Buralarda aylardan bahar Mustafa Abi, buralarda aylardan hüzün.
Yalpalayan ömürlerimiz, kışlara gebe günler yaşıyor.
Tutunamıyoruz dallarımıza; biz hep, sendeleyen düşüşler yaşıyoruz, biz hep düşerek yürüyoruz Mustafa Abi, biz hep…
 
Ağır aksak ömürlerin üzerindeki elbiseler diyorum, dilimize giydirip ömrümüze seremediğimiz tövbeler, hep dökülüyor Mustafa Abi, hep dökülüyor… Ve dalından salına salına düşen çınar yaprağı gönlümüz.
 
Kırılgan bir çocuk gibi elimizdeki tatlı şekerlere yutkunmamız; iki lafı bir araya getiremeyip virdimize veremememiz, yani adam olamayışımız hep bu yüzden, elimizde ki şekerden Mustafa Abi.
 
Şehir tüm hızıyla, umursamalığıyla akıyor; insanlar akıyor, görüyorsun Mustafa Abi, kimse kimseye değmeden bencilce yaşayabiliyor. Gözlerimiz bile birbirini unuttu, hiç kimse içimize bakmıyor. Biz aslen nereliyiyiz sahi? Yüreğimiz bizim neyimiz olur? Elimiz, ayağımız neden bizden ayrı?
Zaman dursa diyorum arada, içimize baksak, sonra birbirimize, gökyüzüne bir de…
 
Sağanak sağanak düşüyor ömrümüz Mustafa Abi, ve biz hep kaybediyoruz.
İri yazılı reklam panolarından, afişe edilmiş sözlerden, makama, paraya ve kılık kıyafete tapan yeryüzü insanlığından kaçışımız bundan.
 
Yorgunuz Mustafa abi, çok yorgun, alabildiğine.
Dizlerimizin dikilme ânı, sadece tahiyyatlardan kalma, hayatın içerisinde diz çökenleriz. Dik duramayanlar yani, omurgasını kaybedenler, yanakları kirli, avuçları nasırlı, söz tutamayanlarız;  sözü dillerden gönle indiremeyenler, falsolu hayat sahipleri.
Eskiciye devredilen işe yaramaz eski kilimler gibi serilmiş ömürler yaşıyoruz.
 
İçimiz ayak izleri dolu, her yanımız toz bulutu, toz bulutu… Yağmur diyorum Mustafa Abi; yağmurda yağar mı kuraklaşmış gönlümüze, ıslatır mı nemlendirir mi?
Düşer mi içimize, ağlar mı?
 
Tozumuzu silkeleyecek ince bir dokunuş değmeli vahiyce ve çarşı pazarda ki, kafalarda ki, meydanlarda ki tüm gürültüler susmalı Rahman’ın ayetleri dökülünce. Sahi, her şey susmalı, kelimler lâl, yüreklerde bir ihtilal olmalı değil miydi Mustafa Abi?
Vahiy hâlâ diri de, ölü olan ne !?
 
Her şeyimiz ne kadar çok Mustafa Abi, azımız ne kadar az. Soğuk klimalı odalarda her yerimiz buz kesti, yüreğimiz bile.
 
Yer minderleri döşeli, sıcak yürekli çaylardan söyledim âleme bizi iyi etsin diye Mustafa Abi. İçine de biz kattım, bir tutam da yürek…

30.08.2012