler harabeye döndü, ocaklar söndü, her tarafı ölü ve yaralılar sardı, namus payimal oldu. Okullar, hastaneler, camiler, pazarlar yerle bir edildi. On milyonu aşkın bir kitle evsiz barksız kaldı, yerini yurdunu terk etmeye zorlandı. Kimisi ülke içinde, kimi dışında sığınacak bir liman aradı. Türkiye başta olmak üzere komşu ülkeler, milyonlarca Suriyelinin sığınma yeri oldu.

Peki, bir yere veya ülkeye sığınmakla sorunu çözüldü mü o insanların!

Ne gezer! Sorunlar sadece şekil ve nitelik değiştirdi.

Ele geçse, eski hayatlarına dönmeye çoktan razı olacaklar, ama nafile!  Çok kez, ölümü yaşadıkları hayata tercih edecek noktaya geldikleri bir vakıa! Açlık, yoksulluk, sefalet, işsizlik, istismar, taciz, kimsesizlik, güvensizlik, hasret, aşağılanma ve benzeri sorunlar yiyip bitiriyor onları. Çaresizlik ve iradesizlik onları esir alıyor, kemiriyor, mahkûm ediyor. Onurları, saygınlıkları, özgüvenleri, iffetleri kayboluyor.

Onlar bu durumdayken; Türkiye gibi ev sahibi ülkeler bu perişan haldeki Muhacirlerin acılarını hafifletecek, ihtiyaçlarını karşılayacak imkânları seferber ederek hem insani, hem İslami bir duruş, bir Ensar yiğitliğimdcflex internet vehicles even better bicycles and gösteriyorlar mı?

Görevlerini yapanlar var, yapmayanlar var. İmkânlarını ve gücünü zorlayarak daha fazlasını yapmak için çırpınan kahramanlar var. ‘Bunları geri göndermeli’ diyen hamiyetsizler var. Başını kuma gömen duyarsızlara karşı, fark ettiği her sorunu çözmek için koşturanlar var. Gönlünü açanlar da kilitleyenler de var. Çok gücü olduğu halde hiç yapmayan, az gücü olup çok yapanlar var. Onların sırtından servet kazanıp bu sıkıntı halinde yüzlerine bakmayanlar dahi var.

Her şeye rağmen iyi şeylerin yapıldığını görmek ve takdir etmek gerekir. Ama bu, durmaya ve yeterli görmeye neden olmamalı. Daha çok, daha iyi, daha köklü işler yapmaya yöneltmeli.

Çünkü bu insanlar; belki uzun zaman, belki de hiçbir zaman ülkelerine dönemeyecekler ve bizimle yaşamaya devam edecekler.

Onun içindir ki, bu insanların yeni sorunlarla karşılaşıp büsbütün bir cehennem hayatına sürüklenmelerini önlemek büyük önem taşıyor.

Mazlumder, bu sorunlara dikkat çekmek ve çözüme yardımcı olmak için külfetli, ama son derece değerli bir çalışmaya imza attı:  “MAZLUMDER KAMP DIŞINDA YAŞAYAN SURİYELİ KADIN SIĞINMACILAR RAPORU”.

Raporun “Tespitler ve Öneriler” başlığı altındaki şu bölüm, adeta önceki yazımda ele aldığım konuyla bağlantılı önemli bir uyarı gibi duruyor:

“Başta AFAD olmak üzere sığınmacılarla ilgili olan genel ve yerel tüm yönetim birimlerinin, resmi kurum ve kuruluşların sığınmacılarla çalışan STK’larla etkin bir işbirliği içine girmesi, STK’lardan danışmanlık hizmeti alması ve STK’lar arası koordinasyonu sağlayacak bir sistem oluşturulması zaruridir. Sığınmacıların durumlarının iyileştirilmesinde sivil toplumun gücünden ve sahadaki deneyimlerinden istifade edilmeli ve STK’ların sahada daha etkin olmaları desteklenmelidir. İlgili tüm sivil toplum kuruluşlarının ve resmi kuruluşların koordinasyonunun sağlanması, ihtiyaçların doğru tespiti ve kaynak israfının önüne geçilmesi için sığınmacılarla ilgili tüm verilerin, ihtiyaç analizlerinin ve çalışmaların düzenli olarak takip edilebileceği, karşılıklı paylaşıma açık, desteği ortaklaştıran bir sistem oluşturulması önerilir.

Bunun için gerekli teknik ve lojistik alt yapının oluşturulması için çalışma başlatılmalıdır.”

Gaziantep Valiliği ve Hükümet başta olmak üzere, herkesin Mazlumdere kulak kabartmak zorunda olduğu bu rapor vesilesiyle bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Basit hesaplarla Mazlumderi karalamayı bırakıp özellikle kadın sığınmacıların sorunlarını çözmeye yoğunlaşsınlar. İstismar ve taciz iddialarını sorumluluk duygusuyla gündeme taşıyanlarla uğraşacaklarına, iddiaların doğruluğunu araştırsınlar. Medyaya yansımadan önce iddiaların üstünün örtüldüğü suçlamasına cevap versinler.

Sığınmacıların sorunlarıyla ilgilenen Avukatlara zorluk çıkarıp iftira edeceklerine, onlara yardımcı olsunlar, kolaylık göstersinler.

Kısacası; yanlışa, kötüye, çirkine, zalime değil; insanlığa, erdeme, ahlaka, mazluma sahip çıksınlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here