Dünya, bölge ve ülke çok gergin ve bir depresyon hali içinde kıvranıyor, çırpınıyor, boğazına çöken kâbustan kurtulmaya çalışıyor. Ama nafile!

Dünyada en yaygın hastalıklar arasında depresyon, en çok satılan ilaçlar arasında da antidepresanlar ön sıralarda yer alıyor. Depresyonun 2020 yılında kalp hastalıklarından sonra en tehlikeli ikinci hastalık olacağı tahmin ediliyor. Kanser ve AİDS’ten daha tehlikeli olduğu artan bir sıklıkta yazılır çizilir oldu.
Beklentinin (hırs, ihtiras) yükselmesi, True Religion Jeans Sale   modern hayat tarzı, ailenin çözülmesi, bencillik, özgürlüklerin baskı altına alınması, ekonomik sıkıntılar, terör ve şiddet, savaş ve çatışmalar, empati yoksunluğu, fanatizm, göç, alkol ve uyuşturucu kullanımı, adaletsizlikler depresyonun başlıca nedenleri olarak gösteriliyor.
“Türkiye’nin neredeyse yarısı antidepresan kullanıyor” gibi bir tespit vemikenet   Toplumsal Depresyon” ile “Toplumsal Şizofreni” gibi kavramlar yaşadığımız toplumun ruh halini yansıtan önemli vurgular olarak dikkat çekiyor.
Yanı başımızdaki Suriye’deki savaş dolayısıyla ortaya çıkan iç karartıcı katliam ve öldürme görüntüleri ile her gün yenilenen kitlesel ölümler, kedi köpek eti yemeye kadar götüren açlık, Türkiye’ye sığındığı halde bir lokma ekmek bulamayan, bunun için bedenini satmaya yönelen Suriye’li kadınların içine düştüğü vahim durum;
İşgal sonrası Irak’ta süren bombalamalar, çatışmalar, Şii-Sünni-Kürt ayrışmasının neden olduğu sorunlar;
Biraz ötemizde halkın kararını gasp eden darbeye karşı süren direniş, darbe yapmaları yetmiyormuş gibi toplumu iç savaşa sokmaya çalışan darbecilerin pervasız davranışlarının yaşandığı Mısır’ın hali;
Sürekli iç savaş psikolojisi içinde yaşamaktan kurtulamamış bir Lübnan;
Yaşadıkları travmayı atlatmakta ciddi zorluklarla karşılaşan ve gerginliğin had safhada olduğu Tunus ve Libya;
Ortadoğu’da benzer kaynamaların yaşandığı diğer Ülkelerin içinde bulunduğu çıkmazlar, kuşkusuz ruh halimizi baskı altına alarak olumsuz etkiliyor.
İçeride; otuz yıllık çatışma ortamının yol açtığı psikolojik sorunlar sürerken ve henüz bir rehabilite sürecine girmemişken, çıkarına aykırı gördüğü barış için atılan adımları geriletmeye çalışanların çabaları;
El değiştirmesini sindiremedikleri iktidarı geri almak için Laik-Anti laik çatışmasını hortlatmak isteyenlerin, fırsattan istifade siyasi rant devşirmeye çalışan CHP’nin, yeni tip bir zengin kesimin türemesiyle paranın el değiştirmesine öfkelenen ve gücünü kaybettiğini gören sermaye çevrelerinin, hayat tarzını rejimin vazgeçilmezi sayanlar ile diğer gayrimemnunların kışkırtmaları ile derinleşen karşıtlıklar bir yığın gerginliğe yol açıyor.
Bütün bunlara ek olarak toplumun tarih kültürünün de karşıtlığı ve dolayısıyla gerginliği beslediği söylenebilir.
Anadolu’ya yayılıp egemenliği altına alma hedefi güden Alevi Türk Safevi Devleti’nin başındaki Şah İsmail’in siyasi emelleri için annesini öldürmeyevaran bir gözü dönmüşlüğe düştüğü iddiaları;
Benzer şekilde; tehdit oluşturan Safevi Devletini ortadan kaldırmak ve İslam Birliğini kurmak isteyen Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in işi kardeş katline kadar götürmesi, çatışma kültürünü besleyen ve toplumsal hafızayı baskılayan olaylar olarak değerlendirilebilir. Sünni-Alevi karşıtlığının oluşumunda, bu baskılarla şekillenen bilinçaltının etkili olduğuna kuşku yoktur.
Ancak buna rağmen iki tarafı ortak noktada buluşturan; inancın, özün, sevginin, doğruluğun, bir arada yaşama kültürünün, ayrılık yerine birliğin şifrelerini ortaya koyan bir Yunus Emre geleneğinin yüzyıllardır yaşadığı ve etkili olduğu da bilinmektedir. Süregelen bu birleştirici çizginin günümüzde birçok sorunun üstesinden gelmeyi kolaylaştıracağı, ihmal edilmemesi gereken bir gerçektir.
Bu nedenle; anlamlı ve yerinde bir buluşma olarak düzenlenen Sünni-Şii Kardeşliği İftarı” vesilesiyle seslendirilen öneri bunca gerginliğe müthiş bir yatıştırıcı olacaktır:
“Üçüncü köprünün adının Yunus Emre olarak değiştirilmesi” toplum kesimlerini rahatlatacak ve sükûnete yol açacaktır.
Böylece, Ramazan Orucunun anlamına ve birleştirici ruhuna uygun bir davranış hayat bulmuş olacaktır.

01.08.2013