TYB Gaziantep Şubesi`nin şiir konusunda bu kadar lakayt davranması; üstelik yazarlığı ve şairliği son derece basit bir konuma indirgemesi kurumun acziyetinin bariz bir göstergesi. Bir de Gaziantep`teki bütün yazarların temsilcisiymiş gibi davranmaları tamamen işgüzarlık belirtisi…

Serbest Kürsü / Şair Çelebi

TYB Gaziantep Şubesi’nden Lakaytlık Örneği
Gaziantep, kültür, sanat alanındaki açlığını son dönemlerde fark etmiş görünüyor. Valilik, belediyeler, il kültür müdürlüğü vb. kurumlar da bu alanları desteklemeye başladı. Bu durum sevindirici elbette… Fakat bunun ganimete dönüştürülmesi feci…
Gaziantep’te kültür, sanat, edebiyat alanında etkinlik yapan sivil toplum örgütleri az sayıda. Bunlardan en bilineni genel merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Yazarlar Birliği Gaziantep Şubesi. Genel merkezin yanında İstanbul, Bursa ve Konya şubelerinin gerçekleştirdiği faaliyetler göz doldurur nitelikte olmasa da ihtiyaçları karşılar mahiyette. Fakat Gaziantep Şubesi’ne baktığımızda aynı şeyi söylemek zor, hatta imkân harici… Birazcık yazarlıktan ve edebiyattan anlayanlar, ilk bakışta bu acıklı durumu fark eder mutlaka.
Yazın hayatından beslendiklerini ifade eden kurumlar en azından yazın dünyasını tanımalı, şairlik veya yazarlık vasfıyla muttasıf olmalı. Ne yazık ki TYB Gaziantep Şubesi yazarlığı isim olarak kullanmaktan başka bir meziyete sahip değil. Bunu da web sitelerini ziyaret ettiğinizde gayet açık bir şekilde görebilirsiniz.
Fakat bizim burada ifade etmek istediğimiz bu değil tabi ki. Yine web sitelerinde gördüğümüz Şehitkâmil Belediyesi’yle ortaklaşa düzenlenen “Mehmet Akif Ersoy Şiir Yarışması”yla ilgili…
Şiir yarışması düzenlemek için en azından bir şairlik altyapısına sahip olunması gerekiyor. Tıp yarışması düzenleyenlerin doktorluktan anlamaları gerektiği gibi…
Ödüller fena değil, katılım nasıl bilemiyoruz, fakat jüri üyesi tam bir komedi! TYB’nin her konuda yazar, ama ne yazdığı bilinmez elemanları bu kez de şair kesilmiş! Bakıyoruz, ön jüri üyesi diye belirledikleri kişiler ne zaman şair olmuş, kestiremiyoruz. Acaba kendileri bir şiir yarışmasına şiir gönderse dereceye girer mi, diye merak da ediyoruz.
TYB Gaziantep Şube Başkanı Hanifi Akın, hadis tercümesini bırakıp ne zaman şairliğe soyunmuş bilinmiyor! Meral Uludağ diye ismini sadece TYB Gaziantep haberlerinde duyduğumuz hatun ulusal anlamda düzenlenecek şiir yarışmalarında ömür billah derece alabilir mi meçhul. Nesibe Kantar yazar mı şair mi belli değil; ama en azından şiir tarifi yapabilir mi ki? Sabiha Doğan’ı iki romanından azıcık tanır gibi oluyoruz bir de tarihçi olduğuna dair malumat alıyoruz, ama şiirle ne gibi bir akrabalığı var onu bilemiyoruz!
TYB Gaziantep Şubesi’nin şiir konusunda bu kadar lakayt davranması; üstelik yazarlığı ve şairliği son derece basit bir konuma indirgemesi kurumun acziyetinin bariz bir göstergesi. Bir de Gaziantep’teki bütün yazarların temsilcisiymiş gibi davranmaları tamamen işgüzarlık belirtisi…
Nedir bu lakaytlık yahu?!
Bu kadar basit mi yani edebiyat yapmak, yazmak, çizmek?!
TYB Gaziantep neyin temsilciliğini yapıyor? Sanırız bunu kendileri de bilmiyor!
Üstelik yerel basından takip edebildiğimiz kadarıyla Gaziantep valiliğinin finanse ettiği “Sodes” projesi kapsamında gerçekleştirilen “Şiirle Buluşma” programında Gaziantep bir türlü şiire kavuşamadı.
Ama en azından şiir yazmaya yeni başlayan şair adaylarını, şiirlerini şair olmayanların değerlendireceği bu tür yarışma programlarıyla hayal kırıklığına uğratmaya hakları yok. Üstelik gerçekten şiire ilgisi olan genç yeteneklerin keşfedilmesi açısından bu jürinin ne derece feraset sahibi olduğu da muamma… TYB’nin bu açılardan Gaziantep’e kattığı hiçbir değer olmadığı gibi şairlik ve yazarlığın itibarını hiçe indirmekle de edebiyat dünyasına karşı bir utanç tablosu oluşturuyor.
Eğer şiir yarışmasına hadisçi, tarihçi, kamu görevlisi veya şairliğe ilgi duyan kişilerden oluşan bir jüri ekibi kurulabiliyorsa; yemek, şarkı ve güzellik yarışmalarına da Anteppress’in şahsen tanımayıp ara ara yazılarını okuduğumuz Molla İbrahim Müteharrika’sı jüri olabilir!   

Anteppress