Prof. Dr. Salih Şimşek Yazdı…

 

Yaşlanmayanların ‘hatıraları’ olmaz ki…

 

Evet, ‘doğru’ söze ne denir… Söz vardır sözden içerü…

 

Renk körlerine ‘renkleri anlatmak’ mümkün değildir.

 

Herkes gerektiği gibi gaz veremez! ‘Gaz vermek’ de bir marifettir.

 

Düşmekten korkup, yürümeyi unutmamak,  demirden korkup trene, uçağa ve otobüse binmekten çekinmemek gerek…

 

Ahh, eziklik ah… Sen var ya sen… Bazı insanlara ‘yanlışı’ bile şiddetle ‘doğru gibi‘ savundurursun!

 

Yapılan bir veya eylem için kâfirler, eğer ‘kötü’ diyorsa, boş yere başka belge aramayın; o iş veya eylem, ‘doğru’, ‘iyi’  ve ‘güzel’dir.

 

Bir reklâm: Türban üzerine peruk takılır… Evet, zulmün dışarı vurmuş hali böyle görünüyordu, meşum 28 Şubat döneminin zulmünün yapıldığı sıralarda…

 

Dünyanın her yerinde şu veya bu şekilde zorluklar, felaketler, sıkıntılar ve diğer ‘imtihan araçları’ mevcut. Şu anda herkes, adım adım öteler âlemine yaklaşıyor

 

Nedendir bilmiyorum; bazen aklıma akılsızca sorular geliyor: Meselâ, az önce öğrendim, Cumhurbaşkanı Umre için Suudi Arabistan‘a gitmiş. Dönünce bazıları onun bu dinî ziyaretini ‘kabul’ ederler mi yoksa ‘kabul olmadı senin umren ve orada yaptığın duaların‘ diye eleştirirler mi?

 

Zaman zaman düşünüyorum da; aynı idealin sahibi, ancak farklı siyasi partilere destek veren insanların birbirlerine kırılmalarına gerek yok. İnsanlar robot değildirler ve siyasi olarak da hepsinin aynı ‘doğru‘yu düşünmeleri gerekmez. Partiler birer araçtır. Bugün olan bir parti, yarın olmayabilir. Önemli olan ideallerin ölmemesi ve değerlerin paylaşılmaya devam edilmesidir.

 

Olmaz!’, demeyin. Bugün gönlümden bugün elektrik tellerinin üzerinde dolaşmak geliyor. Ayaklarım yerden kesilmiş, aklım kafamdan bir kaç metre yukarıda, beynimi evde bırakmış vaziyette, nereye toslayacağım veya nerede yerin dibini bulacağım endişesi taşımadan gezmek istiyorum. Hayal, ama olsun. Dünyanın her yerinde zalimlerin zulmü sebebiyle, katillerin cinayetleri ve insan kasaplarının ellerinden ölen insanlar vardır, ama sadece gözlerini kapayıp hayal kuranlardan ölen olmamıştır ya…

 

Bir dönem Türkiye’de ‘28 Şubat’ ismi verilen bir süreç vardı. Ön planda görünen başörtüsü idi. Aradan şu kadar zaman geçti, tartışmaları devam ediyor. Edecek de… Ama ‘başörtüsünü savundu, savunmadı. O savundu bu savunmadı’ sözlerinin hiçbiri önemli değil… Ortada fiili bir zulüm vardı ve zalimler tarihin çöplüğüne gönderildi. Gerisi hikâye… Ne yazarsak, ne yazmazsak, kimi suçlarsak veya temize çıkarırsak durum değişmez. O meşum süreçte zulüm vardı ve zalimler akabinde çöplüğe gönderildi.

 

Ahh, ah…

Nedense kalemimden hep zamansız sözler dökülüp ortalarda dolaşıyor. Bir de zamanlı sözler söyleyebilsem ve yazabilsem, ne iyi olacak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here