logo

01 Kasım 2017

Yoksulluk Lobisi

Fuat Türker yazdı.

 

“Yoksulu doyurmak Allah’ın rahmetini gerekli kılan güzel amellerdendir.” (Tergib ve Terhib., c.2/372-9)

Bugün dünyanın hemen her ülkesinde halkın çoğunluğu yoksullaşmaktan şikayetçi. İnsanlar dünya kaynaklarının azaldığını, nüfusun çoğalmasıyla imkanların kısıtlandığını düşünüyor.  Hatta dünyada insanların ‘açlıktan’ ölmesine artık şaşırılmıyor bile.

 

Oysa şu bir gerçek ki; dünyanın sahip olduğu tüm kaynaklar, bugünkü dünya nüfusunun iki katını beslemeye yeter. Yani insanların yoksullaşıp kaynaklardan yararlanamamasının sebebi kaynakların yokluğu değil, organize oluşturulmuş yoksulluk lobisidir. Dünya, her insana bol bol yetecek iken, bu lobi buna izin vermiyor. İnsanlar ve ülkeler yoksullaştırılmış ve adeta bir sömürü sistemi hayata geçirilmiş durumda.

 

Dünya üzerinde 8 milyara yakın inşan yaşıyor. Her yıl ise 4.5 milyar ton yiyecek üretiliyor. Yani yiyecek üretimi, insanlığı kolayca doyurabilecek kapasiteden  %50 bile fazla. Bu üretimle her yıl 10 milyar insan doyabilecek iken neden dünya nüfusunun %12 si açlık sınırının altında yaşıyor? Neden 850 milyon kişi aç durumda?

 

Cevap; açgözlülük.

 

Dünyanın en zengin %1’i ile en fakir %50’sinin serveti aynı. Yani imkânların adaletli dağılmıyor olması açlığın ve yoksulluğun başta gelen sebebi.

 

Diğer bir sebep ise israf. Küçük bir azınlık, kaynakların büyük kısmını israf ediyor, tüketiyor.

 

Bir diğer sebep ise silahlanma yarışı. İnsan öldürmeye trilyonlarca dolar ayrılırken, insanları yaşatmak için neredeyse hiçbir çaba gösterilmiyor. Yani insanlar üretmek yerine savaşarak tüketiyor, inşa edeceğine yakıp yıkıyor, yok ediyor.

 

Ayrıca bir de ‘yoksullaştırılması gereken’ ülkeler var ki, en önemli özellikleri sahip oldukları kaynaklar. Örneğin Afganistan,  Irak,  Myanmar ve tüm Afrika ülkelerinin, sahip oldukları zengin kaynaklara rağmen savaştan ve kıtlıktan bir türlü kurtulamıyor olmaları normal mi?. Bunların birçoğu eski sömürgecilerin tekelinde hareket etmeye mecbur bırakılıyor. Çok değerli yeraltı zenginliklerine rağmen, bunları işleyecek sanaiye ve ulaştıracak bir ulaşım ağına sahip olmalarına asla izin verilmiyor. (http://gundemanaliz.com/)

 

Üst üste felaketlerin, nefret ve şiddetin en güçlü şekilde yaşandığı gördüğümüz, insanın ve insanî değerlerin neredeyse unutulduğu özel bir vakitteyiz. Ahir Zaman iyilerle kötülerin mücadelesinin en belirgin ortaya çıktığı dönem.  Kötülerin gerçekten kötü, iyilerin ise zorlu bir mücadelenin içinde çabalarıyla değer kazandıkları dönem.

 

Kur’an’da tarif edilen ekonomik dengesizlikleri, sömürü mekanizmalarını ve her türlü adaletsizliği ortadan kaldıran müthiş adil sistemi uygulamak için, birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Kendi çıkarlarımızı, kendi rahatımızı düşünerek, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla sömürü sisteminin bir parçası olmaktan şiddetle kaçınmalıyız. Dünyaya yalnızca rahat yaşamak için değil, imtihan olmak için geldiğimizi unutmadan.

 

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75) diye sorar Kur’an. Acz içindeki tüm insanlar Müslümanların sorumluluğu altındadır.

 

Savaş, egoizm, şiddet, bencillik bataklığı kurutulmadan sivrisinekle mücadeleyi kazanamayız. Bu adaletsizliğin önüne geçilmesi, ancak varlıklı insanların Kur‘an’da bildirilen güzel ahlâkı benimsemesiyle gerçekleşir.

 

Kendi imkanlarından özveride bulunup yoksula ve düşküne yardım etmek… Kendisinin hoşlanmayacağı şeyleri başkalarına yapmamak… Gösteriş yapmak, adını duyurmak için değil, sadece Allah’ın rızası hedeflenerek muhtaçlara hizmet ve yardım etmek…

 

Toplumda sosyal adaleti ve barışı sağlayacak olan çözüm, bu ahlaki erdemlerin benimsenmesidir. Allah, maddi yönden güçlü olan kişilerin nasıl davranması gerektiğini şöyle haber veriyor:

 

Sizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 22)

 

İnsanlığın kurtuluşu, kendi ihtiyacı olmasına rağmen, imkanlarını Allah rızası için başkalarına sunan bu üstün ahlakın yeniden diriltilmesindedir. Kurtuluş Kur’an ahlâkının sıcaklığının insanlığı sarmasındadır.

 

“Onların mallarında dilenip-isteyen ve iffetinden dolayı istemeyip de yoksul olan için de bir hak vardır.“ (Zariyat Suresi, 19)

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.