Ramazan Çetin yazdı…

 

Yaşadığımız çağda imkânlar ne kadar gelişirse gelişsin, teknoloji nereye varırsa varsın yine de zaman zaman değişik sıkıntılar, sosyal problemler, aklımızı kalbimizi ve ruhumuzu sarsan olaylar, cemiyetimizi inciten rencide eden, ülkemizin refah ve huzuruna engel olan hadiseler yaşamaktayız. Peki, ama neden? Niçin sıkıntılarımız bitmez, neden üzerimizden kara bulutlar eksilmez? Bizler her gün biraz daha iyiye güzele doğruya varacağımıza, yolumuz çıkmaz sokaklara, dar alanlara çıkmakta bir türlü istediğimiz seviyeye erişememekteyiz. Nedir sebebi karanlık gecelerin?

 

Bütün problemlerin, sıkıntıların temelinde bizler, yani insanlar varız. İnsan düzeldikçe hayat güzelleşecek, insan bozulmaktan uzak oldukça dünya daha yaşanılır hale gelecektir. Yaşanan bunalımlar, stresler, akli, kalbi ve ruhi sıkıntılar azalacaktır. Aramızda sevgi ve muhabbet, birlik ve beraberlik oldukça, kalplerimiz birbirine kenetlendikçe dünya bir başka dünya olacaktır. Çünkü bütün sorunlar sıkıntılar bizden doğmakta ve yeniden bizimle çözüme kavuşacaktır. Çoğu zaman problem kendimiz olmaktayız, çözüme giden yolları tıkamaktayız. Oysa inancımızla, Kuran’ımızla, İslam’ın yüce ilkeleriyle çözüme gitmeli, yol bulmalı kurtuluş kanalları açmalıyız.

 

Bizler dünyanın cazibesine kapılmadan yaşadıkça, Rabbimizin emri doğrultusunda var oldukça, gerçek insan olmayı, kardeş olmayı, hakkı, adaleti, doğruluğu, güzelliği iyiliği erdemi, fazileti öne çıkardıkça, kendimiz için istediğimizi başkası için de istedikçe, yeryüzünü Doğusuyla, Batısıyla, Kuzeyiyle, Güneyiyle kardeş ve can bildikçe, ruhumuz muhabbetle, sevgiyle yüceldikçe elbette zaman ve mekân farklı olacaktır Bizler, ülkemiz ve bütün insanlık yepyeni bir kutlu şafağın doğuşuna şahitlik yapacağız.   Başkasını kusurlu bulmadan, önce kendimizden başlayarak yola çıkacak, erdemin emniyetin iyiliğin güzelliğin öncüsü olacak, güzel ahlakımızla, örnek bir insan olacağız. Güzel ahlak hayatın temelidir. İnsan, güzel ahlak olmadan düzelmez. Ve düzelme olmadan sosyal meseleler tükenmez. Çünkü hayat binasının temel taşı güzel ahlaklı, dürüst insandır. Söz verince sözümüzde durmalı, emanete sahip çıkmalı, güvenleri sarsıcı her hal ve hareketten sakınmalıyız. “Olduğumuz gibi görünmeli ve göründüğümüz gibi olmalıyız.” Eğer herkes kapısını süpürürse yeryüzünde kir ve pislik kalmaz. Eğer insan ışık olursa dünyada karanlık olmaz. Allahın emrini dinlemeden iş yapanlar, işlerini heva ve heveslerine uyduranlar, azgın nefsin ve şeytanın peşinden gidenler, sürekli fitne ve fesadın kaynağı olmuşlardır. Yeryüzünü isyana zulme kana bulamışlardır. Müminlerse; ıslahın, barışın, sosyal güvencenin, iyiliğin, güzelliğin, barışın ve selametin öncüsü olmuşlardır. Çünkü kendini bilen Rabbini bilir Rabbini bilen haddini aşmaz ve daima engelleri aşacak problemleri çözecek insanı ve toplumu huzura ve refaha kavuşturacak bir inancın ve hayatın insanı olur. Şunu bilelim ki hepimiz şaşırtıcı derecede zenginiz. Çoğumuz sahip olduğumuz enerjinin ve potansiyelin farkında bile değiliz. Bu nedenle hayatı dar bir alana hapsederek yaşamımızı sürdürürüz. Oysa aklımızda kalbimizde ve ruhumuzdaki ışığın ve enerjinin farkına bir varsaydık, hayatın ne kadar güzel ve yaşamın engin ve derin manalarla dolu olduğunu görürdük. En güzel yol aklın yoludur, en güzel ev kalbin evidir, en güzel bahçe ruhun gül kokulu bahçesidir. Bize düşen bu güzellikleri arayıp bulmak, ebedi mutluluğumuzu sağlamaktır. Hayatın en güzel gülü insandır, insan sevgiyle yaşayandır, insan erdemli olandır.

  Gelin hep beraber Kuran’a ve İslam’a sarılalım, iyilik, güzellik ve takva yolunda yarışalım, memleketimizin ve dünyanın saadet ve selameti için çalışalım. Kimse incinmesin elimizden. Kötü söz çıkmasın dilimizden. Hayır, gülleri, eksilmesin gönül bahçemizden.”En hayırlı insan insanlara faydalı olandır, mümin kurtuluşu Rabbinde bulandır.

. “Ey insan! ‘Üstün kerem sahibi’ olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir?”[1]

 

[1] İnfitar,6