Ne derece doğrudur bilemiyorum ama, Konfiçyus’a atfedilen bir anekdot anlatılır. Konfiçyus’a sormuşlar:
– Eğer bir ülkede yönetici olsaydın ilkin ne yapardın?
– Dili düzeltirdim.
– Neden?
– Çünkü dilde bozukluk varsa söylenilen şey tam olarak anlatılamaz. Eğer söylenilen gerçek anlamı yansıtmazsa, yapılması istenilen şey yapılamaz. Yapılması istenilen şey yapılamazsa töre ( = siz bunu din diye de okuyabilirsiniz) ve ahlak çöker. Töre ve ahlak çöküntüye uğrarsa adalet yoldan çıkar. Adalet yoldan çıkarsa çaresiz kalan halk bunalıma sürüklenir. İşte bu durumları önlemek için öncelikle dili korumak lazım.
Üstad haksız sayılmaz.
Dini ve ahlakı korumak, adaleti sağlamak ve toplumsal çöküntüyü engellemek için kelimelerin gerçek anlamlarını korumak lazım.
Peki ya tersi için?
O zaman da bozmak lazım.
Nasıl mı?
En iyisi siz nasıl bozulacağını düşünedurun; biz “Türkçe Sözlük” okumalarımıza devam edelim. (Türkçe Sözlük, 1945, TDK)
Arap: Arabistan halkından ve bu halkın soyundan gelen kimse.
Fars: İran’ın güney batısında oturan ve Ari soyundan olan bir ulusun adı.
Türk: 1- Beyaz ırkın Alpli kolundan pek eski ve ileri kültürlü, ağır başlı, yurtsever, yüce gönüllü geniş bir budun, ki eski çağlardan beri Orta Asyadaki ana yurdundan dünyanın her tarafına dalga dalga yayılmak ve devlet kurmak suretiyle tarihin gidişine defalarca yön vermiştir; bu gün Balkanlardan Çin içlerine kadar yerleşmiş bulunuyor. 2- Bu budundan olup Türkiye içlerinde yaşayan ulus. 3- Bu budundan ve bu ulustan olan kimse. 4- Bu budundan olmadığı halde Türkiye Cumhuriyetinde yurttaş olan kimse.
Neymiş; Türkler öyle Araplar gibi, Farslar gibi sıradan bir ulus değilmiş. Bilumum olağanüstü hasletlere sahip bir budunmuş. Ayrıca, bu budundan olmadığı halde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan herkes Türk’müş.
Kürt: Çoğu dillerini değiştirmiş Türklerden ibaret olup bozuk bir Farsça konuşan ve Türkiye; Irak ve İranda yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kişi.
Neymiş; Kürtler, dillerini değiştirmiş Türklerden ibaret bozuk bir Farsça konuşan bir toplulukmuş.
Bayram: Ulusça kutlu sayılan gün veya günler. Cumhuriyet bayramı. Şeker bayramı.
Neymiş; bayram, “ulusça kutsal sayılan” gün ya da günlermiş! Örnek mi istersiniz? Cumhuriyet Bayramı ve şeker bayramı! (Ramazan bayramı değil, şeker bayramı)
Din: 1. İnsanların Tanrıya inanış ve bağlanışları. Din ve dünya işleri ayrıdır. 2. Bu konuda tutulan yollardan her biri. Müslüman dini. Hıristiyan dini. 3. mec. İnanılıp çok bağlanılan fikir veya ülkü. Kemalizm Türkün dinidir.
Neymiş, Din ve Dünya işleri ayrı imiş. Ayrıca “Kemalizm Türkün dini” imiş!
Faiz: Ödünç olarak verilen paranın kira karşılığı.
Neymiş; Faiz, ödünç verilen paranın kira karşılığı imiş.
Şehit: İnandığı ve kutsal bildiği bir dava yolunda veya savaş meydanında ölen kimse.
Neymiş; Şehit, “inandığı ve kutsal bildiği bir dava yolunda ölen kimse” imiş. Demek ki, hangi dinden olduğunun ve neye karşı savaşıp öldüğünün hiçbir önemi yokmuş.
Cennet: Bir inanışa göre iyilik işleyenlerin öldükten sonra mükafat görecekleri yer, uçmak.
Neymiş; “bir inanışa göre” böyleymiş. Hangi inanışa göre olduğunun bir önemi yokmuş.
* * *
Sonuç olarak:
Neymiş?
Her rejim kendi sözlüğünü yazarmış.
Neymiş?
Sözlüklerin aslında siyasal bir arka-planı varmış; bu yüzden sözlükler sanıldığı kadar masum değilmiş.
Neymiş?
Sözlükleri dikkatle okumak gerekmiş; ama bir siyasal metin olarak sözlük okumayı asla ihmal etmemek gerekmiş.
* * *
Sonucun sonucu olarak:
Neymiş?
Dini ciddiye alanların dili ciddiye alması gerekmiş.

——————————————————————–
ANTEP PRESS`İN NOTU
Yazının Birinci ve İkinci bölümlerini aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz:

23.01.2011