Herşey karıştığında en başa dönmekte fayda var denmiştir. Belki en başa dönülmese bile problemsiz olunan bir zamana ya da o zaman dilimindeki algıya , bakış açısına, kalp ritmine dönmekte her zaman fayda vardı. Tebdil-i mekanın verdiği ferahlık yalnız mekana bağlı kalmayıp , zihnin bir halden bir hale dönmesine de tekabül edebilir. Şeriati’nin hicrete yüklediği anlamda herhalde böyle birşeydi. Özümüze ve aklı selimin bizi sağlıklı bir şekilde yerleştirdiği noktaya sağ salim dönebilmek, yara bere içinde kalsak da dönme cesareti gösterebilecek bir duyarlılık…

Bunu yapabilmenin en kolay yolu da, bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız, inandığımız ya da inandığımızı sandığımız değerlere, bilgilere, ayetlere yeniden dönmekle mümkün.  Öyle bir unutturma medeniyetinin içinde yaşamak zorunda kalmışız ki, neyi ne kadar bildiğimizi bile unutabiliyoruz bazen. Yahu ben bu ayeti biliyordum sözünün sıklıkla kafamızda belirmesi bundan olsa gerek.

Biliyor olmanın verdiği rahatlık ve modern yaşamın önümüze zorla getirdiği bizlerinse kimi zaman zorlanarak kimi zaman da iştiyakle kabullenerek yaşayageldiğimiz hayat unutmaktan başka bir işe yaramıyor maalesef.

Bu sebeple yürüdüğümüz yolu yeniden aydınlatacak kandiller bulmak , yolun çökmüş kırılmış kısımlarını onarmak, yoldaki arkadaşlarımızı kontrol etmek, yola yeniden mana yüklemek ve yeniden mana yüklenerek yola düşmek gerek. Kaldığımız ya da bıraktığımız yerden, ya da bırakıldığımız yerden üzerimize bulaşan kiri pası temizleyip, yeniden ayaklanmak gerek vicdan ülkesinin meydanlarından başlayarak…

Anteppress’in yeni yüzüyle ama değişmeyen ilkeleriyle bu yolda sesimizi duyuran bir pencere bir kapı olacağı aşikar. Siyasetin toz yutturan, adam eksilten meydanında sağlam durmanın zorlaştığı zamanlarda, Allahtan başka hesap verilecek olmadığına ve Allah’ı hoşnut etmekten gayrı bir amaç olmadığına dair imanı tazeleyip yeniden yazmak ve anlatmak gerekiyor.  Dilimiz döndüğünce yüreğimiz yettiğince…

Son günlerde ülke içinde yaşadıklarımız ve bunun şehrimize olan yansımalarına dair şahitliklerimizi paylaşıp can sıkmayalım. Kabul olmayan dualarımızı dert edinsek belki daha hayırlı bir sonuç mu ortaya çıkar bilemiyoruz.

Yıllar evvel Bursa’da öğrencilik yıllarımda Mustafa Özel hocanın bir konuşmasını dinlemiştim. Aklımda kalan ve hala not aldığım defterde de yazılı olan bir cümle şudur ki: İslam’da pazarın kurallarını, fiyatını Allah belirler  diye. Geçtiğimiz hafta sonu hoca Gaziantep’e gelmişti ve oldukça istifade ettiren konuşmalar yaptı. Kuralları en azından genel çerçeveyi  Allah belirler diyerek zihinlerimize çok şey kazıdı. 15 yıl önce söylenmiş sözü yeniden taptaze duymak ümidimi perçinledi belki.

O sebeple kurallarını Allah’tan başka kimsenin belirlememesi gereken alanlarımıza dikkat kesilerek vicdanımızın sesiyle yazmak için yeniden bismillah diyelim. Allah utandırmasın, zalime meylettirmesin, mazluma duyarsız bırakmasın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here