Uzunca bir aradan sonra yeniden yazmanın zorluğuyla başlıyorum cümlelere… Yıllardır kitaplarla içiçe olan yazar Cihan Aktaş ablaya ” kendini tekrar etmek insanı yazmaktan soğutuyor” dediğimde, bu yazmanın bir kaderidir, normaldir manasına gelecek şeyler söyledi. Dediğine her yazışta eski yazılanlardan birşeyler kopar gelir ve desteklermiş meğer…

Böyle deyince periyodu belirli olmamakla birlikte ancak bu şekilde uzatmamakla da birlikte yazmayı tekrar denemeye karar verdim. Yine tökezlersek yine başlamaya fırsat kalır mı bilemiyorum ama bazı zamanlarda biz yazmayınca kimsenin yazmayacağı şeylerle karşılaşınca yapacak birşey kalmıyor. Allah dilimizi ve kalbimizi hakikat üzere kılsın diyeyim o halde.. O haldeyken yazabileyim…

Malumunuz bir kaç zamandır İmece kültür evi’ne dair haberleri görüyorsunuz. Nacizane Gaziantep’te bir kitabevi, kültürel bir atmosfer bir zemin bir mekan hep hayalimdi. Arkadaşların bu girişimine de ne tam içerden ne de çok dışardan olmamakla birlikte destek olmaya çalışmaktayım. Yavaş yavaş sonuçlarını da almaya başlıyoruz ki Gaziantep’in okuyan düşünen ve derdi olanlarının bir araya gelmesi gereken yerlere ihtiyacı had safhada.. Bir değil bir düzine İmece ancak yeter belki de bu şehre… Bu vesileyle hatasıyla sevabıyla cemaat taassubunun zincirlerinden bir nebze sıyrılıp kardeşliği pekiştirecek ortamların sayısının artmasında fayda görüyorum. Hiçbir işe yaramayacaksa bile düşmanlık üretmeyi engeller ki buna ne çok ihtiyacımız var…

Aynı vesileyle Referans gazetesine de manşetten girilen bir konuda talepkar olmuştum. Hışva Han dediğimiz kalenin karşısında yeni restorasyonu tamamlanmış olan hanın bir kitap ve kültür sarayı olarak hizmet vermesini istemiştim. Konuya dair daha evvel kent konseyine dilekçe ile başvurulmuş ve sonucunda orda tam istediğimiz gibi olmasa da benzer bir çalışma düşünüldüğüne dair bir söz de almıştık . Taa ki iki gün önce kapısını aralayıp içerdeki bekçi amcanın verdiği cevabı duyana kadar !

RESTORAN VE ÇAY BAHÇESİ

Evet , aynen böyle dedi. Kesin mi ? dedim bir daha sordum. Kesin dedi. Hışva Han dönüp dolaşıp Gaziantep’in makus talihinin bir parçası olarak restoran ve çay bahçesi yapılacaktı. Konu ile ilgili birkaç yetkiliye ulaşarak kesin bilgi almaya da çalışıyorum. Ancak gerçekten onca yeme-içme mekanına rağmen bu tarihi mekan da (Şirehan ve Bayazhan gibi) hor kullanılacak ve turistik amaçlara kurban edilecekse , bu konuda Gaziantep’te yaşayan özellikle de kitapla okumakla ilgili derdi olan insanların seslerini yükseltmeleri gerekiyor. Kavgasız gürültüsüz ama halka ait mekanın halka ve Hakk’a hizmet amacıyla kullanılmasını istemekten daha münasip ne olabilir?

Yine Gaziantep’te oluşturdukları Genç  Hukukçular okumaları programına katılan Yeşilay eski başkanı Av.Muharrem Balcı ağabey de böyle yerlerin halka ait olduğu ve hakedildiği şekilde kullanılması gerektiğini belirterek desteklerini ilettiler. Bahçe sahipleri nasıl ki bahçeyi kendilerinin sanarak şeytana uydular ise böyle mekanları da kendisinin sananlar yanılıyor dedi üstelik !

Hasılı gelin şu şehrin talihini değiştirmek için bir el uzatalım. Sonrasında eleştirmenin ne faydası olacak , ne de bir manası. Bu yazıyı yazmadan bir kaç saat evvel de zengin bir antepli işadamı gastronomi turizminin geliştirilmesi için birşeyler söylemiş. Yani yin mi yimen mi ? durmaksızın devam eden bir slogan bu şehir için …

Geç kalmadan birşeyler yapalım…

Söz bitmesin, söz biterse çok şey biter…

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here