Prof. Dr. Salih Şimşek Yazdı: “ÜZÜLMEK YA DA ÜZÜLMEMEK” 

 

 

Mazrufa (zarfın içine)bakmayıp, zarf  (zarfın kendisi)ile ilgilenen zavallı şekilcilere üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Duayla ‘kader’in değişmeyeceğini, ama belki ‘dua edenlerin’ değişebileceğini idrak etmeyenlerin hallerine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

İçinden çıktıkları yumurtaları beğenmeyen, yiyip içtikleri sofraları unutan; ‘büyütülmüş’, ama kendilerini ‘büyümüş’ kabul eden nankörlere üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Adi bir cinayeti defalarca ekrana getirip, kan görüntüleri ile insanların ruh dünyalarını bozan televizyon kanallarının yaptığı kan ticaretine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Bir kısım esnafımızın, işyerlerinin içinden önlerindeki yolve kaldırıma, çöp olarak ne bulurlarsa atmalarına ve yol ve kaldırımları çöplük gibi görmelerine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Yıllar yılı yollarda olup, yolculuklar yapan; ancak yolculukların tadının yollardan daha uzun olduğunun farkında olmayan, sözüm ona seyyahların ruh hallerine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Birilerin yazdıklarından rahatsız olup, kendisinin e-posta hesabına gönderilen yazılar GÖRMEMEK için ambargo koyarak engelleyen devekuşu davranışlılarına üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Toplumumuzun yarısının kullandıkları oy ve seçtikleri iktidar açısından ‘koyun’, bunların da onları ‘sığır’ olarak nitelemesinden ve tüm halkın ‘hayvanstatüsüne indirgenmesine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Kendilerince bir süre büyük (!) makamlarda bulunduktan sonra ‘pat’ diye yere düşen, ancak hâlâ düşmemiş gibi bir pozisyonunda kasıla kasıla ve koksa koska caka satan bir kısım zevatın ruh hallerine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Dünyanın yuvarlak olduğunu hesaba katmadan, kendi dünyalarınındoğrularını’ başkalarına dayatan ve ‘kime veya neye göre’ terazisini kullanmaktan aciz insanların, bu durumlarına üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Bir kısım ‘devlet adamlığı’ yapmış adamların, ‘mevzuata uygun’ olan bir takım eylem ve icraatları, din ve ahlaka aykırı olmasına rağmen, ‘ahlâka da uygun’ sandıklarına ve bunlara gerekçe de bulduklarına üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

İktidar partisinin dışındaki tüm muhalefet partileri ve mensuplarının, hayatlarında bir defa bile olsa, iktidar tarafından yapılan her hangi bir icraata ‘iyi yaptılar’ dediklerini duymamaktan ve onların sürekli olarak, ‘iyi işlere’ de muhalefet etmelerine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Akademisyenlerin bir kısmının, belli zamanlarda giydikleri cübbelerinin neden düğmesiz dikildiklerini bilmediklerine; bunların, ‘hiçbir çıkar, menfaat ve makam karşısında düğme iliklemeyeceklerini’ ifade ettiklerinin farkında olmamalarına, hatta çoğu zaman tersine davrandıklarına üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içen, her türüyle nimetlerinden sonuna kadar nemalanan ve onun kaynakları ile eğitimini tamamlayan, sonra yurtdışına giden ve orada çalışan ‘eğitimli-elit’ bazılarının, gâvuristanda, kendi ülkesi hakkında yabancılara yalan-yanlış haber yazan ve kendi ülkesini karalayan, onların dili ile ‘oraya gitmeyin, tehlikeli’ diyen nankörlerin ruh hallerine üzülmek gerekir mi gerekmez mi?

 

Hülâsa;

 

Üzülmek ya da üzülmemek!

İşte bütün mesele…

 

Siz ister üzülün ister üzülmeyin!

İster acıyın ister acımayın!