İsmi sıklıkla protokol tarafından Kızılay`la karıştırılan Yeşilay Cemiyetinde bir yıllık bir temsilcilik görevi ifa etmeye çalışıyorum.


Esasen böyle bir görevin geldiği zaman dilimi ancak kaderle açıklanabilecek kadar yoğun ve sıkıntılı idi. Yeşilay Cemiyeti İl temsilcisi olduğumda sırtıma ve yüreğime yüklenmiş ağır yüklerin hafifleyeceğini sanmış olabilir birileri. Bilakis yükümü daha da arttırmıştı. Mantıklı bir tercih değildi yaptığım ancak gönüllülük hususundaki kalbi direnişimin ve vicdanımın beni yine “doğru” yere yönlendirdiğinden şüphe etmedim en başından beri. Gaziantep`te bugüne kadar hiç Yeşilay temsilcisi olmaması da ilginç bir garabet midir bilemedim. Kimsenin rahatsız olamayışını anlamak gerçekten zor. *

Çok şükür bir yıl içinde çeşitli temaslarla ve faaliyetlerle Yeşilay Cemiyeti`nin varlığını asla yeterli olmasa da duyurmaya çalıştım. Bundan sonra da hem insanilikten uzak bağımlılık yapan maddelerle mücadelede ve hemde şehrin asli değerleri noktasındaki çalışmalarda gönülden gelen çalışmalarda bulunmaya gayretimiz olacaktır inşallah..

Bir fırsatın önümüze gelişi herşeyden evvel Allah`ın bir önerisi gibidir. Ve eğer bu öneri içerisinde yaradanın rızası, can , mal , akıl, nesil ve elbette dinin korunması var ise, karşı durmak anlamsız olacaktı. En önemli husus ise önceden Anteppress üzerinden haberleştirmeye çalıştığımız bazı meseleler idi. Tarihi mekanlardaki içki aymazlığı ve şehrin medeniyet temellerine dinamit koyan etkinliklerin gidişatı bir karşı duruşu gerektirecekti. Her ne kadar Gaziantep`te faaliyet gösteren STK lar ya da Cemaatler içinde -bir iki tanesini saymazsak- bu hususlar umursanmasa da birşeyler söylemek ve geleceğe dair bir öngörü sunmak gerekiyordu. Gazze`den başka hiçbir konuda tam kadro bir araya gelememek ciddi bir problem artık bizler için. Bu konuda sıkıntılı olan da yalnızca ben değilim bildiğim kadarıyla…

Sıkıntı yaratan en büyük nokta ise  Allahın yarattığı arz içerisinde adaleti, hakkaniyeti ve insaniliği ayakta tutması gereken camiaların ,çevrelerin meseleyi tam olarak sahiplenememesidir. En son yaptığımız bazı etkinliklerde çok fazla kişiye çeşitli davet yöntemleriyle iletişim kurarak bilgiler vermemize rağmen programlarımza katılımlar yeterli sayıda değildi. Esasen bir tek kişiyi dahi fikir olarak bağımlılıkla mücadele etme alanına çekmemiz bir başarı iken ,  az önce de belirttiğim üzere inancımızın en temel korunacak şeyler olarak belirtttiği “can.mal,akıl,nesil,din” hususları üzerinde gayretler sarfeden insanların daha fazla ilgisine ve iştiyakine mazhar olmayı isterdim açıkçası.. Bu noktada AGD `den programa katılan sevgili Fatih Evyapan kardeşime de katılımlarından ötürü çok teşekkür ediyorum.

Yine Gaziantep protokolünün randevu almaktan görüşmeye kadar çektiğimiz onca eziyeti ve davet ettiğimiz programlara katılmakta imtina etmesi de rahatsızlık verici. Bu hususta olayın içinde olan Emniyet Müdürlüğü`nü ayrı bir yerde tutuyorum. Çünkü her gün insanlık suçu işleyen onlarca uyuşturucu satıcısıyla muhatap oluyor ve bu beladan zarar görenleri birebir takip ediyorlar. Bu da onları sorumlu kılıyor ki Gaziantep`teki ekibin ilginç bir duygusal yoğunluğu da var. Bu vesileyle Cumartesi akşamı yaptığımız Ödül törenine katılan İl Emniyet Müdür Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Özçelik beyefendiye teşekkürlerimi de sunuyorum. Yarışma için emek veren Milli Eğitim`den ise kimsenin katılmaması üzüntü vericiydi bununla birlikte.

Sözü fazla uzatmadan Yeşilay Cemiyeti`nin klasik sağlık konsepti üzerinden değil bağımlılık yapan maddelerin üretimi satımı ve bunların yaygınlaştırılması konusundaki yapılanları “insanlık suçu” olarak addedip çok boyutlu bir mücadelesi olduğunu belirtmeliyim. İnsanların hayatına kasteden şeyler hemen her ilahi dinde yasaklanmıştır. Bunlar ister ani olarak ölüme sebep olsun ister uzun sürede, ister aklı gidersin isterse insan onuruna zarar versin her türlü yasaklanmıştır.

Teorik olarak öğrettiğimiz bilgi ve kaidelerin pratikte çok çabuk kaybolmasına sebep olacak olan bağımlılık belası noktasında daha fazla duyarlı ve iştiyaklı olmamız gerekiyor. Bu noktada kendi payımıza düşen kusurları da görmekle birlikte Gaziantep`in, Gaziantep`lilerin , bir derdi olanların, Allah`a ve insanlığa karşı sorumluluk duyanların , insanlığa yapılmış en büyük zulümler kategorisinde üst sıralarda yer alan bu meselede, aktivitilerini arttırma konusunda bir çağrı da bulunmuş olayım..

Elbette gayret bizden tevfik Allahtandır…

*Rahatsız Dergisindeki arkadaşlara bu konuyu da hatırlamakta fayda var, Gaziantep niye Rahatsız değil diye…

04.04.2012

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here