Suriye meselesine dair farklı zamanlarda benzer şeyleri söylediğimiz olmuştur. Yaşananların bizi gelip bıraktığı hal; bombalara alışmış , katliamları kanıksamış zihnimizin çaresizliği midir , bilemiyorum ama meseleyi bir türlü doğru kavrayamamamızın sonuçlarından biridir.

Şahsen Suriye ve Irak sınırının Ortadoğu denen coğrafyadaki bir çok sınır gibi sahte olduğuna ve bu topraklarda yaşayan herkesin dünyadaki diğer benzer coğrafyalara göre daha fazla kardeş olduğuna inananlardanım. Hz.Adem’den gelen kardeşliğin daha fazla pekiştiği bir toprak parçasından söz etmekteyim.. Sınırların kalkması ve bu kadim toprakların huzura kavuşması için kavli ve fiili dualarım hiç bitmeyecek. Bu vesileyle son günlerdeki vatandaşlık tartışmalarının benim için yersiz olduğunu en başta belirtmeliyim. Üstad Sezai Karakoç’un ” Hatay Suriyelilerindir. Diyarbakır Suriyelilerindir. İstanbul Suriyelilerindir. Tıpkı Halep’in, Şam’ın bizim şehirlerimiz olduğu gibi…” sözleri Suriyeliler ve Iraklılar ile ilgili konularda temel teşkil eden ve inandıklarımızı özetleyen bir cümle olarak fikrimi tanımlar.

Bununla birlikte Suriye’de artık adına kargaşa demekten geri duramayacağımız son hali görerek bizde yaşanan vatandaşlık tartışmasının da zamansız olduğuna inanıyorum. Burada tek tereddütüm Erdoğan’ın Suriye’deki olası bir değişiklik planına binaen böyle bir çıkış yaptığı noktasında. Bu noktada zamanla neler olacağını göreceğiz. Ancak Türkiye’de Suriye meselesi başladığından beri yapılan kirli propagandanın sürekli baskın çıkma ihtimali vatandaşlık mevzuunda da karşımızda…

O sebeple konunun gündeme gelmesinin zamansız olduğunu düşünüyorum. Zaten sosyal medya paylaşımlarına baktığınızda da bunun sonuçlarını görebiliyorsunuz. Maalesef en müslüman görünümlüsünden en halkların kardeşliği sevdalısı görünen solcusuna kadar faşist çığlıklar dolaşıyor insanların paylaşımlarında…

Bu itirazımı bir kenarda bekletirken vatandaşlık hususundaki itirazları da özellikle sosyal paylaşım ortamlarında gördüklerim ve arkadaşlarımızın katkılarıyla toparlamaya niyetlendim. Madem bu mesele kaçınılmaz olarak önümüze kondu ve tartışılıyor o zaman “Müslümanca” , adil ve hakkaniyetle yaklaşmak zorundayız. Başından beri sözcü, cumhuriyet ve birgün gibi paçavraların ürettiği ve dolaşıma soktuğu yalanlarla beslenenlerin nasıl bir algı yanılmasına düştüklerini görmeleri gerek. Vatandaşlık mevzuunda hayır diyebilirsiniz bu anlaşılır ve kabul edilebilir. Ancak gerekçenizin sağlıklı olması gerekir. Bu vesileyle  istisnaları elbette bir kenarda tutarak  birkaç noktaya değinmek isterim…

  • Öncelikle daha önce Suriyeli kardeşlerimize yönelik devletin bunlara daha iyi baktığını söyleyen ve Türkiye vatandaşı olarak ikinci sınıf gibi olduklarını bağıranların vatandaşlığa sevinmesi gerekiyor. Eğer iddia ettikleri gibi kendileri daha düşük vatandaş kategorisinde iseler vatandaşlığın verilmesiyle bu “haksızlık(!)” giderilmiş olacaktır ! Ayrıca devlet genelde kamplarda yardım dağıtır ve bunun belli bir kısmı da bize ait değildir. Şehirlerde olanlara yardım kuruluşları destek olmaktadır. Geçtiğimiz Ramazanda kendisine gelen yardım paketlerinden kimseye yardım için başvurmamış üst kat komşusuna vermiş bir aile . Ve aile Suriyeli !
  • Başından beri esada tek laf etmeyerek sürekli muhalifleri terörist addedenlerin , şimdi  vatandaşlık mevzuu gündeme geldiğinde gitsinler vatanları için savaşsınlar demeleri de ayrı bir garabettir. Orda kalsalardı terörist olacaklardı siz yine kabul etmeyecektiniz. Hatta size göre tüm Suriye muhalif grupları da işid zaten ! Buraya geldiler şimdi hain ilan ediyorsunuz. Yani çıkan kısmın özeti siz zaten her şekilde varlığına karşısınız Suriyelilerin . Bu argüman da anlamsız bir duruma tekabül eder.
  • Suriyeliler yüzünden emlak vb fiyatlarının arttığını söyleyerek onlara diş bileyenler çok düşük ücretli evlerin yüksek rakamlara kiraya verilmesi ve satılması konusunda emlakçılara ve ev sahiplerine neden bu kadar öfkelenmedikleri de zihnimize devlet aklıyla sokulmuş ırkçı bakış açısının bir sonucudur. Atatürk Hava Limanındaki patlamadan kurtulanların binmeye çalıştığı taksicilerin yüksek fiyat istemesine kızarken neden Suriyelilere bu kadar yüksek fiyatla ev verildiğine kızmadınız? Dolayısıyla burda ana suçlu talebi artıran Suriyeliler değil piyasayı yükselten “bizimkiler”dir. Üstelik bu duruma müdahele etmeyen belediye ve devlet de aynı derecede suçludur !
  • Suriyeliler yüzünden suç oranlarının arttığını söyleyen aynı zihniyet burda da başka bir yalana sarılmaktadır. Emniyet raporlarına göre Suriyelilerin karıştığı olay sayısı %2-3 ü geçmemektedir. Son zamanlarda bu ırkçı yaklaşımın giderek artmasıyla olayların arttığı da söylenebilir. Burda gözden kaçırılan en önemli nokta hiç suç işlenmeyen bir ülkeydik de birden Suriyeliler suç işlemeye başladı gibi konuşmak ve bunu genelleştirmektir. Bu adaletten uzak ve insafsız bir yorumdur. Suriyeliler suça elbette bulaşır ancak bunu genelleştirme hakkımız yoktur. Bu arada geçtiğimiz günlerde arayan bir Suriyelilerle ilgili çalışma yapan bir stk yetkilisi suriyeli bir çocuğun bağımlı olduğunu söylemiş, sokakta mendil satan bu çocuğun ” bizim sokak çocuklarımız(!)” tarafından alıştırıldığını ifade etmiştir! Aklınızda olsun !!!
  • Özellikle Gaziantep’te yaşayanlar bilmelidir ki , Antep bundan 100 yıl önce  Halep’in kazasıdır. Halep kalesinin bir küçüğü buraya inşa edilmiştir. Amerikadan gelen ve Suriyelilere yardım amacıyla burdaki bir toplantıya katılan Suriyeli bir bayan Antep o kadar Halep’e benziyor ki Halep’e gidemesem de hasretimi burayla gideriyorum deyivermişti gözyaşlarıyla… Bu şehirler birbirinden ayrı değildir, kültürü şehirleşmesi medeniyet algısı ortaktır…. Bunu dikkate almak,  tarihin belli dönemlerinde büyük değişimler olduğunu kabullenmişsek bu yaşananın da bir değişim olacağını düşünmek gerekir.
  • Müslüman bir şahsiyet olarak ne yaşadığım toprak ne de bedenim bana aittir. Hepsi sahibine teslim edilmesi gereken emanetlerdir. Bu sebeple sadece benimle aynı ırktan olmadığını sandığım birinin çaresizlik ya da can korkusuyla gelip benim bulunduğum yere yerleşmesi beni daraltmaz . Burda sağlıklı yasal düzenlemeler eşliğinde kardeşlik çerçevesinde yaşamak mümkündür. Gaziantep’te de köpürtülen bazı olaylar haricinde Suriyeliler genelde sorunsuz yaşamaktadır. Sorun çıkarmak isteyen bir zihnimiz olmasına rağmen…
  • Son olarak iş ve ev konusunda da yaşanan tartışmalara baktığımızda ucuz iş gücü olarak Suriyelilere kızanlar , vatandaş olunursa daha fazla işsiz olacağı iddiasındadırlar. Gaziantep’te birçok kişi Suriyelilerin bazı sektörleri ayakta tuttuğunu iddia etmektedir. Çünkü o sektörlerde ” bizimkiler” çalışmak istememektedir ! Bilmem anlatabiliyor muyum? Toki ve ev konusunda da siyasilerin eksik açıklama yaparak kirli propagandaya dolaylı olarak hizmet ettiğini düşünüyorum. Düşük ücretli ev zaten yapılan birşey ise bunu da açık bir şekilde söylemek ve fitneyi kabartmamak gerekirdi !

Şimdilik bunları serdetmiş olalım. Vatandaşlığa karşı çıkanların bunun teknik bir mesele olduğunu düşünmeleri ve farklı ülkelerdeki benzerlerini dikkate almaları gerekir. Yukarıda eleştirdiğimiz veya belirtemediğimiz tartışma alanları  üzerinden üretilecek her söylem ırkçılığa kapı açacaktır. Suriye meselesinin halli ve elbette geri dönüş imkanı herkesten daha çok istediğimiz birşeydir. Ancak yaşananlar ortada ve geri dönülmez bir noktada.. Nasıl bu hale gelindiğine dair da bir sürü yalanla beslenmiş olanların şimdi üretecekleri yeni yalanlara karnımız tok. Bu ayrı bir tartışmanın konusu. Ancak vatandaşlık daha teknik bir mesele…

Bu konuda öncelikli olarak Türkiye’de yaşayan Suriyeliler ile ilgili ciddi çalışmalar yapılmalı, demografik yapı, sosyolojik incelemeler, şehir şehir araştırmalardan sonra plansız başlayan göçmen alımı planlı bir şekle bürünmelidir. Önce bir fotoğraf çıkmalı ortaya sonra o fotoğrafı nereye asacağımızı , o fotoğrafa hangi gözle bakacağımızı bulmak zor olmayacaktır…

İnşallah içimizdeki faşist canavara dur diyebiliriz..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here